NATO'nun Rusya'nın Baltık ülkelerine saldırması senaryosuna karşı hazırladığı belge, geleceğin savaşlarının geçmiştekilerden ne denli farklı olacağını gözler önüne seriyor. Belgeyi hazırlayan en kıdemli subayın binbaşı rütbesinde olması ilk bakışta sıradan bir askeri çalışmayı akla getirse de iki unsur onu öne çıkarıyor.
Birincisi, modern muharebe alanı köklü bir dönüşüm geçiriyor. Her yeri kaplayan dronlar nedeniyle tank taarruzları ve yoğun topçu atışları, yalnızca on yıl öncesiyle kıyaslandığında bile çok daha riskli ve uygulanması güç hale geldi. İkincisi ise NATO'nun bu belgeyi kamuoyuyla paylaşması; ittifakın değişen savaş anlayışını kavradığını ve buna hazırlandığını açıkça ortaya koyması bakımından dikkat çekici.
Tankların dönemi bitiyor mu?
Birkaç yıl öncesine kadar kara savaşının tartışmasız belirleyicisi olan tanklar, bugün ilerleme güzergahlarını dolduran "bekçi" dronlar nedeniyle hedef mevziine ulaşmakta bile zorlanıyor. Bu tablo, yivli silahların ortaya çıkmasıyla toplu hücumların intihara dönüştüğü tarihi kırılma noktasına benzetiliyor.
NATO'nun konseptinde en belirgin vurgu, robotik ve otonom sistemlere verilen merkezi role yapılıyor. Yarı veya tam otonom savaş platformlarının yaygınlaşmasıyla birlikte küçük ve yüksek eğitimli asker gruplarının çok sayıda robotik sistemi yöneteceği, geleneksel anlamda büyük ordulara olan ihtiyacın ise azalacağı öngörülüyor.
Savaş ekonomisi de değişiyor
Geleneksel silah sistemleri devasa lojistik altyapılar gerektiriyor. Tek bir top mermisinin üretim bandından savaş alanına ulaşması için kara, demir ve kara yolunu kapsayan uzun bir zincirden geçmesi gerekiyor. Hedefi yok etmek için ise çoğu zaman yüzlerce mermi harcanmak zorunda kalınıyor.
Dronlar bu denklemi kökten değiştiriyor. Ucuz, hızla üretilebilen ve garajlarda bile imal edilebilen bu araçlar, geleneksel sistemlerin lojistik yükünü büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Gelecekteki savaş sistemlerinin akıllı telefon teknolojisine yakın bileşenler kullanıp kullanmayacağı henüz netlik kazanmamış olsa da yön belirgin.
Elektrik ağları yeni hedef
Değişen muharebe anlayışı, stratejik hedefleri de dönüştürüyor. Düşmanın tüm sistemlerini işlevsiz kılabilecek elektrik altyapısı, tanklar ve askerler yerine öncelikli hedef haline gelebilir. Elektrik santrallerini korumak görece mümkün olsa da yüzlerce kilometrelik iletim hatlarını savunmak neredeyse imkânsız.
Üçüncü Dünya Savaşı nasıl görünür?
Uzmanlar, olası bir üçüncü dünya savaşının milyonlarca askerin sınırı geçtiği ya da dev tank kollarının kıtalara yayıldığı klasik tabloya benzemeyeceğini öngörüyor. Bunun yerine nükleer güçlerin kendi şemsiyelerinin altında korunurken daha küçük müttefikleri aracılığıyla yürüttüğü; dronlar, uydu sistemleri ve yapay zekâyla birbirine bağlanan çok sayıda eş zamanlı bölgesel çatışmadan oluşan karmaşık bir tablo beliriyor.



