Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde tarımsal sulamada kaçak elektrik kullanımı kritik seviyeye ulaştı. Bu miktarın, Türkiye genelinde tarımsal sulamada kullanılan toplam elektriğin yaklaşık üçte birine denk geldiği belirtildi. Kaçak kullanımın ülke ekonomisine yalnızca 2025 yılı için maliyetinin 15 milyar lira olduğu ifade edildi.
Yeraltı suları 900 metreden çekiliyor
Şirketin saha gözlemlerine göre, bölgede ekimi yasak olmasına rağmen ikinci ürün olarak mısır yetiştirilmeye devam ediliyor. Yüksek su tüketen bu ürünlerin sulanmasında çoğunlukla “salma sulama” yöntemi tercih ediliyor. Yetersiz yüzey suyu nedeniyle ihtiyaç, 850 ila 900 metre derinliğe ulaşan kuyulardan çekilen yeraltı sularıyla karşılanıyor. Bu işlemlerde yoğun biçimde kaçak elektrik kullanıldığı bildirildi.
Özellikle Harran ve Akçakale hattında aşırı sulama sonucu drenaj kanallarında toplanan suların sınır hattından Türkiye dışına aktığı tespit edildi. Uzmanlar, suya en fazla ihtiyaç duyulan dönemde yeraltı rezervlerinin kontrolsüz biçimde tüketilmesini ve önemli bir kısmının ekonomik fayda sağlanmadan sınır ötesine akmasını “ülke kaynaklarının kaybı” olarak değerlendiriyor.
Kaçak oranı bazı bölgelerde yüzde 98
Kaçak elektrik kullanımında Şanlıurfa ve Mardin ilk sıralarda yer alıyor. Şanlıurfa’nın Siverek ve Viranşehir ilçelerindeki bazı bölgelerde kaçak oranının yüzde 98’e kadar çıktığı belirtildi.
Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, bölgede tarımsal sulamanın büyük ölçüde eski yöntemlerle yapıldığını vurgulayarak, “Yoğun biçimde kaçak elektrik kullanımı söz konusu. Bu tablo sürdürülebilir değil. Hem kaliteli enerji arzı tehdit altında hem de yeraltı su kaynakları hızla tükeniyor.” dedi.
Obruklar oluşmaya başladı
Aşırı yeraltı su çekiminin çevresel etkileri de dikkat çekiyor. Harran Ovası’nda yaklaşık 15 metre derinliğinde obruklar oluştuğu gözlemlenirken, yasaklı ürün ekimi ve aşırı sulamanın toprakta çoraklaşmaya yol açtığı bildirildi.
Yetkililer, enerji altyapısının korunması ve yeraltı su kaynaklarının sürdürülebilirliği için bölgenin tarımsal su yönetimine yönelik acil ve yapısal çözümlere ihtiyaç duyduğunu vurguluyor.



