İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Turgut Özal Tıp Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reşit Sevimli, kas ve kemik tümörlerinin belirtileri, tanı süreci, modern tedavi yöntemleri ve korunma yolları hakkında İLKHA muhabirine önemli açıklamalarda bulundu.
"Şişlik, ağrı ve kırıklarla karşımıza çıkabiliyor"
Kas-iskelet sistemi tümörlerinin çocuklarda ve erişkinlerde nadir görüldüğünü belirten Prof. Dr. Sevimli "Literatürde de belirtildiği gibi mortalite ve morbidite dediğimiz yani hastanın hayatını riske atma, ölüm oranı ve kanserin yayılma riski yüksek olan tümörler olduğu için erken tanı hayat kurtarıyor." dedi.
Tümörlerin hangi belirtilerle ortaya çıktığına değinen Sevimli "Genellikle hastalarımız kolunda, bacağında bir şişlik ya da dayanılmaz bir ağrı ile geliyor. Bazen de patolojik kırık dediğimiz, başka organlardaki hastalıkların ya da kanserlerin kemiğe yayılması sonucu oluşan kırıklarla bize başvurabiliyorlar." ifadelerini kullandı.

"Erkeklerde prostat ve akciğer, kadınlarda meme ya da rahim kanserleri kemiğe sıçrayabiliyor"
Hastaları detaylı şekilde değerlendirdiklerini aktaran Sevimli "Bunun primer bir kemik tümörü mü bir kas tümörü mü ya da başka bir organ kanserinin kemiğe yayılması mı olduğunu araştırıyoruz. Erkeklerde özellikle prostat ve akciğer, kadınlarda meme ya da rahim kanserleri kemiğe sıçrayabiliyor. Hastanın ileri tetkik ve tedavilerini yaparak tanıya yönelik bir yol izliyoruz." diye konuştu.
Kas-iskelet sistemi tümörlerinin en sık ağrı ve şişlikle kendini gösterdiğini belirten Sevimli, iyi huylu tümörlerin çoğunlukla uzun süredir mevcut olduğunu söyledi.
Sevimli "Hasta genellikle 'Kolumda ya da bacağımda bir şişlik var. Bir yağ bezesi ya da kist gibi duruyor. Bir yıldır, iki yıldır var ama beni çok rahatsız etmiyordu. Son zamanlarda biraz büyüdü, pantolonumu giyerken, çorabımı takarken zorlanıyorum.' diyerek geliyor. Bunlar genellikle iyi huylu tümörlerdir. Çünkü eskiden beri vardır ve hızlı büyümezler." dedi.
Kesin tanının yine de görüntüleme ve biyopsi ile konulduğunu belirten Sevimli "Yüzde yüz iyi huylu olup olmadığını radyolojik tetkikler ve biyopsi ile teşhis edebiliyoruz." ifadelerini kullandı.

"Hızlı büyüyen ve ağrılı kitlelerde kanser ihtimali yüksek"
Korkulması gereken tümörlerin hızlı büyüyen ve ağrılı olanlar olduğunu vurgulayan Sevimli "Daha önce ameliyat edilip aynı yerden tekrar eden, birden fazla bölgede ortaya çıkan, ağrı, şişlik ya da kırık yapan problemlerde kemik kanseri veya malin tümör ihtimali yüksektir. Bu nedenle bu tür hastaları bekletmememiz gerekiyor. En kısa sürede ilgili hekime başvurulmalı." dedi.
Kemik tümörlerinin tedavisinde önemli değişimler yaşandığını anlatan Sevimli, geçmişte uzvun tamamen alınmasının sık uygulanan yöntem olduğunu belirtti.
Sevimli "Eskiden kolda ya da bacakta bir kanser varsa ampütasyon dediğimiz, o bölgenin kesilip alınması ön plandaydı. Bu da kişinin kolunu, bacağını ya da parmağını kaybetmesine neden oluyordu. Evet, kanserli bölge çıkarılıyordu ama kişi uzvunu kaybediyordu." diye konuştu.
"Artık uzuv koruyucu ameliyatlar yapılabiliyor"
Günümüzde gelişen tekniklerle hastaların uzuvlarının korunabildiğini ifade eden Sevimli "Öncesinde ışın tedavileri uygulanıyor, medikal onkolojinin verdiği akıllı ilaçlar kullanılıyor, çeşitli girişimsel yöntemlerle tümör kontrol altına alınıyor. Daha sonra cerrahi olarak çıkarılıyor. Böylece hastanın en az zararla ameliyattan çıkmasını, kolunun ya da bacağının korunmasını hedefliyoruz." dedi.
Sevimli, günümüzde koruyucu ekstremite ameliyatlarıyla başarılı sonuçlar alındığını belirterek "Hastanın ekstremitelerini koruyarak başarılı ameliyatlar gerçekleştirebiliyoruz." ifadelerini kullandı.

"Çocuklarda iyi huylu tümör oranı daha fazla"
Çocukluk çağında görülen tümörlerin büyük bölümünün iyi huylu olduğunu kaydeden Sevimli, şöyle devam etti:
"Osteosarkom ve Ewing sarkomu dediğimiz kötü huylu birkaç tümör dışında çocuklarda daha çok kistler, osteokondrom dediğimiz kemik çıkıntıları, kemik fazlalıkları, yağ bezeleri ve ganglion kistleri görüyoruz. Çok ciddi kötü huylu tümörlerle daha az karşılaşıyoruz."
İleri yaşlarda ise durumun değiştiğini belirten Sevimli "Yaş ilerledikçe tümörlerin malin olma ihtimali artıyor. Osteosarkom, kondrosarkom ve multiple miyelom gibi kemiği etkileyen ileri tümörlerle karşılaşıyoruz. Ayrıca başka organ kanserlerinin kemiğe sıçrama ihtimali de daha yüksek oluyor." diye konuştu.

"Geciken tedavi geri dönüşsüz sonuçlara yol açabiliyor"
Erken tanının önemine dikkat çeken Sevimli, geciken tedavilerin tümörleri çıkarılamaz hale getirebildiğini söyledi.
Sevimli "Başlangıçta küçük boyutlarda olan, damara ya da sinire baskı yapmayan bir tümör hasta geciktirdiğinde dev boyutlara ulaşabiliyor. Damarı ve siniri sarabiliyor, artık çıkarılamaz hale gelebiliyor. İlk başta kolu ya da bacağı kurtarabileceğimiz bir ameliyat mümkünken, daha sonra ampütasyon dediğimiz son aşamaya gelebiliyoruz." ifadelerini kullandı.
Sağlıklı yaşamın sadece kas-iskelet sistemi tümörlerinden değil tüm kanser türlerinden korunmada etkili olduğunu belirten Sevimli "Beslenme çok önemli. Sağlıksız beslenme, düzensiz yaşam, kötü uyku, radyasyona ve travmaya maruz kalma sadece kas-iskelet sistemi tümörlerini değil diğer organ tümörlerini de tetikleyebilir." dedi.
Psikolojinin de önemli olduğunu vurgulayan Sevimli "Depresyon hali ve moral bozukluğu kişiyi hastalıklara daha yatkın hale getirebilir. Bu durum kronikleştiğinde kansere dönüşebilecek süreçleri tetikleyebilir." diye konuştu.
Düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade eden Sevimli, son olarak şunları kaydetti:
"Sağlıklı bir beden, düzenli uyku, doğru yaşam tarzı ve gerekli kanser taramalarının yapılması çok önemli. Bu şekilde sadece kas-iskelet sistemi tümörlerinden değil, diğer organ tümörlerinden korunmak ya da erken teşhis sağlamak mümkün olabilir."





