Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) öne çıkan isimlerinden Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey, siyasi duruşu, Meclis’teki sert muhalefeti ve tartışmalı ölümüyle tarih sahnesinde önemli bir yer tutuyor.
Ali Şükrü Bey, özellikle muhafazakâr ve İslami değerlere bağlı duruşuyla tanınan, Lozan süreci ve hilafetin kaldırılması gibi konularda Mustafa Kemal ve hükümet politikalarına karşı sert muhalefetiyle bilinen önemli bir siyasetçi ve gazetecidir.
27 Mart 1923’te Ankara’da suikasta kurban giden Ali Şükrü Bey'in ölümünün arkasındaki sır perdesi halen aralanmış değil. Tarihçi Tarık Sezai Karatepe, İLKHA'ya verdiği röportajla Ali Şükrü Bey'in hayatı ve mücadelesine ilişkin değerlendirmeler de bulundu.

Donanma konusunda Osmanlı’yı ilerletmek için çalışmalar yapmış
Ali Şükrü Bey'in, 1883–1923 yılları arasında yaşadığını ve Trabzon milletvekilliği yapmış bir "vatan kahramanı" olduğunu belirten Karatape, "Ali Şükrü Bey Trabzon’da dünyaya gelmiş, ilme meraklı bir insandır. Özellikle denizcilik alanında faaliyetler göstermiştir. Ali Şükrü Bey aslen asker kökenli olmamasına rağmen, donanma konusunda Osmanlı’yı ilerletmek için çalışmalar yapmış; Donanma Cemiyeti’ni kurmuştur. Ali Şükrü Bey Çanakkale’de de Osmanlı’nın deniz kuvvetlerini geliştirmek amacıyla Türkiye çapında yardım faaliyetlerinde bulunmuştur. Daha da önemlisi şudur: Hepimizin bildiği Nusret Mayın Gemisi vardır. İngilizlerin büyük gemilerinin batırılmasında önemli rol oynayan bu geminin ortaya çıkmasında Ali Şükrü Bey’in birinci derecede katkısı bulunmaktadır. Bu yönüyle, Çanakkale’de Haçlı kuvvetlerini durdurmayı başaran önemli kahramanlardan biridir." dedi.
"Ali Şükrü Bey, 'Men-i Müskirat Kanunu' teklifini vermiştir"
Ali Şükrü Bey'in İngiltere’nin Liverpool şehrine giderek, orada denizcilik alanında kendini geliştirdiğini ve çok iyi derecede İngilizce öğrendiğini aktaran Karatepe, onun, daha sonra Türkiye’ye döndüğünü ve 1920 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Trabzon mebusu olarak girdiğini hatırlattı.
O dönem "içkinin serbest bırakılması" meselesine karşı duran Ali Şükrü Bey'in, bu konuda Meclis'e 'Men-i Müskirat Kanunu' teklifini verdiğini belirten Karatepe, "Zararlı içeceklerin, içki başta olmak üzere yasaklanmasına dair bir kanun teklifi sunmuştur. Fakat bazı milletvekilleri buna itiraz etmiştir. Bu milletvekilleri, İttihatçı artıklarıdır. Çünkü Ali Şükrü Bey, inançlı bir milletvekili olduğu için İttihatçılar tarafından hiç sevilmez. Ali Şükrü Bey seküler ve laik değildir. İnançlı bir milletvekilidir. Bu yüzden zaman zaman İttihatçılar tarafından alay konusu edilir. 'Vergilere ihtiyacımız var' diyerek karşı çıkarlar. Ali Şükrü Bey ise onlara sert şekilde cevap verir." ifadelerine yer verdi.
Meclis tutanaklarına bakıldığında, Ali Şükrü Bey’in onlarca kez söz aldığının görüldüğünü aktaran Karatepe, "Örneğin; Rusya’nın elinde esir tutulan, Türkiye’den kaçırılan Türk, Kürt ve Arap gençlerin ve çocukların serbest bırakılması ve Türkiye’ye getirilmesi için yoğun çaba göstermiştir." diye ekledi.
Katledilişi ve suikastın arka planı
Suikastaa giden yolu anlatan Karatepe, şöyle devam etti:
"1923 yılında Lozan’a İsmet İnönü ve Hahambaşı Haim Nahum gönderilir. Orada Musul, Kerkük, Batı Trakya, Batum, Adalar ve Osmanlı’ya dair ne kadar toprak varsa İngilizlere, İtalyanlılara ve Yunanlara peşkeş çekilir ve bunun 'misak-ı milli' derler. Ali Şükrü Bey, hayret eder ve der ki, 'nasıl olur? Batı Trakya’nın, Batum’un, Musul ve Kerkük’ün olmadığı bir toprak nasıl Misak-ı Millî olabilir?' Feryat eder ve derki; 'Biz yedi cephede Yemen’de, Galiçya’da, Libya’da, Trakya’da, Batum'da, Doğu'da ve Batı'da Haim Nahum adlı Yahudi hahambaşı ve İsmet İnönü bütün kazanımlarımızı emperyalistlere peşkeş çeksinler diye mi bu kadar savaştık ve şehit düştük'
Bu sözler üzerine özellikle İttihat kökenli milletvekilleri çok sert tepki gösterir. O gün Ali Şükrü Bey kaçırılır. Ali Şükrü Bey yoktur. Üç gün sonra acı haber gelir. Belediye çöpçüleri tarafından Ali Şükrü Bey’in cenazesi, Ankara Çankaya’nın Mühye Köyü kırsalında, boğazlanmış ve vücudunun bir kısmı açıkta kalmış şekilde bulunur. Cenazesi bir belediye traktörüne konulur Ulus Meydanı’na getirilir."
"Anadolu insanı, Ali Şükrü Bey ve Topal Osman cinayetlerinin gerçek faillerini iyi bilir"
Son olarak Karatepe, "Fakat burada bir soru vardır. Ali Şükrü Bey’i kim şehit etti? Bütün oklar Topal Osman’a çevrilir. Ama Topal Osman ile Ali Şükrü Bey’in can ciğer arkadaştır. Ali Şükrü Bey'e milletvekili olması için teklif yapan kişi de Topal Osman'ın kendisidir. Zaten o dönemde Giresun da Trabzon'un ilçesidir. Kendisine yönelen suçlamalar üzerine Topal Osman, failleri bulmak için harekete geçer. Failler Topal Osman'ı görürler ve kaçarlar. Failler teşkilatlanırlar; çeteleriyle beraber Topal Osman ve arkadaşlarını yakalarlar, şehit ederler. Şehit edilme sürecinde toprağa verilmişken Meclis’te Topal Osman'ın idamına hüküm edilir. Asıl garabet buradadır Topal Osman başı kesilmiş halde mezardan çıkarılır ve bugünkü Ulus'ta başı kesilmiş halde maalesef gözdağı verilmek amacıyla sahnelenir ama Anadolu insanı, Ali Şükrü Bey’in ve Topal Osman’ın gerçek faillerinin kim olduğunu çok iyi bilmektedir." şeklinde konuştu.





