ABD güçlerinin Afganistan'dan çekilmesinin ve Taliban'ın yeniden iktidara gelmesinin üzerinden beş yıl geçerken, Washington'ın son birkaç on yıldaki savaşlarda neden hedeflerine ulaşamadığı tartışılıyor.

ABD'nin Ağustos 2021'de Afganistan'dan çekilmesinin yıl dönümü dolayısıyla hazırlanan değerlendirmelerde, dünyanın en büyük askeri gücünün savaşlardaki başarısızlıklarının askeri kapasite veya kaynak yetersizliğinden çok stratejik tercihlerle bağlantılı olduğu savunuluyor.

Harvard Üniversitesi uluslararası ilişkiler teorisyeni Stephen Walt'ın görüşleri ve The Economist'in Afganistan değerlendirmelerine göre, ABD'nin savaşlardaki başarısızlıklarında stratejik hatalar, ulus inşası hedefleri ve karşı tarafın direnme motivasyonunun yeterince hesaba katılmaması öne çıkıyor.

ABD'nin 'tercih savaşları' ve stratejik hataları

Harvard Üniversitesi uluslararası ilişkiler uzmanı Stephen Walt, ABD'nin son yıllardaki savaşlarda tekrarlanan başarısızlıklarını değerlendirdi.

Walt, ABD'nin onlarca yıldır ekonomik ve askeri açıdan dünyanın en güçlü ülkesi olmasına rağmen modern dönemdeki savaş sicilinin önemli başarısızlıklar barındırdığını belirtti.

Walt'ın değerlendirmesinde Kore Savaşı'nda yaşanan çıkmaz, Vietnam Savaşı'ndaki yenilgi, 2003 Irak Savaşı ve Afganistan Savaşı örnek gösterildi.

1999 Kosova Savaşı'nın da kesin bir zafer olarak nitelendirilemeyeceğini savunan Walt, Sırbistan'ın savaş sonunda çatışma öncesinde kendisine sunulan koşullardan daha iyi şartlara ulaştığını ifade etti.

Walt ayrıca devam eden İran savaşının da Trump yönetiminin hedefleri açısından henüz sonuç vermediğini savundu.

Savaş alanının ötesinde bir başarısızlık

Walt'a göre ABD'nin savaşlardaki başarısızlıklarının temelinde askeri kapasite eksikliğinden ziyade stratejik ve yapısal sorunlar bulunuyor.

ABD'nin sınırlı çıkarlarını oldukça iddialı hedeflerle birleştirerek "tercih savaşları" başlattığını belirten Walt, bu savaşların bazı durumlarda yabancı toplumları Amerikan modeline göre yeniden şekillendirme amacına dönüştüğünü ifade etti.

Bu yaklaşımın karşı tarafların daha güçlü bir direnç göstermesine yol açtığı savunuluyor.

Karşı tarafların bağımsızlık ve güvenliklerini doğrudan tehdit altında görmeleri nedeniyle savaşma motivasyonlarının ABD'den daha yüksek olduğu belirtiliyor. Buna karşılık Washington'ın çoğu durumda hayati önem taşımayan hedefler uğruna mücadele ettiği değerlendirmesi yapılıyor.

Afganistan'da ulus inşası projesi başarısız oldu

Afganistan, ABD'nin bu yaklaşımının en belirgin örneklerinden biri olarak gösteriliyor.

ABD'nin başlangıçta Usame bin Ladin ve Taliban'ı hedef almak için Afganistan'a müdahale ettiği, ancak zamanla ülkenin Batı tarzı bir demokrasiye dönüştürülmesi ve devlet inşası hedefinin öne çıktığı belirtiliyor.

Bu yaklaşımın, Afganistan'da uzun süreli bir direnişe yol açtığı ifade ediliyor.

Walt'a göre Taliban ve diğer Afgan gruplar, ABD'yi ülkeden çıkarmak konusunda Washington'ın onları yenme iradesinden daha güçlü bir kararlılık gösterdi.

Bu durum, ABD'nin sahip olduğu askeri üstünlüğün Afganistan'da siyasi hedeflerine ulaşması için yeterli olmadığını ortaya koydu.

ABD'nin Afganistan'dan çekilmesi

The Economist de ABD'nin Afganistan'dan çekilmesinin ardından ülkedeki gelişmeleri değerlendirdi.

Dergiye göre ABD kamuoyunun ülkenin en uzun savaşından yorulması, Afganistan'dan çekilme kararının arkasındaki önemli faktörlerden biri oldu.

Donald Trump döneminde çekilme için bir takvim belirlenirken, Joe Biden yönetimi süreci tamamlayarak ABD askerlerini 2021'de Afganistan'dan çekti.

Taliban'ın yaklaşık 20 yıl boyunca ABD ve Afgan hükümet güçlerine karşı yürüttüğü mücadele sonucunda yeniden yönetimi ele geçirmesi, Washington'ın devlet inşası politikasının başarısızlığı olarak değerlendirildi.

Taliban yönetimine yönelik baskılar sonuç vermedi

ABD ve Avrupa ülkeleri, Taliban'ın yeniden iktidara gelmesinin ardından yönetimi uluslararası alanda izole etmeye çalıştı.

Batılı ülkeler Taliban yönetimini resmen tanımazken, Afganistan Merkez Bankasının yurt dışındaki rezervleri donduruldu ve Taliban yetkililerine yönelik yaptırımlar uygulandı.

Ancak bu adımların Taliban yönetiminin politikalarını değiştirmesinde etkili olmadığı belirtildi.

The Economist'e göre Taliban yönetimi, Batılı diplomatların ve yatırımcıların ülkedeki varlığından ziyade eski Afgan hükümetine ait varlıklara erişimi önemsiyor. Taliban'ın bu hedefler uğruna ideolojik çizgisinden vazgeçmeyeceği değerlendiriliyor.

ABD'nin Afganistan deneyimi, askeri üstünlüğün tek başına siyasi hedeflere ulaşmak için yeterli olmadığını ve savaşın karşı tarafının motivasyonunun stratejik hesaplamalarda belirleyici olabileceğini bir kez daha ortaya koydu.