Gazze'de yaşananlar başta olmak üzere Müslümanların karşı karşıya kaldığı zulümler, boykotun önemi, yerli üretimin desteklenmesi, Müslümanların birlik ve beraberliği ile Gazze'nin çocuklara nasıl anlatılması gerektiğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dr. Badem, Kur'an ve sünnetin bu konularda temel rehber olduğunu ifade etti.
'Zalime destek çıkmayın, ateş size de dokunur'
Her konuda olduğu gibi boykot meselesinde de Kur'an ve sünnetten hareket ettiklerini belirten Badem, şu ayet-i kerimeyi hatırlattı.
'Zalimlere destek çıkmayın, arka çıkmayın, yoksa ateş size de dokunur.' Söz konusu uyarının insanı sarsması gerektiğini dile getiren Badem, ekonomik ve ticari alışverişlerde de bu mesaj doğrultusunda hareket edilmesi gerektiğini söyledi.
Boykot edilen ürünlerin, zulmün finansmanına veya sürdürülmesine katkı sağlayan unsurlar barındırması halinde Müslümanların sorumluluğunun bulunduğunu ifade eden Badem, ekonomik olarak güçlenen zalimlerin, zulümlerini daha da artırabileceğine dikkat çekti.
Badem, Müslümanların kendi aralarındaki ayrılıkların ve boykot konusundaki istikrarsızlığın da zulmedenlere cesaret verebildiğini belirterek, boykotun bu açıdan önemli bir tavır olduğunu kaydetti.
'Boykot yerli firmaların güçlenmesine de vesile olur'
Boykotun bir diğer faydasının yerli firmaların güçlenmesine katkı sunması olduğunu ifade eden Badem, tüketicilerin yerli firmalara yönelmesiyle bu firmaların ekonomik olarak güçlenebileceğini ve kendilerini geliştirebileceğini söyledi.
Kaliteli ürün ortaya koyabilmenin yalnızca ürünün kendisiyle ilgili olmadığını belirten Badem, Batı ülkelerinin güçlü finansman ve pazar imkânlarının yanı sıra araştırma-geliştirme çalışmalarına daha fazla kaynak ayırabildiğini ifade etti.
Yerli firmaların desteklenmesiyle onların da zaman içerisinde daha kaliteli ürünler ortaya koyabileceğini belirten Badem, boykot konusunda zaman zaman dile getirilen 'Her üründe alternatif bulamıyoruz.' şeklindeki yaklaşımın da yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
'İhtiyaçlarımızı yeniden sorgulamalıyız'
İnsanların ihtiyaç kavramını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini ifade eden Badem, neye, ne kadar ihtiyaç duyuyoruz? Olmasa yaşayamaz mıyız? Olmasa herhangi bir zarara uğrar mıyız?' sorularının sorulması gerektiğini belirtti.
Yaklaşık 5 yıldır kendisinin ve çevresindeki bazı kişilerin bilinçli şekilde boykot uyguladığını aktaran Badem, bu süreçte yaşam standartlarının düşmediğini, alternatif ürünlerin bulunduğunu söyledi.
Boykot konusunda belirli oranda bir uygulama bulunduğunu ancak bunun yeterli olmadığını dile getiren Badem, bilincin artırılarak devam ettirilmesi gerektiğini ifade etti.
Boykotun belirli bir zaman dilimine hapsedilmemesi gerektiğini vurgulayan Badem, 'Boykot bizim kıyamete kadar yapacağımız, uygulayacağımız bir sistemdir.' dedi.
Badem, Müslümanların ekonomik tercihlerinin sonuçlarını da dikkate alması gerektiğini belirterek, 'Zalime arka çıkmayın, ateş size de dokunur' ayet-i kerimesinin unutulmaması gerektiğini söyledi.
'Dua kadar fiili adım da önemli'
Müslümanların birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmesinin önemine de değinen Badem, Kur'an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde Müslümanlar arasındaki kardeşliğin ve dayanışmanın önemine dikkat çekildiğini ifade etti.
'Müslümanlar ancak kardeştir.' uyarısının Müslümanlar için önemli bir çıkış noktası olduğunu belirten Badem, Müslümanların birbirlerini koruyup gözetmeleri gerektiğini söyledi.
Duanın da önemli olduğunu ancak duanın yanında fiili adımların atılması gerektiğini ifade eden Badem, bu durumu 'Fiili ve kavli dua' şeklinde değerlendirdi.
Badem, 'Elbette ki kardeşlerimiz için dua edeceğiz. Fakat burada bir Müslümana hangi adımları atmak yaraşıyorsa ona göre de adımlar atmamız gerekiyor.' ifadelerini kullandı.
'Gazze başlı başına bir mekteptir'
Gazze'nin Müslümanlar için önemli bir ders niteliğinde olduğunu ifade eden Badem, burada yaşananların Kur'an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde ortaya konulan birçok mesajın somut şekilde görülmesine vesile olduğunu söyledi.
Gazze'de Müslümanın nasıl olması gerektiğinin görüldüğünü belirten Badem, zulüm karşısında vakur bir duruş sergilemenin, hayatını kaybetme pahasına inancını ve değerlerini korumanın önemine dikkat çekti.
Gazze üzerinden Müslümanların dağınıklığının doğurabileceği sonuçların da görüldüğünü ifade eden Badem, birlik ve beraberliğin güçlü bir caydırıcılık unsuru oluşturacağını söyledi.
Kur'an-ı Kerim'de düşmana karşı hazırlıklı olunmasına yönelik mesajlar bulunduğunu belirten Badem, Müslümanların daha iyi teknolojiler üretmesinin, birlik ve beraberlik içerisinde güçlü bir ümmet bilinci oluşturmasının önemine işaret etti.
'siyonizmi çocuklara doğru anlatmalıyız'
Gazze'de yaşananların çocuklara aktarılması konusunda da değerlendirmelerde bulunan Badem, çocukların bir topluluğa yönelik kin ve düşmanlıkla yetiştirilmemesi gerektiğini belirtti.
siyonist düşüncenin kendisini üstün bir ırk olarak görme ve diğer milletleri kendisine hizmet eden topluluklar olarak değerlendirme anlayışına sahip olduğunu belirten Badem, bunun çocuklara aktarılabileceğini ancak herhangi bir millete veya kavme genelleme yapılarak düşmanlık körüklenmesinin doğru olmadığını ifade etti.
Çocukların yanlış bilgilerle yetiştirilmesinin ilerleyen dönemlerde yanlış düşünce ve davranışlara yol açabileceği uyarısında bulunan Badem, bu nedenle Gazze ve bölgede yaşananların doğru ve pedagojik bir yaklaşımla anlatılması gerektiğini söyledi.
'Çocuklara tarih ve vatan bilinci kazandırılmalı'
Çocuklara üretimin öneminin yanı sıra tarih, siyaset, coğrafya, vatan, milli ve dini değerler konusunda da bilinç kazandırılması gerektiğini belirten Badem, Türkiye'nin sahip olduğu değerlerin geçmişte ödenen bedellerle bugünlere ulaştığını ifade etti.
Çocukların ellerindeki değerlerin kıymetini bilmeleri ve bunları korumaları gerektiğini söyleyen Badem, gelecek nesillerin kendilerine teslim edilen emaneti daha ileriye taşıması gerektiğini kaydetti.
İslam anlayışında dünyaya adaleti götürme ülküsünün bulunduğunu ifade eden Badem, Müslümanların gittikleri yere zulüm değil, medeniyet, adalet, refah ve hizmet götürmesi gerektiğini söyledi.





