Mardin Artuklu Üniversitesi Konferans Salonu’nda düzenlenen program, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Mevlid-i Şerif’in okunması, şiir dinletileri ve Özlem Ajans sanatçılarının ilahileriyle katılımcılara manevi anlar yaşatıldı.

Programa konuşmacı olarak katılan Araştırmacı-Yazar Abdullah Kavan, güncel konulara dikkat çekerek önemli mesajlara yer verdi.

"Şer güçlere karşı her Müslümanın vahdet için çalışması şarttır"

Programda Peygamber Sevdalıları Vakfı'nın 2026 Mevlid-i Nebi mesajı Mehmet Koç tarafından okundu. Etkinlikte konuşan Kavan, Hazreti Muhammed Aleyhisselam için yükselen salavat ve tekbirlerin insanlık için bir nur, bir umut olduğunu belirtti.

Kavan, "Artık bu salonlar, sokaklarımız, meydanlarımız artık Muhammedî kalabalıklara sahiplik ediyor ve edecektir Allah’ın izniyle. Bunun için biz ne kadar şükredersek, ne kadar hamd edersek azdır. Şu salonlardan, meydanlardan, Diyarbakır’dan, Batman’dan, İstanbul’dan, Van’dan yükselen tekbirler, salavatlar, 'La ilahe illallah' söylemleri bir nur olmuştur. Yüce Rabbimiz, 'Allah ve melekler Muhammed’e salavat getiriyor. Ey iman edenler! Sizler de salavat getirin.' buyurmaktadır. Bunun için yükselen salavatlar, tekbirler bir ışığı, bir nuru, bir umudu doğurmuştur. Ve bu umut, bu nur sadece belirli bir kesimi değil, sadece belirli bir bölgeyi değil, sadece bir coğrafyayı değil, bütün insanlık için bir nur olmuştur, bir kurtuluş reçetesi olmuştur." dedi.

"Epstein dosyalarında gömülen kız çocukları ile Gazze’de ve birçok İslam coğrafyasında enkaz altında kalan o masumların benzerliği…"

Dünyada yaşanan zulümler ve özellikle Epstein dosyalarına dikkat çeken Kavan, "Bugün dünyada yaşananlar, mezalimler, savaşlar, Epstein dosyalarıyla o yönetici konumunda olan kişilerin bakış açıları, ruh dünyaları, bütün bir insanlığı, sadece Müslümanları değil, herkesi şoka uğratmıştır. Herkes bir kurtarıcı bekliyor, herkes bir nur, bir umut, bir çıkış yolu arıyor. Epstein dosyalarında o masum kız çocuklarına yapılan muameleyle Mekke’de toprağa gömülen o küçücük kızlar ne kadar da benzerlik arz ediyor! Gazze’de ve birçok İslam coğrafyasında bombalarla enkazlar altında kalan o masum yavrular, o çocuklar Mekke’de gömülen o çocuklarla ne kadar büyük bir benzerlik arz ediyor! Bir umut bekleyen insanlar bir çare arıyordu, çaresizlik içerisinde çırpınıyorlardı. Ve sadece İslam coğrafyası değil, buradan daha çok Avrupa’da ve Batı’da artık herkes bir çözüm yolu arıyor. Bunun için diyoruz ki buradan yükselen sesler böyle basite indirgenecek bir şey değildir." diye konuştu.

Kavan, "Sadece Müslümanlar değil, o Mekke döneminde, o Arabistan çöllerinde öyle zulümler artmıştı ki güçlü güçsüzü eziyor, haksızlıklar, katliamlar, hırsızlıklar, ahlak yozlaşmaları o kadar hat safhaya gelmişti ki bir avuç insan bir araya geliyor. Hilfü'l Füdul diye bilinen 'Erdemliler Hareketi'ne insanlar bir araya geliyor, bir çare arıyorlar. Ve nübüvvet döneminde Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) diyor ki, 'Eğer o hareket yine başlarsa vallahi ben onların içerisinde yine yer edinirim.' Vallahi bu durum aynı benzerliktir. Ve şu anda Avrupa’daki insanlar, bütün bu coğrafyamız bir kıvılcım bekliyor, bir umut bekliyor. Bundan sonra nübüvvetle birlikte öyle bir değişim yaşandı ki 23 yıl içerisinde oluşan değişimleri burada anlatacak değiliz ama kıyas açısından şöyle bir karşılaştırma yapalım. Çocuklarını toprağa gömen o insanların geldiği nokta neydi? Bir karınca yuvasını gördükleri zaman üzerinden atlayıp bir karıncayı dahi ezmeyecek noktaya gelmişlerdir." dedi.

