Gelecek Partisi, “Yarının Türkiye’si İçin” başlığıyla yayımladığı deklarasyonla parti siyasetinden çekilme ve siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı aldığını duyurdu. Kararın teslimiyet anlamına gelmediği belirtilirken, çalışmaların düşünce, eğitim, bilim, ekonomi ve toplumsal dayanışma gibi farklı alanlarda sürdürüleceği bildirildi.
Partinin yetkili kurulları ve kadrolarıyla yapılan istişarelerin ardından alınan karar, “Kirlenmiş siyasi iklimin bir parçası olmamak amacıyla parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi’nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı almış bulunuyoruz” ifadeleriyle açıklandı.
“Bu bir teslimiyet kararı değildir”
Deklarasyonda siyasi faaliyetlerin sona erdirilmesinin Türkiye için mücadeleden vazgeçmek anlamına gelmediği vurgulandı.
Kararın “ahlaki bir mesafe koyma” ve “siyaseti yeniden düşünme çağrısı” olduğu belirtilirken, bundan sonraki çalışmaların düşünce, ahlak, eğitim, bilim, kültür, uluslararası diplomasi, ekonomi ve toplumsal dayanışma alanlarında sürdürüleceği kaydedildi.
2028 seçimleri için iki risk vurgusu
Gelecek Partisi, 2028 seçimlerine giderken Türkiye açısından iki temel risk bulunduğunu savundu.
İlk riskin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sonrasında kuvvetler ayrılığı ile denge ve denetim mekanizmalarının zayıflaması sonucu kalıcı bir otoriter yapının oluşması olduğu belirtildi. Parti, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçişi “tercih değil zorunluluk” olarak nitelendirdi.
İkinci riskin ise mevcut yönetime karşı oluşan toplumsal tepkinin “rövanşist bir karşı iktidara” dönüşmesi olduğu ifade edildi. Ekonomik sorunlar, adalete duyulan güvenin azalması ve gençlerin gelecek kaygısının sert bir siyasi hesaplaşmaya dönüşebileceği öne sürüldü.
“Türkiye’nin ihtiyacı rövanş değil adalet”
Deklarasyonda yalnızca iktidarın değişmesinin Türkiye’nin sorunlarını çözmeye yetmeyeceği savunuldu.
Parti, “Bir otoriterliğin başka bir otoriterlikle, bir kayırmacılığın başka bir kayırmacılıkla, bir yolsuzluğun başka bir yolsuzlukla yer değiştirmesini değişim olarak görmüyoruz” görüşünü dile getirdi.
Türkiye’nin ihtiyacının “rövanş değil adalet, tasfiye değil restorasyon, kutuplaşma değil toplumsal barış” olduğu ifade edildi.
Muhafazakâr ittifak girişimleri sonuçsuz kaldı
Gelecek Partisi, deklarasyonunda geçmişteki muhafazakâr ittifak ve birleşme girişimlerine de değindi.
2021 yılında üç muhafazakâr partinin ortak bir ittifak oluşturması için çalışma yürütüldüğü ancak bu girişimin sonuçsuz kaldığı belirtildi.
2023 seçimlerinin ardından ise alternatif muhafazakâr siyasetin TBMM’de grup olarak temsil edilmesi amacıyla önce Saadet Partisi, daha sonra Yeni Yol Partisi çatısı altında Meclis Grubu oluşturulduğu hatırlatıldı.
Açıklamada, bu yapının tek partiye dönüşmesi veya diğer muhafazakâr partileri de kapsayan organik bir ittifak oluşturması yönündeki girişimlerin de sonuç vermediği kaydedildi.
“Siyaset kirleniyor”
Gelecek Partisi, Türkiye’de siyaset kurumunun ciddi bir itibar kaybı yaşadığını savundu.
Yolsuzluk, kayırmacılık, hesap vermezlik, insan hakları ihlalleri, yargıya siyasi müdahale algısı ve liyakat sorunlarının devlet kurumlarına ve siyasete duyulan güveni zedelediği belirtildi.
Parti ayrıca milletvekili ve belediye başkanı transferleri ile kayyum uygulamalarının normalleşmesine tepki göstererek, bu gelişmelerin sandıkta ortaya çıkan iradeye zarar verdiğini ileri sürdü.
Baskı ve medya ambargosu iddiası
Deklarasyonda Gelecek Partisi’nin kuruluşundan itibaren siyasi baskı ve medya ambargosuyla karşılaştığı iddia edildi.
İl binalarının mühürlendiği, teşkilat mensupları ve yakınlarının işlerini kaybettiği, bazı kurucu isimler ile evlerinin saldırılara maruz kaldığı öne sürüldü.
Parti, yaşananlara rağmen gölge kabine oluşturulduğunu, çeşitli politika alanlarında eylem planları hazırlandığını ve ülke genelinde teşkilatlanma çalışmalarının yürütüldüğünü belirtti.
Gelecek Partisi, siyasi faaliyetlerini sonlandırırken Türkiye’nin geleceğine ilişkin çalışmalarını parti dışındaki farklı alanlarda sürdüreceğini açıkladı.





