Okullarda kontrolsüz cep telefonu kullanımı, öğrencilerin derslere odaklanmasını olumsuz etkilerken sınıf ve öğrenci mahremiyeti açısından da ciddi sorunlara yol açabiliyor. Öğrencilerin birbirlerinin görüntü veya seslerini izinsiz kaydetmesi ve bunları sosyal medyada paylaşması, hem öğrenciler arasında problemlere hem de kişisel verilerin ihlaline neden olabiliyor.

Okullarda telefon kullanımına ilişkin İLKHA muhabirine değerlendirmede bulunan Eğitim Bir-Sen 4 Nolu Şube Başkanı Bilal Duran, aile ve okul iletişiminin bu süreçte çok önem arz ettiğini, hayatın vazgeçilmez araçlarından olan telefonun okulda mutlaka belli kurallar çerçevesinde sınır getirilerek kullanımına izin verilmesinin daha doğru olacağını söyledi.
'Okulda çekilen görüntülerin paylaşılması ciddi sorunlara sebep olabiliyor'
Yeni eğitim öğretim yılının hayırlara vesile olması temennisinde bulunarak konuşmasına başlayan Duran, 'Okullarda telefon kullanımı, eğitimi olumsuz etkiliyor. Çünkü telefon ile yapılan işlerin sonu yok. Sonu olmadığı için mahrem olan sınıfta bazı şeylerin videosunun çekilmesi, ses kaydının alınması, paylaşılması, bunların yanlış yere gitmesi ciddi anlamda probleme sebep olabiliyor. Öğrenciler arasında da sıkıntılı meselelere sebep olabiliyor. Cep telefonu dediğimiz malzeme, hayatın her noktasında ihtiyaç duyduğumuz vazgeçilmez bir şey. İyi kullanıldığında çok makul ve düzgün anlamlar ortaya çıkarabilecek bir teknolojik alettir. Onun için belli kurallar getirilerek kullanılmasının daha doğru olur.' dedi.
'Sınıfta telefon kullanılmaması öğrenci ve öğretmen mahremiyeti için önemli'
Duran, 'Son yıllarda özellikle liselerimizde, öğrenciler sınıfa girerken cep telefonları okul idaresine teslim ederek sınıflarına giriyorlar. Bu anlamda son yıllarda çok özel örnekler dışında ciddi bir sorun ile karşılaşmıyoruz. Ancak öğrencilerin birbirlerinin videolarını çekmesi, sınıfta yapılan bazı etkinliklerin sosyal medya mecralarında paylaşılması ciddi sorunlara sebep olabiliyor. Onun için mevcut sınırlandırma aslında doğru bir sınırlandırma. Bu sınırlandırmanın gerekliliğini doğru anlatıp ailelerin de işin içine dâhil olduğu bir sınırlandırma sistematiği ortaya koymak gerekir. Bu hem sınıf mahremiyeti hem de öğrenci mahremiyeti için önemlidir. Çünkü öğrenci öğrencinin, öğretmen öğrencinin, öğrenci öğretmenin videosunu çekip sosyal medyada paylaşabiliyor. Doğal olarak kişilerin mahrem alanlarına, hatta kişisel verilerin paylaşılmasıyla alakalı sıkıntılı durumlara dahi sebep olabiliyor.' diye konuştu.

Aile ve okul iletişimi önemli
Ailelerin öğrencileri telefon kullanma noktasında doğru yönlendirmeleri gerektiğini belirten Duran, 'Teknoloji artık vazgeçilmez ama sosyal medya kullanımı kontrol edilebilir. Ailelerin bir şekilde buna dikkat etmeleri gerekir. Eğitim camiasındaki arkadaşlarımıza, okul yöneticilerine ve öğretmenlere düşen kısmı ise bu konularda öğrencileri sürekli uyarmalarıdır. Özellikle ailelerin bu noktada daha ciddi tedbirler almaları konusunda uyarılarda bulunmaları gerekir. Onun için bu süreçte hem ailelere hem okul yönetimine çok ciddi emek düşüyor.' şeklinde konuştu.
Yerli, milli ve değerlere uygun içeriklerin üretilmesi çağrısı
Sosyal medya içerikleri ile ilgili ciddi sorunların yaşandığını, yerli, milli ve manevi değerlere uygun içeriklerin üretilmesinin büyük önem arz ettiğini kaydeden Duran, son olarak şu ifadeleri kullandı:
'Bizim her anlamda yerli ve milli, ümmeti gündeme getiren içerikler üretmemiz gerekir. Bu içeriklerin geliştirilmesi ve nesillerimize bu içeriklerin doğru kullanılması ile ilgili de alan oluşturmak gerekir. Bu anlamda eğitimci arkadaşlarımıza da sesleniyorum! Öğrencilerimizi doğru sosyal medya mecralarına, doğru kanallara, doğru şekilde yönlendirmemiz gerekiyor.'