"Değerlerin kıymetini bilmemiz lazım"

Kavan, "O insanlar ki Mekke fethedildiği zaman cahiliye döneminde Mekke fethinde Medine’den gelirken, kocaman bir ordu adeta köpek ve yavrularını rahatsız etmemek için zikzaklar çiziyorlar. Nereden nereye geldiklerini anlama açısından bir kıyas olarak bunu gösterelim. Yine o bedevi insanlar, hiçbir gelenek ve göreneği bilmeyen o insanlar; Ayet-i kerimenin ikazıyla Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in huzuruna geldikleri zaman seslerini indiriyorlardı. Peygamber Efendimiz bazen gülümseyerek, 'Sesinizi yükseltin, sizleri duyamıyorum.' diyordu. Nereden nereye! Esfeli safilinden eşrefe... Ve bu değişimi sağlayan 23 yıl içerisinde bazı değerler vardı. O değerler içimizde. Dolayısıyla o değerlerin kıymetini bilmemiz lazım. Çünkü ashab bu değeri çok iyi biliyordu. Peygamber Efendimizin etrafında pervane gibi dönüyorlardı. Çünkü onlar adaletsizliği görmüşlerdi, insanın değerli olmayışını görmüşlerdi, katliamları görmüşlerdi, ahlak yozlaşmasını görmüşlerdi. Bunun için o değişimin kıymetini çok iyi biliyorlardı. Buradakiler ve toplum içerisindeki insanlarımız eğer gönül rahatlığıyla çocuklarını okula göndermiyorsa, bu büyük bir musibettir. Dolayısıyla biz o ahlaki değerlerden uzaklaştığımız zaman, Allah Teâlâ diyor ki; Ashab’a söylediği gibi bize de söylüyor: 'Sıkıntı çekeceksiniz.' O ayet sadece ashab’a söylemiyor, bu ayet bütün bir insanlık için 'Siz o ahlaki değerlerden uzaklaştığınız zaman, Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in getirmiş olduğu değerlerden uzaklaştığınız zaman sıkıntı çekeceksiniz.' buyurmaktadır." şeklinde konuştu.

"Gençlerimiz uyuşturucu müptelası ile inim inim inliyorlarsa değerlerden uzaklaştığımız içindir"

Artan madde bağımlılığı ve okul saldırıları hakkında da konuşan Kavan, çözüm olarak şu ifadeleri aktardı:

"Bugün gençlerimiz eğer uyuşturucu müptelası olup inim inim inliyorlarsa o değerlerden uzaklaştığımız içindir. Biraz önce bahsettiğimiz gibi okullara eğer çocuğumuzu rahat gönderemiyorsak, bu da yine o değerlerden uzaklaştığımız içindir. Ve buradan hem birey olarak hem aile olarak hem millet olarak hem devlet olarak şuradan çağrımızı yapıyoruz. Lokal çözümlerle bu işler çözülmez, 'yama' çözümlerle bu işler çözülmez. Sizler okul bahçelerine güvenlik görevlisi dikmekle bu meseleyi çözemezsiniz. Sizler velileri okulun içerisine almamakla bu meseleyi çözemezsiniz. Sizler çocukların çantası içerisindeki eşyaları kontrol edip içeri almamakla bu meseleyi çözemezsiniz. Hepimiz millet olarak şapkamızı önümüze koymamız gerekir ve şunu kendimize sormamız gerekir: Eksik olan nedir? Neyi eksik bıraktık? Bu soruyu büyük puntolarla yazıp önümüze koymak zorundayız. Zararın neresinden dönersek kârdır misali, biz acilen Muhammed (aleyhisselatu vesselam)’ın değerlerini, bakış açısını bu gençlerimizin, çocuklarımızın kalbine, ruhuna, aklına ilmek ilmek dokumak zorundayız. Vallahi eğer biz bunu geciktirirsek, ertelersek ki Efendimiz diyor ki, 'Erteleyenler helak olmuştur.' bu döngüyü, bu gerçekliği görmezsek, sadece pansuman işlerle uğraşırsak, elbette ki bu güvenlik önlemleri olması gerekiyorsa alınacak fakat sadece bunlarla yetinip işin özüne dönmezsek meseleyi ıskalamış oluruz."

