Çeşitli şehirlerde olduğu gibi Diyarbakır'da da düzenlenen 10-18 Ekim tarihlerindeki festival programları da ne yazık ki bu amaca hizmet eden, kadim bir şehrin ruhuna tamamen yabancı bir anlayışla organize ediliyor.
Şehirlerimizin öz kültürünün korunarak gelecek nesillere aktarılması hayati bir öneme sahipken, bugün karşımıza çıkarılan tablo, bu değerleri canlı tutmak bir yana popüler kültür içerisinde boğulmaktadır.
Geçtiğimiz günlerde AMEDHABER'de kaleme alınan müziğin dönüşümü konusundaki yozlaşmanın ve dönüşümün somut bir yansımasını, bugün Diyarbakır'daki festival meydanlarında ibretle izliyoruz.
Bu şehrin bağrından çıkmış yerel sanatçıların esamesi bile okunmazken, mahalli kültürümüzün ezgilerine afişlerde tek bir satır dahi yer verilmemiştir. Aksine, Diyarbakır'ın müzik kültürüne, inancına ve kimliğine en uzak, en aykırı ne kadar unsur varsa bu şehre taşınmıştır.
Kültürler arası etkileşim elbette kıymetlidir, ancak bir şehrin öz kültürünü yok sayarak, dışarıdan ithal edilen ve yerel hassasiyetleri çiğneyen bir eğlence anlayışını "kültür" diye dayatmak, bu halkın öz kültürüne ve geçmişine yapılmış açık bir hürmetsizliktir.
Bu durum, her şehrin kendine has bin yıllık derinliğini ve mistik havasını yok ederek, "tek bir merkezden üretilmiş homojen bir popüler kültür şablonunu tüm şehirlere dayatmaktadır."
Kültür, derinliğinden koparılarak tüketilmesi ve unutulması kolay bir "eğlence metasına" indirgenmekte, genç nesillere kendi kökleri yerine küresel ve içi boşaltılmış bir modernizm enjekte edilmektedir.
Altyapı düzenlenmeden atılan adımlar, yoğun trafik ve park problemleriyle birleşerek Diyarbakır'ı yaşanmaz hale getirmiştir. Öyle ki trafik yoğunluğu Diyarbakır halkını artık isyan edecek seviyeye getirmiş ve şehir trafiği şu anda felç olmuş durumdadır.
İşin en acı ve kabul edilemez tarafı ise, Diyarbakır'ın on yıllardır restorasyon bekleyen tarihi surları, camileri, hamamları ve kadim evleri göz göre göre çürümeye terk edilmişken, paranın göstermelik eğlencelere saçılmasıdır.
Milyonlarca liralık devasa bütçeler, kalıcı, aslına uygun restorasyon projelerine veya yerel zanaatkarların desteklenmesine harcanması gerekirken, birkaç günlük geçici sahne kurulumlarına ve popüler figürlere aktarılmaktadır.
Üstelik bu bütçeler yerel ekonomiye kalıcı bir katma değer de sağlamamakta, para yine organizasyonu elinde tutan büyük merkezi ajanslara gitmektedir.
Festivaller uğruna binlerce yıllık mekânların önü, ruhsuz metal sahneler, tarihi dokuya zarar veren hassas yapılarda fiziki aşınmalara yol açarken, inanç turizminin ve maneviyatın merkezi olan bu alanların ruhu, festival adı altındaki curcuna ile çiğnenmektedir.
Bu festivaller "yukarıdan aşağıya" bir emir-komuta zinciriyle planlanmakta şehrin kendi akademisyenleri, yerel tarihçileri, sivil toplum kuruluşları, mahalli sanatçıları ve kanaat önderleri sürecin tamamen dışarısında bırakılmaktadır.
"Şehre ait bir kültür programı, ne yazık ki şehri hiç tanımayan bürokratlar ve organizasyon şirketleri tarafından masa başında yazılmaktadır."
Festivallere harcanan milyonlarca lira, devletin bütçesine ve kamuya bir zarar olarak yansımaktadır. Dışarıdan gelen, modern ve popüler olarak sunulan yaşam tarzlarına özenen gençler, maalesef ahlaki, dini ve geleneksel değerlere aykırı hareket etmeye başlamaktadır.
Bu farklı giyim tarzları ile eğlence anlayışları, özellikle gençlerde davranış değişikliklerine yol açarak kültürel bir şok etkisi oluşturmaktadır. Festivaller küreselleşmeyi hızlandırırken aynı zamanda toplumun ahlaki dokusunu ve manevi değerlerini zayıflatma riski de taşımaktadır.
Halkın inancını, hassasiyetlerini ve geleneklerini hiçe sayan bu dayatmacı yapıya karşı, etkili-yetkili, ses çıkarması gereken herkesin bu konuda daha duyarlı davranması Diyarbakır halkının beklentileridir. Diyarbakır sıradan bir şehir değildir; tarihiyle, dilleriyle, gelenekleriyle kadim bir kültüre şahit şehirdir.
Bu kadim şahidin yozlaştırılmasına, gençliğin ahlaki ve kültürel bir erozyona sürüklenmesine asla göz yumulmamalı, bu türden projelerin Diyarbakır kültürünün devam ettirilmesine katkı sağlayacak şekilde planlanması gerekmektedir.





