Analiz

Suriye'de Türkçe hak, Diyarbakır'da Kürtçe bölücülük mü?

Diyarbakır'ın farklı noktalarında Türkçenin yanında Kürtçenin de yer aldığı tabelalar, yaklaşık 10 yıl sonra sosyal medyada yeniden gündeme geldi. Tabelaların yeniden paylaşılması üzerine bazı siyasi isimler, iki dilli tabelalar üzerinden "özerklik" ve "bölünme" tartışması başlattı.

Abone Ol

İYİ Parti Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş, Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi dilinin Türkçe olduğunu belirterek Karayollarına ait tabelalarda başka bir dilin kullanılmaması gerektiğini savundu. Taş, iki dilli tabelaların Anayasa'ya aykırı olduğunu ve "devlete meydan okuma" anlamına geldiğini öne sürerek Diyarbakır Valiliğinin müdahale etmesini istedi.

Yeniden Refah Partisi Gençlik Kolları Başkanı Selçuk Efe de tabelalar üzerinden sert tepki gösterdi. Efe, açıklamasında "Hayırdır, özerklik ilan edildi de biz mi bilmiyoruz? Kapalı kapılar ardında memleketi böldünüz de bizim mi haberimiz yok?" ifadelerini kullandı.

Suriye'deki Türkçe açıklaması da hatırlatıldı

Tartışmanın dikkat çeken noktalarından biri ise Ayyüce Türkeş Taş'ın daha önce Suriye'deki Türkçe eğitimi konusunda yaptığı açıklama oldu.

Taş, Suriye'de Türkçenin seçmeli ders statüsünden çıkarılarak yerine Fransızcanın eklenmesine tepki göstermiş, kararın ülkede yaşayan 3,5 milyon Türkmen'in eğitim ve kültürel haklarını olumsuz etkileyeceğini savunmuştu.

Bu açıklama üzerinden, Suriye'de Türkçenin eğitim ve kültürel haklar kapsamında savunulmasına karşın Türkiye'de Kürtçenin Türkçenin yanında bir tabelada kullanılmasının "bölücülük" olarak değerlendirilmesi eleştiri konusu oldu.

Kürtçe tabelalar üzerinden çelişki tartışması

Diyarbakır'daki tabelalarla ilgili tartışmada, milyonlarca Kürdün konuştuğu Kürtçenin kamusal alanda görünür olmasına yönelik siyasi yaklaşım da gündeme taşındı.

Eleştirilerde, Suriye'de Türkçenin seçmeli derslerden çıkarılmasının Türkmenlerin kültürel haklarına yönelik bir müdahale olarak değerlendirilirken, Türkiye'de Kürtçenin Türkçenin yanında bir tabelada yer almasının "özerklik" veya "bölünme" söylemleriyle karşılanmasının çelişkili olduğu ifade edildi.

Tartışma, Türkiye'de farklı dillerin kamusal alandaki kullanımına ilişkin siyasi yaklaşımları yeniden gündeme getirdi.