DEM Parti Kadın Meclisleri'nden "Ailem güvende" operasyonlarına ilişkin "LGBTİ+’lara yönelik saldırılara asla sessiz kalmayacağız! Gözaltılar derhal serbest bırakılmalıdır” çağrısı, tepki toplamıştı. Ancak DEM Parti'nin bu sapkınlığı yayan yapılarla ilişkisi sadece söylemsel değil.
2015'te bir skandala imza atarak Barış Sulu'yu, dönemin HDP’sinden Eskişehir milletvekili adayı olarak Türkiye’nin ilk ''eşcinsel milletvekili adayı'' gösterdiler, Kürtlerden onun için oy istediler.
HDP döneminden başlayarak sapkın LGBTİ'liler parti organlarında, belediye meclisi üyeliklerinde aday listelerinde yer buldu.
Parti ile organik bağı bulunan HDK bünyesinde doğrudan "LGBTİ+ Meclisleri/Çalışma Grupları" bulunuyor; ortak atölyeler, paneller ve sokak eylemleri bu çatı üzerinden organize ediliyor.
DEM Parti genel merkez heyetleri, Kadın Meclisleri ve HDK yetkilileri; dışarıdan fonlandıkları ortaya çıkan Kaos GL, SPoD, Pembe Hayat gibi önde gelen dernekler ve "Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi" gibi yapılarla düzenli strateji ve istişare toplantıları yapıyor.
DEM Parti'li belediyeler; "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği" birimleri kurarak sığınma evleri, geçici barınma merkezleri ve sosyal yardım programlarında sapkın bireylere özel alan ve bütçe ayırmayı taahhüt ediyor.
ÖCALAN BU KONUDA NE DÜŞÜYOR?
DEM'in otorite gördüğü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın da sapkın akımlar konusunda ne düşündüğü merak ediliyor. Ancak devlet fikrinden hizmetinizdeyim dönüşü kadar keskin bir dönüş burada da karşımıza çıkıyor.
Abdullah Öcalan’ın 2004’te yayımlanan Bir Halkı Savunmak adlı eserinde ''eşcinselliğe'' ilişkin yaklaşımının oldukça olumsuz olduğu görülüyor. Öcalan eşcinselliği “anormal” ve evrimsel biyolojiye aykırı bir durum olarak nitelendirirken, görüşünü de “Herkes eşcinsel olsaydı insanlığın üremesi ve soyunu sürdürmesi mümkün olmazdı” düşüncesi üzerinden temellendiriyor.
2025’te ise tam bir geri vites yapıyor. PKK’nin 12. Kongresi’ne gönderdiği metinde Öcalan, sapkın LGBT konusuna oldukça ''anlayışlı'' yaklaşıyor.
Özetle şunları söylüyor:
Eril ve dişil özellikler katı ve aşılmaz değildir; doğada dönüşebilirlik ve çeşitlilik vardır.
Ameliyatla erkeklik veya kadınlık yönünün öne çıkarılabileceğini belirterek “İkisi de değerlidir” diyor.
Eril ya da dişil olmanın üstünlük veya kutsallık sağlamadığını savunuyor.
Cinsiyet farklılıklarının karşıtlığa dönüştürülmemesi gerektiğini ifade ediyor.
Metindeki en açık ifadelerinden biri şöyle: “Geleneksel ahlak bu kişileri mahkum ediyor. Ama bana göre bu bir sorundur.”