Bakü-Tel Aviv hattında neler oluyor? İşgal rejimi stratejik çıkarlar üzerinden Azerbaycan'ı nasıl bir cendereye çekiyor? Siyonistler verdiği silahların karşılığında neler alıyor? Bakü ile Tel Aviv arasındaki yakınlık; diplomasi, savunma ve ticaret ayakları üzerinde nasıl şekilleniyor?

Diplomatik ilişkiler 1992'de başladı, büyükelçilik 2023'te açıldı

Siyonist işgal rejimi, Aralık 1991'de Azerbaycan'ın bağımsızlığını ilk tanıyan ülkelerden biri olmuştu. Diplomatik ilişkiler ise Nisan 1992'de başlamıştı. İşgal rejimi 1993 yılında Bakü'de büyükelçilik açsa da Azerbaycan bölgesel hassasiyetler, özellikle İran ve İslam dünyasının tepkileri nedeniyle uzun yıllar Tel Aviv'de büyükelçilik açmaktan kaçınmıştı. Ancak 2023 yılında tarihi bir eşiğe girildi. İlişkiler 29 Mart 2023 tarihinde Azerbaycan'ın Tel Aviv Büyükelçiliği'ni resmen açmasıyla yeni bir kurumsal döneme girdi.

Türkiye ile ilişkiler ve sessiz diplomasi

Azerbaycan, işgal rejimi ile ilişkilerinde Türkiye ile olan müttefikliğini ön planda tutar gibi göründü. Bakü, Türkiye ile işgal rejimi arasında zaman zaman tırmanan gerilimlerde 'sessiz diplomasi' kanallarını işleterek bir arabulucu rolü üstlendiği de sık sık konuşuldu.

Azerbaycan'daki Dağ Yahudileri

Öte yandan Azerbaycan, dünyadaki en köklü Yahudi azınlıklardan birine, yani yaklaşık 7 bin ila 30 bin Dağ yahudisine de ev sahipliği yapıyor.

Savunma ve istihbarat iş birliği ilişkilerin merkezinde

Azerbaycan-israil ilişkilerinde en önemli husus 'savunma' ve 'istihbarat' alanlarında büyütülen iş birliği oldu.

Azerbaycan ordusunun modernizasyonunda Türkiye ile birlikte işgal rejiminin de kilit bir rol oynadığı sık sık gündeme geldi. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, askeri iş birliğini açıkça sahiplenerek iki tarafın savunma sanayiinde aktif ortak olduğunu belirtmişti.

Karabağ savaşında 'israil menşeli' silahların rolü

2020 yılındaki 2. Karabağ Savaşı ve sonraki operasyonlarda, işgal rejiminin ürettiği Harop (kamikaze İHA), Hermes İHA sistemleri, güdümlü füzeler ve elektronik harp teknolojilerinin Azerbaycan'ın askeri üstünlük kurmasında kritik rol oynadığı da gündeme geldi.

İran faktörü, Bakü-Tel Aviv yakınlaşması

Tabi bir de 'ortak tehdit algısı' var; İran!.. Bölge uzmanları sık sık, Azerbaycan ile işgal rejimini, askeri ve istihbari alanda bu denli yakınlaştıran en büyük faktörün İran olduğu notunu düşüyor. Bu bağlamda siyonist işgal rejimi, İran'ın kuzey sınırında stratejik bir ortak edinirken; Azerbaycan da İran'a karşı gelişmiş radar, uydu ve istihbarat desteğinden faydalanıyor.

Silah karşılığında petrol: Enerji ticareti

Peki, bu silahlar neyin karşılığında alınıyor? Elbette ki, ticaret ve enerji ile… Yani, silahın karşılığı petroldü.

İki taraf arasındaki ticaretin en büyük sütunu enerjidir. Azerbaycan, Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) boru hattı üzerinden işgal rejiminin yıllık petrol ve benzin ihtiyacının yüzde 40 ila yüzde 60'ını tek başına karşılıyor. Bu durum, siyonistler için hayati bir enerji güvenliği anlamına geliyor.

İlişkiler yalnızca askeriye ve petrol ile sınırlı kalmıyor elbet. Ocak 2026'da Bakü'de imzalanan yeni anlaşmalarla, iki ülke özel sektör bağlarını derinleştirme kararı almıştı. Özellikle tarım teknolojileri, akıllı su yönetimi, siber güvenlik, inovasyon ve sağlık alanlarında milyarlarca dolarlık ortak projeler yürütülmeye başlandı.

Orta Doğu'da yaşanan Gazze ve Lübnan merkezli sıcak çatışmalar ile 'israil-Türkiye gerilimi', Bakü üzerinde bir kamuoyu baskısı oluştursa da Azerbaycan yönetimi dış politikada ulusal çıkarları ve egemenlik hesaplarını ön planda tutuyor. İlham Aliyev yönetimindeki Bakü, işgal rejimi ile olan stratejik enerji ve savunma ortaklığından ödün vermeden çok yönlü diplomasi yürütmeye çalışıyor.

Kaynak: İLKHA