Malatya İl Müftüsü Ramazan Dolu, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde kurban ibadetinin dini hükümleri, kurbanlık seçimi ve paylaşmanın önemi hakkında İLKHA muhabirine önemli açıklamalarda bulundu.
"Kurban ibadeti Hazreti Adem'den günümüze kadar devam ediyor"
Kurban ibadetinin insanlık tarihi kadar eski bir ibadet olduğunu belirten Dolu, kurbanın Allah'a yakınlaşmanın ve teslimiyetin önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade etti.
Dolu, "Kurban ibadeti Hazreti Adem'den (Aleyhisselam) günümüze kadar Allah'ın kullarının, müminlerin gerçekleştirdiği ve önem verdiği bir ibadettir. Bizler de Kurban Bayramı'nda ayette ifade edildiği gibi 'Rabbin için ibadet et, namaz kıl ve kurban kes.' emri doğrultusunda, Hazreti Muhammed Aleyhissalatu Vesselamın tavsiyeleri ve emirleri doğrultusunda kurban ibadetini yerine getirmeye çalışıyoruz." dedi.
Kurban ibadetinin gelişigüzel yerine getirilecek bir ibadet olmadığını vurgulayan Dolu, Müslümanların kurbanlık seçerken ve kesim yaparken son derece titiz davranması gerektiğini kaydetti.
"Kurban kesmek kimlere vaciptir?"
Kurban kesmenin mali durumu uygun olan Müslümanlara vacip olduğunu ifade eden Dolu, kişinin temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumda olması gerektiğini söyledi.
Dolu, "Asıl ihtiyaçlarını karşılayabilen, borcu olmayan ve nisap miktarı mala sahip olan kişi kurban kesmekle mükelleftir. Ancak borcu olan, darda bulunan ve temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olan kişilerin kurban kesme yükümlülüğü yoktur." ifadelerini kullandı.
Kurbanlık hayvanın dini ölçülere uygun seçilmesinin önemine değinen Dolu, büyükbaş hayvanların en az iki yaşını doldurmuş olması gerektiğini, küçükbaş hayvanların ise bir yaşını tamamlaması ya da gelişim olarak bu seviyeye ulaşmış bulunması gerektiğini belirtti.
Hayvanların yaşının halk arasında "kapak atma" olarak bilinen yöntemle anlaşılabildiğini ifade eden Dolu, veterinerlerin ve hayvancılıkla uğraşan kişilerin bunu diş yapısından kolaylıkla tespit edebildiğini söyledi.
"Kurbanlık hayvan kusursuz olmalı"
Kurbanlık hayvanda kusur bulunmaması gerektiğini vurgulayan Dolu, şunları kaydetti:
"Biz bunu şöyle formüle ediyoruz, keseceğimiz bir hayvanın maddi değerini azaltacak, kusur sayılabilecek herhangi bir uzvunun eksik olması kurbana engeldir. Bir gözünün olmaması, kulağının kesik olması, boynuzunun kırılmış olması, ayağının aksaması veya kuyruğunun kesilmiş olması gibi kusurlar bulunan hayvanlar kurban edilemez."
"Allah'a sunulan ibadet özenle seçilmelidir"
Kurbanın Allah'a sunulan bir ibadet olduğuna dikkat çeken Dolu, sırf ucuz olduğu için zayıf ya da kusurlu hayvanların tercih edilmemesi gerektiğini söyledi.
Peygamber Efendimizin kurban ibadetine ilişkin tavsiyelerini hatırlatan Dolu, "Biz öyle bir ibadet yapıyoruz ki, onu isteyerek, beğenerek ve Allah'a sunacağımız bu ibadetin ruhuna uygun şekilde seçmeliyiz. Çelimsiz, zayıf ya da kusurlu hayvanlar ucuz diye tercih edilmemelidir." dedi.
