Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muzaffer Denli, Diyarbakır’da son haftalarda etkili olan yoğun kar ve yağmur yağışlarının tarımsal üretim açısından umut verici olduğunu belirterek, bu yağışların özellikle kuraklık riski taşıyan bölgeler için önemli bir avantaj oluşturduğunu söyledi.
Denli, kar yağışının toprağın nem dengesini koruması ve su kaynaklarını beslemesi açısından kritik rol oynadığını ifade etti.
Diyarbakır'da ve bölgede etkili olan yağışların, barajlarda ve su depolarında önemli bir artışa neden olduğunu ifade ederek sözlerine başlayan Denli, " Son dönemde yağan kar yağışı son 50 yılın en fazla kar yağışıydı. Sonrasında yağan yağmurla beraber toprağın suya doyma derecesi önemli düzeyde artmıştır. Özellikle kar yağışı toprağın bitki örtüsünü önemli bir düzeyde katkı sağlamıştır. Şöyle ki kar yavaş eridiği için toprağın nemlilik düzeyini yavaş yavaş arttırmıştır. Yağışlar bitkilerin beslenmesini iyi düzeyde sağlamıştır, yer üstü su kaynaklarını yine arttırmıştır. Özellikle dağlara yağan kar ise barajlarımız ve akar sularımız için önemli bir depo kaynağı haline gelmiştir." dedi.
Prof. Dr. Muzaffer Denli
"Tarımsal üretimlerimiz ciddi derecede olumlu etkilendi"
Devam eden yağışların daha fazla bir şekilde yağmasını ümit ettiğini belirten Denli, "Barajlarımızın doluluk düzeyi ve akarsularımızın debisi genellikle bu karların erimesiyle oluşacaktır. Bahar aylarında bunu göreceğiz. Şu an da tarımsal üretimlerimiz ciddi derecede olumlu etkilendi. Özellikle tahıllar buğday, arpa ekimi yapılan alanlarda kar güzel bir örtü sağladı. Bunları hem soğuktan ve dondan korudu hem de yavaş yavaş onlara su vererek özellikle topraktaki mineral maddelerin daha iyi bir şekilde kullanılmasını sağladı. Birçok patojen mikroorganizmanın üremesine de engel oldu. Bunun yanında da toprakta bulunan canlıların lehine bir ortam oluşturmuştur." diye belirtti.
"Şu an için don tehlikesine dair sıkıntı yok"
Kar sonrası oluşabilecek don tehlikesine dair değerlendirmelerde bulunan Denli, "İnşallah kardan sonra don olmaz. Çünkü kar eridikten sonra özellikle vejetatif döneminde bir don olursa bu biraz bitkilere zarar verebilir. Peki ne zaman sebzelere zarar verebilir? Özellikle tomurcuklanma döneminden sonra ve çiçeklenme döneminde bir don gelirse zarar verebilir. Şu an da yaşanabilecek bir don meyvelere zarar vermeyecektir, ancak diğer bitkilere zamana bağlı olarak olumsuz etkileri olabilir, şu an için sıkıntı yok." şeklinde konuştu.
"Tarımsal üretim daha çok doğa koşullarında yapılan bir üretim şeklidir." ifadeleriyle sözlerini sürdüren Denli, "Geçen yıl özellikle meyvelerde bir don olayı yaşadık. Spesifik olarak bu gibi durumlarda donun etkisini azaltmak için önlemler alınabilir. Onun dışında şu aşamada alınabilecek çok büyük bir önlem yoktur. Don tehlikesine karşı, özellikle çiçeklenme döneminde alınacak çok ciddi bir önlem yoktur. Ancak spesifik olarak bahçelerde dumanlanma veya küçük ısıtmalar yapılabilir. Fakat bunlarda çok kalıcı çözüm değildir." dedi.
"Doğada ki kaynaklar sınırsız değildir. Bunları amacına uygun kullanmalıyız ki yaşamımızı belirli bir normda sürdürebilelim"
Küresel ısınmanın su kaynaklarına etkisi ve yağışların getirdiği olumlu sonuçlara dair değerlendirmelerde bulunan Denli, şunları kaydetti:
"Dünyada ve ülkemizde küresel ısınmanın etkilerini ve sonuçlarını görüyoruz. Küresel ısınma, mevsim değişikliği ve iklim değişikliğine neden oluyor. Sıcaklar, fırtınalar, kuraklık bunların hepsi iklim değişikliğinin ve küresel ısınmanın temel sonuçlarıdır. Küresel ısınma sadece kuraklık değildir, ani mevsim değişikliği, ani iklim değişikliğiyle kendisini gösterir. Geçen yıl biz kuraklığı hat safha da yaşadık. Bu yıl kuraklığın olmaması bir sonraki yıl veya sonraki yıllarda kuraklık yaşamayacağımız anlamına gelmemelidir. Dolayısıyla küresel ısınmaya neden olan faktörlerin bizim farkında olmamız, bunları azaltacak yönde çalışmalarda bulunmamız lazım. Ayrıca gerekli önlemleri almamız lazım, aksi taktirde sadece kuraklık değil ani iklim değişikliği gibi fazla kar yağışı, fazla don, fazla yağmur, fazla rüzgâr ve fırtına gibi beklenmedik koşulların oluşmasına neden olacaktır. Her ne kadar önlem alırsak da alalım bu doğa koşulları önceden çok tahmin edilemez. Bu değişiklikler ileride karşımıza başka sonuçları oluşturabileceğini şu an da ön görüyoruz. Yer altı sularımızın iyice azalmasına bağlı olarak şehirlerin taşınması artık gündeme gelebilir. Doğada ki kaynaklar sınırsız değildir. Biz bunları amacına uygun, bilimsel veriler ışığında etkin kullanmamız gerekir ki yaşamımızı belirli bir normda sürdürebilelim."
Prof. Dr. Muzaffer Denli, son olarak şunları kaydetti:
"Son olarak özellikle tarımsal üretimde bu yıl fazla yağan yağışlardan dolayı çiftçilerimiz, üreticilerimiz suyu aşırı ihtiyaç olmadığı zaman kullanmasınlar. Bu kaynaklar bu yıla özgü değil, sınırsız değil, gelecekteki olabilecek kurak yılları da göz önünde bulundurarak etkin kullansınlar diyoruz."





