Mobilya sektöründe son yıllarda hammadde, sünger, kumaş, nakliye ve enerji maliyetlerinde yaşanan artış, üretim planlamalarını doğrudan etkiliyor. Sektör temsilcileri, bu sürecin firmaları daha verimli, daha planlı ve daha teknolojik üretime yönelttiğini belirtiyor.
Artan giderler nedeniyle birçok üretici, üretim hattını gözden geçirerek enerji tasarrufu sağlayan makinelere yöneliyor. Hammadde tedarikinde ise uzun vadeli anlaşmalar yapılarak fiyat dalgalanmalarının etkisi azaltılmaya çalışılıyor. Ürün geliştirme süreçlerinde daha az malzemeyle daha dayanıklı üretim anlayışı öne çıkarken, sürdürülebilirlik kavramı sektör için zorunlu bir başlık haline gelmiş durumda.
Sektörde yaşanan bu dönüşümü ve bölgesel üretimin geldiği noktayı değerlendiren Şimay Group yöneticilerinden Serdar Şimay, sorularımızı yanıtladı.
-Mobilya sektöründe artan maliyetler üretim planlamanızı nasıl etkiliyor? Bu dalgalanmalara karşı nasıl bir strateji izliyorsunuz?
"Son yıllarda mobilya sektöründe hammadde, sünger, kumaş, nakliye ve enerji maliyetleri ciddi oranda arttı. Bu durum bizi daha dikkatli, daha yenilikçi düşünmeye yöneltti. Biz Şimay Group olarak maliyet artışlarını sadece bir kriz değil, yenilenmenin fırsatı olarak görüyoruz. Üretim hattımızı baştan sona analiz ettik. Daha az enerjiyle daha yüksek verim sağlayan makinelerle sistemi güçlendirdik. Ben her zaman şunu söylerim: Makinesini yenilemeyen iş yeri, bir gün patronunu yeniler.
Bu yüzden teknolojiden asla uzak kalmıyoruz. Ayrıca hammadde tedarikinde uzun vadeli anlaşmalar yaparak dalgalanmalardan etkilenmemeye çalışıyoruz. Ürün geliştirmede ise 'daha az malzeme, daha fazla dayanıklılık' prensibini benimsedik. Sürdürülebilirlik bizim için artık tercih değil, zorunluluk."

-Diyarbakır OSB’de üretim yapmanın avantajları ve karşılaştığınız temel zorluklar nelerdir?
"Diyarbakır OSB’de üretim yapmanın en büyük avantajı, genç ve enerjik iş gücü ile stratejik konumu. Bölge; çevre illerdeki hedef pazarlarına yakın. Bu da bizi “üreten bir merkez” haline getiriyor. Tabii bazı zorluklarımız da var: altyapı eksikleri, lojistik maliyetleri gibi. Ama biz Şimay Group olarak her sorunu bir fırsata çevirmeyi öğrendik. Kendi lojistik ağımızı kurduk, tedarik zincirimizi güçlendirdik. Ayrıca bölgedeki diğer üreticilerle sürekli dayanışma halindeyiz. Sektörde emin adımlarla büyümeyi hedefliyoruz."

-Bölgedeki mobilya sektörünün mevcut durumunu nasıl görüyorsunuz? Yerel üreticiler rekabette hangi alanlarda güçlenmeli?
"Bölgedeki mobilya sektörü her geçen gün gelişiyor. Artık üreticiler sadece ürün değil, tasarım ve marka üretmeye de başladı. Ancak hâlâ yapılacak çok iş var. Bizim bölgemizde üretim kabiliyeti güçlü ama markalaşma, Ar-Ge ve ihracat tarafında güçlenmemiz gerekiyor. Ben her zaman şunu söylerim: 'Üretmek marifet değil, fark yaratmak marifet.' Bugün sadece üretmek yetmiyor; ürünü anlatmak, bir hikâyeyle sunmak gerekiyor. Şimay Group olarak her modelimize bir karakter, bir ruh kazandırıyoruz. Dijitalde görünür olmayı, müşteriyle samimi bağ kurmayı önemsiyoruz. Amacımız, Diyarbakır’da doğan markamızı kalite ve konforuyla sadece bölgemizde değil, Ülkemiz pazarında da söz sahibi bir marka haline getirmek."

-İstihdam konusunda nitelikli eleman bulma süreci nasıl ilerliyor? Gençlerin sanayiye ilgisini yeterli buluyor musunuz?
"Nitelikli eleman konusu en hassas başlıklarımızdan biri. Üretim aslında hem akıl hem el emeği ister; ikisini bir araya getirmek kolay değil. Gençler genelde sanayiyi sadece fiziksel emek olarak görüyor ama aslında üretim, yaratıcılığın vücut bulmuş hâlidir. Biz Şimay Group olarak gençlerin bu potansiyelini ortaya çıkarmak istiyoruz. Bu yüzden staj ve mesleki eğitim programlarına önem veriyoruz. Eğitim, sabır ve ustalık bizim işin üç temel direği. Benim için her çalışan sadece iş gücü değil, geleceğin ustasıdır. 'Bir fabrikayı ayakta tutan demir değil, insan emeğidir.' Gençlerimize bunu anlatabildiğimiz sürece hem Şimay Group hem Diyarbakır sanayisi çok daha güçlü bir geleceğe yürüyecek."



