Hamas, Gazze Şeridi’nde devam eden saldırı ve suikastların ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasını tehlikeye attığını belirterek arabulucu ve garantör ülkelere müdahale çağrısında bulundu.

Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye, siyonist rejimin salı gününden bu yana Gazze’de düzenlediği saldırıları ve Filistin polis teşkilatının üst düzey isimlerine yönelik suikastları kınadı. Hayye, saldırıların ateşkes sürecini tehdit ettiğini belirterek garantör ülkelerden siyonist rejime baskı yapmasını istedi.

Hayye, saldırıların sürmesinin arabuluculuk çabalarını da riske attığını ifade ederek mevcut durumun arabulucu ve garantör ülkelere “büyük ve kritik bir sorumluluk” yüklediğini söyledi. Hamas lideri, ateşkes anlaşmasının çökmesini önleyecek somut adımlar atılması çağrısında bulundu.

siyonist rejim uluslararası güç iddiasını yalanladı

siyonist rejim sözde başbakanı binyamin netanyahunun ofisi, Gazze Şeridi’ne uluslararası bir gücün girişine onay verildiği yönündeki haberleri yalanladı.

netanyahunun ofisinden yapılan açıklamada, siyonist rejim yönetiminin uluslararası gücün Gazze’ye girişini onaylamadığı belirtildi. Açıklamada ayrıca Hamas tamamen silahsızlandırılmadan Gazze’de yeniden imar çalışmalarına izin verilmeyeceği savunuldu.

Bu açıklama, ABD yönetiminin Gazze planı kapsamında kurulması öngörülen “Uluslararası İstikrar Gücü” için finansman hazırlıklarını sürdürdüğü bir dönemde geldi.

Reuters’ın incelediği ABD Dışişleri Bakanlığı belgelerine göre Washington, gücün ekipman, altyapı, araç ve operasyonel giderleri için 200 milyon dolar kaynak ayırmayı planlıyor. Ayrıca ABD’ye ait 9 zırhlı personel taşıyıcının gücün kullanımına tahsis edilmesi için yaklaşık 6,3 milyon dolar ayrılması öngörülüyor.

Uluslararası gücün güvenlik operasyonlarına liderlik etmesi, silahsızlandırma sürecine destek vermesi ve insani yardım ile yeniden imar malzemelerinin Gazze’ye güvenli şekilde ulaştırılmasını sağlaması planlanıyor.

Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güce asker göndermeyi taahhüt ettiği, Mısır ve Ürdün’ün ise Filistin polis güçlerinin eğitimine katkıda bulunacağı bildirildi. Gücün Gazze’de ne zaman konuşlandırılacağı ise henüz netleşmedi.

Hamas’tan “net tutum” çağrısı

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, siyonist rejim kaynaklarının Gazze’de suikast düzenlemek için ABD’den “yeşil ışık” alındığı yönündeki açıklamalarına tepki gösterdi.

Kasım, söz konusu saldırıların ateşkes anlaşmasına, arabulucuların açıklamalarına ve ABD yönetiminin verdiği taahhütlere aykırı olduğunu belirtti. “Barış Konseyi”ne siyonist rejimin saldırılarına karşı açık ve net bir tutum alma çağrısı yaptı.

Hamas ve Filistinli gruplar, Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanması için sunduğu yol haritasını kabul ettiklerini açıklamıştı. Buna rağmen Gazze’de saldırı ve suikastların sürmesi, anlaşmanın uygulanabilirliğine ilişkin endişeleri artırdı.

siyonist rejim söze savunma bakanı yisrael katzın, Gazze’de tehditlerin ortadan kaldırılması ve 7 Ekim saldırısına katılanların hedef alınması gerektiğine ilişkin açıklamaları da ateşkesin geleceğine yönelik tartışmaları artırdı.

Filistinli gruplardan uluslararası topluma çağrı

İslami Cihad Sözcüsü Muhammed el-Hac Musa, Netanyahu ve Katz’ın açıklamalarının savaşın sürdürülmesine ve ateşkes girişimlerinin engellenmesine yönelik bir yaklaşımı ortaya koyduğunu savundu.

Musa, siyonist rejimin durdurulması, saldırıların sona erdirilmesi, siyonist rejim güçlerinin geri çekilmesi ve insani protokolün uygulanmasının güvence altına alınması gerektiğini belirtti. Üzerinde anlaşmaya varılan maddelerin uygulanmaması halinde mevcut mutabakatların fiilen etkisiz hale gelebileceği uyarısında bulundu.

Filistinli siyasi analist Ahmed Atavne ise siyonist rejimdeki siyasi hesapların Gazze’de hedefli saldırıların sürdürülmesinde etkili olabileceğini değerlendirdi. Atavne, netanyahunun Gazze’de ateşkesi kalıcılaştıracak ve yeniden imarın önünü açacak bir anlaşmaya yanaşmasının siyasi açıdan risk taşıdığını ifade etti.

Hamas’tan 21 Ağustos çağrısı

Hamas, 21 Ağustos Cuma gününün Kudüs, Gazze, Batı Şeria ve Filistinli esirlere destek amacıyla “öfke ve vefa günü” olarak değerlendirilmesi çağrısında bulundu.

Hareket, Arap ve İslam dünyasının yanı sıra dünyanın farklı ülkelerindeki halklara Filistin meselesini meydanlarda ve kamuoyunda gündeme taşıma çağrısı yaptı.

Hamas, çağrının Mescid-i Aksa’nın 21 Ağustos 1969’da kundaklanmasının 57’nci yıl dönümü dolayısıyla yapıldığını belirtti. Açıklamada Mescid-i Aksa’nın statüsünün korunması gerektiği vurgulanırken, kutsal mekâna yönelik baskınlara, yerleşim faaliyetlerine ve Filistinlilerin yerlerinden edilmesine tepki gösterilmesi istendi.

Gazze’de saldırıların sürmesi ve tarafların ateşkesin ikinci aşamasına ilişkin farklı tutumları, anlaşmanın geleceğine yönelik belirsizliği artırırken Hamas, arabulucu ve garantör ülkelerin sürecin korunması için daha etkin rol üstlenmesini talep ediyor.