Geçen yılın aynı dönemine göre bölgedeki hububat sektörü ihracatı miktar bazında yüzde 1,3 artarken, değer bazında artış yüzde 3,9'a ulaştı. Dört aylık dönemde 401 bin ton makarna, 281 bin ton buğday unu ve 171,9 bin ton ayçiçek yağı ihraç edildi.

En fazla gelir elde edilen ürün olan ayçiçek yağının ihracatı yüzde 38,9 artışla 279,4 milyon dolara yükselirken, ikinci sırada yer alan makarna ihracatı ise yüzde 12,4 artışla 217,4 milyon dolar oldu.

Ortalama ihracat birim fiyatlarının yüzde 2,6 arttığı dönemde, Orta Doğu'ya yapılan ihracat yüzde 10,7 düşüşle 484,4 milyon dolar olarak kaydedildi. Afrika pazarına yapılan ihracat ise yüzde 25,4 artışla 445 milyon dolara ulaştı.

"Nisan ayında yüzde 26,5'lik ihracat artışı sağlandı"

Küresel emtia fiyatlarını takip eden FAO Gıda Fiyat Endeksi'ne göre hububat sektöründeki fiyat artış eğiliminin üst üste üç aydır devam ettiğine dikkat çeken Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, sektörün nisan ayı ihracatındaki artışı şu sözlerle değerlendirdi:

"Orta Doğu'yu etkileyen savaş süreci, tarım ve gıda sektörünün dünya genelindeki stratejik ağırlığını bir kez daha ortaya koydu. Özellikle bitkisel yağ alt endeksinin son dört ayda ivme kazanarak Temmuz 2022'den bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaşması, gıdaya erişimin önemini tekrar gösterdi. Ticari ve jeopolitik belirsizliklerin arttığı bu süreçte, Türkiye genelinde hububat sektörü ihracatının nisanda aylık bazda yüzde 16,3'lük bir artış yakalaması ülkemizin üretim gücünü yansıtıyor."

Kadooğlu "Bu artış trendini, aylık bazda yüzde 26,5'lik bir büyüme hızıyla destekleyen Güneydoğu Anadolu bölgesi de nisanda 350 milyon dolara yaklaşan hububat sektörü ihracatı ile öne çıkıyor. Bu performans, temin ettiği ham maddeyi yüksek teknolojili tesislerinde işleyerek katma değerli mamule dönüştüren gıda sanayicilerimizin, tedarik zincirindeki değişimleri operasyonel bir başarıya da dönüştürebildiğinin kanıtı. Küresel risklerin zirve yaptığı bir atmosferde Türkiye, yakın coğrafyamızın gıda arz güvenliğini sağlayan asıl merkez olduğunu bir kez daha ispat etti." dedi.

"Operasyonel esnekliğimizi kalite ve lojistik avantajlarla tahkim ediyoruz"

Türkiye'nin gıda ticaretindeki stratejik konumunu operasyonel sürdürülebilirlikle güçlendirmeyi hedeflediklerini belirten Kadooğlu, üretimden pazarlamaya kadar tüm süreçleri sahadaki dinamiklerle uyumlu hale getirmeye odaklandıklarını ifade etti.

Kadooğlu, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi:

"Ülkemizde uzun yıllar ortalamasının üzerinde seyreden yağışların, kışlık hububat ekilişlerinde oluşturduğu bereketli hasat beklentisi gıda ihracatçılarımız için bir güven zemini oluşturuyor. Diğer yandan yerelde aşırı yağışlar nedeniyle Güneydoğu Anadolu havzasında baharlık mısır ve ayçiçeği ekilişlerinin ötelenmiş olması, ham madde tedarik planlamasında çok daha proaktif davranmamızı zorunlu kılıyor."

Kadooğlu, "Üretim takvimindeki hassas bir dengeyi yönetmeye çalıştığımız bu dönemde, operasyonel yükümüzü hafifletecek finansal rahatlamalar kritik önem taşımaktadır. İhracat odaklı ekonomik büyümeyi güçlendirmek amacıyla ihracatçı firmaların tabi olduğu kurumlar vergisinde yapılan düzenleme, bu noktada işletmelerin finansal yükünü hafifleten önemli bir kazanım olmuştur. Küresel rakiplerimizin rekor üretim beklentilerine karşılık, sanayicimizin direksiyonu yüksek kaliteli ve yüksek proteinli ürünlere kırması ise bölge ihracatımızın sadece hacimle değil, kaliteyle de ayrıştığının en somut göstergesidir." şeklinde konuştu.

Kaynak: İLKHA