Gaziantep'te 1996 yılında lise öğrencisiyken mukaddesata dil uzatanlara karşı çıktığı için hain bir saldırı sonucu şehit edilen Mustafa Çoban'ın annesi Ayşe Çoban oğlunun şehadeti sürekli isteyen biri olduğunu kaydetti.

Oğlunun şehid olacağı gün aralarında geçen diyalogdan bahseden Anne Çoban, "Şehit düşeceği gün gece eve geldi. Babası, ‘Kaldır gitsin, bir iş bulsun, çalışsın.’ dedi. Ben de, Mustafa’ma kıyma dedim. ‘Ne zaman kalkarsa o zaman söyle.’ dedi. Mustafa kalktı, yatağını kaldırıyordum. ‘Anne.’ dedi. Ne oldu? dedim. ‘Anne, bu gece hiç uykum gelmedi.’ dedi. Mustafa, neden? dedim. ‘Bilmiyorum, anne.’ dedi. Tekrar, ‘Anne, biliyor musun sabah namazına kalkarsan Allah adamı çok sever.’ dedi. Ben de, Sizden sonra daima sabah namazına kalkarım dedim. ‘Kuşlar öter ya, o zaman kalkarsan Allah adamı çok sever.’ dedi " şeklinde konuştu.

"Mustafa’m sadece Allah’a sığınırdı"

Oğlunun Allah yolunda olduğu için öldürüldüğüne değinen anne Çoban, "Mustafa’m ondan sonra yemeğini yedi, gitti. Ben namaza durdum. Allah’ım; mal olsun, mülk olsun, evlat olsun, hakkımda ne hayırlıysa onu bana ver Allah’ım. dedim. Kapıya çıktığımda başım döndü, neye uğradığımı bilemedim. Ellerim tutmadı. Mustafa’ya öteberi alıp geleyim, aç olur, yemeğini yapayım. dedim. Markete gittim. Eniştem bana, ‘Sen hasta mısın?’ dedi. Yok. dedim. ‘Muhammed mi sana bir şey söyledi, sen sararmışsın.’ dedi. Eve geldim, kapıya yaklaştım. İki tane arkadaşı geldi. ‘Ayşe teyze, Mustafa’yı vurdular.’ dedi. Öyle söylediklerinde bağırıp çağırdım. Sonra komşum beni okulun yanına götürdü. Benim Mustafa’m kime ne dedi? Mustafa’m sadece Allah’a sığınırdı. Siz Allah için mi vurdunuz? dedim. Hiç bir suçu yoktu. Beni hastaneye götürdüler. Babası, ‘Mustafa seni istiyor.’ dedi. İçeri girdim, bana gözünün kenarıyla gülümsedi. ‘Anne.’ dedi. ‘Allah beni nasıl kurtardı.’ dedi." ifadelerini kullandı.

"Bu dünyada hiç gözü yoktu"

Şehid Mustafa'nın dünyalık beklentiler içerisine girmediğine değinen anne Çoban, "Bana, ‘Anne bana hiç üzülme, yat kalk, sürekli ‘Allah’a sığın, sen bana üzülürsen ben de sana üzülürüm.’ dedi. Mustafa’m bana, ‘Bir damla su verir misin?’ dedi. Babasına söyledim, o da pamuğu suya batırıp dudağına değdirdi. Rahmetlik babası şunu söyledi: ‘Mustafa’m gözlerini açıp kapatıyor.’ Dedim ki: Mustafa’m, sana ne oldu? Baba, seslenme, namazımı kılıyorum. dedi. Namazını kıldıktan sonra seni sordu. Mustafa’m diyordu, ‘Başım ağrıyor.’ Bir yandan namazını ihmal etmiyordu. Onun bu dünyada hiç gözü yoktu. 'Gelip geçici bir dünyadır. Biz bugün varız, yarın yokuz.' derdi hep. Ben, Mustafa oğlum, senin yaşın nedir, sen böyle şeyler söylüyorsun? derdim. O da, ‘Anne, yaşa bakmaz.’ derdi. Öyle biriydi ki yatıp kalkıp Allah'tan isterdi. ‘Anne, bir gün Allah yolunda canımı verirsem bana hiç üzülme.’ derdi. Ben derdim, Mustafa oğlum, öyle söyleme. Benim çocuklarım çok gittiler. Bir de senin ölümünü mü göreyim? ‘Anne.’ derdi. ‘Kimin eline geçer? Peygamberimiz şehitlere zemzem ikram ediyor.’ derdi. Mustafa’m her şeyini Allah’tan isterdi. Ben ona yatak hazırlardım. O da, ‘Annem de beni evlendirecek.’ derdi. ‘Anne, evlenen kim ki? Ben evlenmem ki.’ derdi. Bu dünyada hiç gözü yoktu." dedi.