"Bir tarafta çocuklarımız fenni ilimleri okurken maneviyatı ıskalarsa biz çok daha büyük musibetlerle karşı karşıya kalacağız"

Kavan, ahlak ve maneviyattan yoksun bir eğitimin sonucunda çok büyük sorunların olabileceğine vurgu yaparak, "Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) küçük yaşta Zübeyr bin Avvam’dan tutun, Hazreti Ali’den tutun, Abdullah bin Ömer’den tutun, Abdullah bin Mesut’tan tutun, Zeyd bin Haris’ten tutun ve hakeza daha niceleri... Kimisi 10, kimisi 12, kimisi 15 yaşında birçok İslami ilimleri şu anda onlar üzerinden alıyoruz, fakat ahlaki değerleri de yine onlar üzerinden alıyoruz. Bu neyi gösteriyor? Bir tarafta çocuklarımız, gençlerimiz fenni ilimleri okurken maneviyatı ıskalarsa biz çok daha büyük sorunlarla, musibetlerle karşı karşıya kalacağız. Gençlerde ve çocuklarda büyüklerin ne kadar rol model olduğunu, eğitimin ne kadar etkili olduğunu Peygamber Efendimiz (aleyhisselam)’dan çok daha iyi anlıyoruz." dedi.

"Eğer Muhammed Aleyhisselam’ın davasına sahiplik edersek, Allah Teâlâ bizleri aziz edecektir"

Kavan, son olarak şu ifadeleri kullandı:

"Dünyaya, savaşlara bakacak olursak, artık ölümleri, savaşları bizlere kanıksattılar. Başımıza gelenlere alışmaya başladık. Gazze’de o parçalanmış bedenleri artık normal görmeye başlıyoruz. O toprak içerisinde un toplayıp açlığını gidermek isteyen o çocukları kanıksamaya başladık. Dünya bir değişim içerisindedir. Ve bu zulme reva gören o Epstein liderlerinin değişimi vallahi bu fakir fukarayla olacaktır. Ne zaman ki dünya zifiri bir karanlığa battığı zaman bu ışık, bu Muhammedî sevda bir umut olarak gelmiştir, bir kurtuluş olarak gelmiştir. Batı medeniyetini buraya taşıyıp hâlâ taşımak isteyenlere sesleniyoruz: Ey Batı medeniyeti ve onların sevdalıları olanlar! Bu milletin yakasından düşün! Siz bu milletin yakasından düşmediğinizde, tıpkı tarihteki Ebu Cehiller gibi Ebu Lehepler gibi Utbeler gibi Şeybeler gibi sizler tarihin çöplüğünde kaybolacaksınız. Ve biz buradan bir çağrı daha yapıyoruz: Vallahi ey şu gençlerimiz, şu ruhu taşıyan gençlerimiz, meydanlarımız... Eğer biz Muhammed (aleyhisselatu vesselam)’ın davasına sahiplik edersek, Allah Teâlâ bizleri aziz edecektir. Çünkü biz şunu nereden biliyoruz? Bakın binlerce köle arasında Bilal-i Habeşi’yi Hazreti Bilal yapan sevda, Muhammedî aşk değil miydi?"

Mevlid-i Nebi etkinliği, yapılan dua ile nihayete erdi.

Kaynak: İLKHA