Palandöken, şehirlerdeki verimli tarım arazilerinin hızla betonlaşmaya açıldığını belirterek, üretimin artırılmaması halinde fiyatların düşürülmesinin zor olduğunu söyledi.
Verimli araziler yapılaşmaya açılıyor
Tarımsal ürünler, kırmızı ve beyaz et, bakliyat, meyve ve sebze fiyatlarındaki artışa dikkat çeken Palandöken, şehirlerin en verimli ekim alanlarının betonlaşma nedeniyle kaybedildiğini ifade etti.
“Bilindiği üzere bir meyve ağacı verimlilik haline alıncaya kadar en az altı yıl geçecek. Şehrin en güzel ekim alanları artık beton yığınları ile doldu. İnsanlar, bireysel olarak üretimleri hem kendilerine yetecek hem o şehre yetecek kadar üretim yapmıyorlar. Daha çok yapılara tahsis edilmiş gibi oldu bu araziler.” dedi.
Geçmiş tecrübelerden yararlanılmalı
Şehir içinde kalan ve değeri artan arazilerde üretim yapılmadığını belirten Palandöken, fiyatların düşürülmesi için kapsamlı tarımsal analiz yapılması gerektiğini vurguladı.
“Bölge haritaları çıkaralım. Hangi memlekette hangi ürünlerin verimli bir şekilde üretileceği tespit edilmesi lazım. Don, sel gibi afetlerden etkilenmeyecek ürünlerin doğru bölgelerde üretilmesi için geçmiş tecrübelerden yararlanılmalı.” ifadelerini kullandı.
Lojistik maliyetleri fiyatı artırıyor
Tarladan sofraya uzanan süreçte en kritik unsurlardan birinin lojistik olduğuna işaret eden Palandöken, aracı sayısının azaltılması ve taşımadaki kayıpların önlenmesi gerektiğini belirtti.
“Lojistik destekleri yaptığınız zaman, üretim merkezinden nihai tüketim merkezine gelinceye kadarki aracıların fiyat artıranlarının önüne geçilmesi lazım. Taşımadaki zayiat, ürünün muhafazasındaki zorluk ve araçların donanımlı olmamasından kaynaklanan maliyet artışları önlenmeli.” dedi.
Çiftçiye destek artırılmalı
Gübre ve benzeri girdilerde desteklerin artırılması gerektiğini dile getiren Palandöken, bireysel üretimin teşvik edilmesinin önemine vurgu yaptı. Evinin yanında küçük çaplı üretim yapan vatandaşların desteklenmesi halinde hem üretimin hem de gelirin artacağını kaydetti.
Üretici emeğinin karşılığını alamıyor
Köyde yaşayan nüfus oranının yüzde 20’ler seviyesinde olduğunu belirten Palandöken, büyük şehirlere yönelimin arttığını söyledi.
“Kendi arazisinde kazanacağından daha az kazanmasına rağmen insanlar büyük şehirleri tercih ediyor. Onun için bireysel işletmelere ağırlık verilmeli. İnsanların bir iki koyunu varsa beş olması sağlanmalı. Büyükbaş hayvanın muhafazası ve ekilecek alanların girdileri desteklendiğinde enflasyondaki düşüş sağlanacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
Zeytin alanlarına sahip çıkalım
Vatandaşın en çok kırmızı et, beyaz et ve bakliyat fiyatlarından rahatsız olduğunu belirten Palandöken, üretimin yerinde ve planlı artırılması halinde fiyat farklarının azalacağını söyledi. Ayçiçeği yağı, zeytin ve zeytinyağı fiyatlarındaki artışa da değinen Palandöken, zeytinlik alanların korunması gerektiğini ifade etti.
Hal yasası ve perakende düzenlemesi birlikte ele alınmalı
Hal yasası ile perakende sektöründeki düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Palandöken, yeni bir düzenleme ile rekabet ortamının güçlendirilebileceğini belirtti.
Üretimin yetersiz olduğu bir ortamda hızlı şehirleşme ve yüksek tüketim sürdükçe fiyatları düşürmenin mümkün olmayacağını ifade eden Palandöken, kalıcı çözümün üretimi artırmak olduğunu sözlerine ekledi.