"Buraya nasıl geldiğimi bilmiyorum"

Şehid Mustafa'nın kabri başında bulunan bir zatın kendisini bir anda mezarlıkta bulduğunu anlatan anne Çoban, "Yalnız başıma Mustafa’nın mezarlığına geldim. Sonra yola baktım; genç biri sürekli farklı mezarlara gidiyordu. Ben çıktım ama dizlerim titriyordu. Sonra geldim, Mustafa’ya selam verdim. Mustafa oğlum, güle güle kal dedim. Yanında donmuş bir şekilde duruyorum. Mustafa, Allah var, burada rahatsın oğlum dedim. İnancınız olsun, baktım ki bir kişi şurada duruyor. Aksakallı bir kişiydi.
Hacı amca, kurban olayım, gitme dedim. Al, çiçeğine su dök dedim. Sonra yanıma geldi. ‘Kızım, bu senin neyin oluyor?’ dedi. Oğlum dedim. ‘Böyle evlat adama kalmaz ki.’ dedi. Suyu döktü. Dedim, Hacı amcam, senin kimin var burada? 'Kimsem yok. Buraya nasıl geldiğimi de bilmiyorum. 'dedi. Oy Mustafa, senin Allah’ına kurbanım dedim. Daha sonra benimle beraber yolun aşağısına kadar gitti. ‘Yürü kızım, bir daha yalnız gelme.’ ifadelerini kullandı.

"Oğlumu Kur'an okurken görmüşler"

Anne Çoban, komşularının oğlu hakkındaki şahitliklerini şu şekilde dile getirdi:

"Bir komşu bir gün bana, 'Ben burada Kur’an-ı Kerim okuyan biri olduğunu gördüm ama senin Mustafa olduğunu bilmedim.' dedi. Sonra bu durumu kaynanasına anlatınca ona, ‘Sen rüya görmüşsün.’ demiş. Bu konuşmadan üç gün sonra kaynanası da Mustafa’nın evde Kur’an okuduğunu gördüğünü söyledi. Oğlum rüyama geldi dedim oğlum, sen herkesin rüyasına giriyorsun ve onlara, 'Anneme söyleyin, ağlamasın, ben şehit olmuşum.' diyorsun."

"Oğlum gerçek şehit"

Oğlunun şehid olduğuna dair işaretleri gördüğünü dile getiren anne Çoban, "Ben de sen gerçek şehit olmuşsan buna bir işaret göster dedim eve gittim. Mustafa'nın küçük kardeşi Ömer daha küçüktü, belki aklına gelir. Evin ışıklarını kapatıp karşı komşuya gittik, oturduk. Ömer, ‘Anne, eve gidelim.’ dedi. Eve dönerken komşum da benimle gelmek istedi. Merdivenlerden çıkarken ışıkların yandığını gördüm. Işık kısa süre yanardı fakat ışık sönmedi. Komşum dama çıktı, etrafına baktı, geldi; hala ışık yanıyordu. ‘Ayşe teyze, korkma.’ dedi. Neyden korkacağım? dedim. Ömer dedi ki: ‘Anne, ya birisi yakmışsa?’ Dedim, oğlum, kim var ki? Sonra ışık söndü. Mustafa dedi: ‘Anne, sen bana inanmıyor musun?’ Geldin, kendini bana gösterdin oğlum. dedim. Binlerce hamdüsenalar olsun." dedi.

"Bir akrabamız oğlumu şehadetinden sonra görmüş"

Anne Çoban, "Bir akrabamız şehit Mustafa’yı Fatih Camii’nin yanında görmüş. Ömer ile beraber okula giderken Ömer’e, ‘Senin abin var mı?’ diye sormuş. Ömer de, ‘Benim bir abim vardı, o da şehit düştü.’ demiş. ‘Fatih Camii’nin orada beyaz giyimli birisi bana dedi ki: 'Ömer’in ödevleri nasıl? Ben onun abisiyim, Ömer’e selam söyle.' demiş. Ben de ona, 'Biz okula beraber gidiyoruz.' demiş. ‘O da bana, 'Beni gördüğünü kimseye söyleme.' dedikten sonra kaybolmuş. Yüzünde öyle bir nur parlıyormuş ki bakamamış. Ömer geldi, bana anlattı bu olayı. Oğlum, nasıl abini görür? Abini gören kişiyi bana getirir misin? dedim. Getirdi. Dedim, Oğlum, bu fotoğrafa bak, doğruyu söyle; gördüğün kişi bu muydu? Dedi ki: 'Ayşe teyze, benim söylediğimi söyleme ama gördüğüm buydu.' dedi.

Kaynak: İLKHA