Habil ve Kabil örneği
Hazreti Adem’in oğulları Habil ve Kabil kıssasına değinen Dolu, kurban ibadetindeki samimiyetin önemine dikkat çekti.
Dolu, "Habil sürüsünün en güzel hayvanını Allah'a kurban olarak sunuyor. Kabil ise en kıymetli ürününü vermeye kıyamıyor. Sonuçta Allah Habil'in kurbanını kabul ediyor. Çünkü en güzelini seçip Allah'a sunuyor." ifadelerini kullandı.
"Kurban Bayramı et biriktirme bayramı değildir"
Kurbanın paylaşma ve dayanışma ibadeti olduğunu vurgulayan Dolu, bazı insanların Kurban Bayramı'nı yalnızca et depolama fırsatı olarak gördüğünü belirterek bunun doğru olmadığını söyledi.
"Maalesef günümüzde bazı kardeşlerimiz Kurban Bayramı’nı et biriktirme bayramı olarak görüyor. Kestiği kurbanı buzluğa koyup aylarca tüketiyor. Bu kurbanın ruhuna uygun değildir. Kurban paylaşmak için yapılır." diyen Dolu, kurban etinin ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması gerektiğini ifade etti.
"Kurban eti nasıl paylaştırılmalı?"
Peygamber Efendimizin tavsiyesi doğrultusunda kurban etinin üçe ayrılmasının uygun olduğunu belirten Dolu, bir kısmının aile için ayrılması, bir kısmının misafirlere ikram edilmesi, kalan kısmının ise ihtiyaç sahiplerine dağıtılması gerektiğini söyledi.
Bayramlarda misafir ağırlamanın önemine de değinen Dolu, "Burada bayramda misafir ağırlamanın ne kadar önemli olduğunu öğreniyoruz. Kalan payın ise kurban kesemeyen, ihtiyaç sahibi insanlara ulaştırılması gerekir." dedi.
"Şükür namazı büyük bir manevi anlam taşıyor"
Kurban kesildikten sonra kılınan şükür namazının önemli bir sünnet olduğunu belirten Dolu, bunun Allah'ın verdiği nimete teşekkür anlamı taşıdığını söyledi.
Dolu, "Allah bana böyle bir ibadeti nasip etti. Ben bu ibadet sayesinde fakire, muhtaca ulaşıyorum ve ona ikram ediyorum demenin sevincidir bu." diye konuştu.
"Çocuklar kurban ibadetini yerinde görmeli"
Yeni neslin kurban ibadetini tanımasının önemli olduğunu ifade eden Dolu, ailelerin çocuklarını bu manevi atmosferin dışında bırakmaması gerektiğini söyledi.
Çocukların kurban kesimini ve paylaşma kültürünü görerek öğrenmesinin önemli olduğuna dikkat çeken Dolu, ailelerin bu konuda daha hassas davranması gerektiğini kaydetti.
Vekâlet yoluyla kurban organizasyonlarının her yıl büyük bir titizlikle yürütüldüğünü ifade eden Dolu, Türkiye Diyanet Vakfı ile Diyanet İşleri Başkanlığı öncülüğünde dünyanın birçok bölgesinde ihtiyaç sahiplerine ulaşıldığını söyledi.
Dolu, "Türkiye Diyanet Vakfı 82 ülkede, 170'in üzerinde bölgede kurban keserek başta Afrika olmak üzere Asya, Balkanlar ve diğer yoksul bölgelere kurban eti ulaştırıyor. Tabi diğer yardım kuruluşlardaki kardeşlerimiz de vekaleten kurban organizasyonunu güzel bir şekilde yapıyorlar." dedi.
Filistin ve Gazze için de ayrı organizasyonlar yapıldığını belirten Dolu, "Yurt dışında Filistin hariç kurban bedeli 7 bin TL, Filistin için 15 bin TL, yurt içi vekâletle kurban kesim bedeli ise 18 bin TL olarak belirlenmiştir.” ifadelerini kullandı.




