Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, 2006'daki Temmuz Savaşı'nın 20'nci yıl dönümü dolayısıyla yaptığı televizyon konuşmasında Lübnan'daki siyasi yönetime, siyonist rejime ve ABD'nin bölgedeki politikalarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Kasım, Lübnan yönetimini son aylarda siyonist rejime karşı çıkmak yerine Hizbullah'ı ve "direnişi" hedef almakla suçladı. Lübnan yönetiminin bu yaklaşımının dış hesaplar ve yükümlülüklerle bağlantılı olduğunu belirten Kasım, ülkenin "dış vesayet" altına sokulmaya çalışıldığını ifade etti.

"Çerçeve anlaşması israil dayatmalarını içeriyor"

Kasım'ın konuşmasının en sert bölümlerinden biri, Lübnan ile siyonist rejim arasında ABD arabuluculuğunda haziran ayında imzalanan çerçeve anlaşmasına yönelik eleştirileri oldu.

Hizbullah lideri, anlaşmayı "israil dayatmalarının, israil mürekkebiyle yazılıp Lübnan yönetimine imzalatılması" olarak nitelendirdi. Anlaşmanın Beyrut açısından herhangi bir kazanım sağlamadığını, buna karşılık siyonist rejime istediği sonuçları verdiğini ve Lübnan'ın egemenliğinden tavizler içerdiğini belirtti.

Kasım, itirazlarının yalnızca siyonist rejimle doğrudan müzakere edilmesine yönelik olmadığını, anlaşmanın başından sonuna kadar içeriğine karşı çıktıklarını söyledi.

ABD'nin bu süreçte siyonist rejimi desteklediğini belirten Kasım, Washington'daki görüşmelerde Lübnan heyetinin karşısında ABD ve siyonist rejimden oluşan bir ekip bulunduğunu ve Lübnan tarafının ise "bağımlı" bir konuma itildiğini ifade etti.

"Lübnan'ı ABD vesayetine sokmayacağız"

Kasım, çerçeve anlaşmasının Lübnan'ın egemenliği açısından kabul edilemez olduğunu belirterek "Lübnan'ın ABD vesayeti altına girmesini kabul etmeyeceğiz." mesajı verdi.

Anlaşmada yer aldığı öne sürülen "deneme bölgeleri" düzenlemesini de eleştiren Kasım, özellikle güney Lübnan'daki Zuter el-Garbiyye beldesini örnek gösterdi.

Hizbullah lideri, Lübnan ordusunun kendi topraklarında hareket etmesinin siyonist rejimin belirlediği koşullara bağlanmasının ordu açısından da egemenlik sorununa yol açtığını belirtti. Zuter el-Garbiyye'nin işgal altında olmayan bir Lübnan toprağı olduğunu belirterek bu bölgenin neden "deneme alanı" olarak belirlenebileceğini sorguladı.

Kasım ayrıca anlaşmanın Lübnan'ın siyonist rejime karşı uluslararası mahkemelerde hukuki girişimlerde bulunma hakkını da sınırlandırdığını belirtti.

2024 ateşkes anlaşması vurgusu

Kasım, 27 Kasım 2024'te yürürlüğe giren ateşkes düzenlemesine de değindi.

Hizbullah liderinin anlatımına göre söz konusu anlaşma, siyonist rejim güçlerinin Lübnan'dan çekilmesini ve saldırıların sona ermesini, buna karşılık Lübnan'ın Litani Nehri'nin güneyindeki silahlı varlığın sonlandırılmasını öngörüyordu.

Kasım, ancak siyonist rejimin anlaşmanın kendi üzerine düşen maddelerine uymadığını belirtti. Buna rağmen Lübnan yönetiminin dikkatini siyonist rejimin ihlallerinden ziyade Hizbullah'ın silahlarına yönelttiğini söyledi.

"Teslimiyete bel bağlayanlar seraba bel bağlıyor." diyen Kasım, Hizbullah'ın mevcut politikalarından vazgeçmeyeceğini ve Lübnan'ın egemenliğinin ihlal edilmesine izin vermeyeceklerini belirtti.

"Temmuz Savaşı direnişin önemini kanıtladı"

Konuşmasının önemli bölümünü 2006 Lübnan Savaşı'na ayıran Kasım, 33 gün süren savaşın ardından ortaya çıkan tablonun "ordu-halk-direniş" denklemine dayandığını belirtti.

Kasım'a göre Temmuz Savaşı, Lübnan'da ve bölgede tarihi bir dönüm noktası oluşturdu. Savaşın, siyonist rejimin "caydırılması" açısından 2006'dan 2023'e kadar önemli bir rol oynadığını belirten Kasım, bu dönemi direnişin önemini ortaya koyan bir "canlı deneyim" olarak nitelendirdi.

Kasım ayrıca 2006 savaşının, Lübnanlı esirlerin serbest bırakılması amacıyla gerçekleştirilen operasyonun ardından başladığını ve savaşın başlangıcında iki siyonist askerin esir alınmasının gerekçe gösterildiğini söyledi.

"Yaklaşık 300 bin kişinin dönüşünün nedeni çerçeve anlaşması değil"

Kasım, güney Lübnan'daki halkın evlerine dönüşüne ilişkin değerlendirmesinde de çerçeve anlaşmasının belirleyici olduğu yönündeki yaklaşımı reddetti.

Yaklaşık 300 bin kişinin güneydeki bölgelerine dönmesinin çerçeve anlaşmasından kaynaklanmadığını belirten Kasım, bunun temel nedeninin İran İslam Cumhuriyeti ile ABD arasında haziran ayında varılan "İslamabad Anlaşması" olduğunu ifade etti.

Kasım'a göre söz konusu mutabakat, siyonist rejimin saldırılarının seviyesini düşürmesinde etkili oldu ve bölgedeki gerilimin daha fazla tırmanmasını engelledi.

"Son damla kana kadar savaşacağız"

Hizbullah lideri konuşmasının sonunda direnişe mesaj gönderdi.

Kasım, savaş sırasında halkın büyük fedakarlıklara katlandığını belirterek direnişi övdü. "Sizin için ölebiliriz, son damla kana kadar savaşacağız." ifadelerini kullanan Kasım, Hizbullah ile destekçilerinin "aynı siper içinde" olduğunu söyledi.

Bununla birlikte Kasım, destekçilerinden öfkelerini iç çatışmaya dönüştürmemelerini ve sabırlı olmalarını istedi. Öfkenin "uygun zamanda" kullanılmak üzere korunması gerektiğini belirtti.

Kasım'ın açıklamaları, Lübnan'da siyonist rejimin güneydeki askeri varlığını sürdürdüğü ve Beyrut ile Tel Aviv arasındaki ateşkes düzenlemesine ilişkin tartışmaların devam ettiği bir dönemde geldi. Lübnan Başbakanı Nevaf Selam da son dönemde güneydeki yıkımın durdurulması ve siyonist rejim güçlerinin çekilmesi için bir takvim belirlenmesi çağrısında bulunmuştu.

Hizbullah'ın son açıklaması, direniş ile Lübnan yönetimi arasındaki silahlar, güney Lübnan'ın güvenliği, siyonist rejimin bölgedeki askeri varlığı ve ABD'nin arabuluculuğundaki müzakerelerin kapsamı konularında görüş ayrılığının daha da derinleştiğini gösteriyor.

Kaynak: İLKHA