HÜDA PAR İnsan Hakları ve Hukuk İşleri Başkanlığı, TBMM’ye sunulan torba yasa teklifindeki “Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın yapılamaz” hükmüne sert tepki gösterdi.
Yapılan açıklamada söz konusu düzenlemenin yalnızca basın ve ifade özgürlüğünü daraltmadığı, aynı zamanda Türkiye’de yıllardır topluma dayatıldığı belirtilen resmi ideolojiyi yeniden güçlendirme girişimi olduğu ifade edildi.
Açıklamada, “Bir hukuk devletinde devletin ideolojisi değil; hak ve özgürlükler korunur” denilerek, resmi tarih anlatısını ve bazı kavramları eleştirmenin soruşturma tehdidi altına sokulmasının toplumsal barışı değil “tek tipçi ve çatışmacı bir zihniyeti” beslediği ifade edildi.
HÜDA PAR ayrıca düzenlemenin toplumun inancı, medeniyet anlayışı ve İslami değerleri üzerinde yeniden tahakküm kurma arayışına dönüştüğünü söyleyerek, geçmişte olduğu gibi bugün de bu tür girişimlerin toplumsal gerilimi artıracağını belirtti.
Açıklamanın sonunda yetkililere çağrıda bulunan parti, düşünce ve ifade özgürlüğünü esas alan adil bir yaklaşımın benimsenmesini istedi.
Açıklamada şöyle denildi;
Yeni torba yasa teklifine eklenen “Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın yapılamaz” hükmü; yalnızca basın ve ifade özgürlüğünü daraltan bir düzenleme değil, aynı zamanda Türkiye’de yıllardır topluma dayatılan resmî ideolojinin yeniden tahkim edilme girişimidir.
Bir hukuk devletinde devletin ideolojisi değil; hak ve özgürlükler korunur. Gerçeklerin ters yüz edildiği resmi tarih anlatısını, tanımsız ve milletimizin inanç değerleri ile çatışan bir takım kavramları eleştirmeyi soruşturma tehdidi altına sokan anlayış; toplumsal barışı değil tek tipçi ve çatışmacı bir zihniyeti besler.
Daha da vahimi; bu yaklaşımın toplumun inancı, medeniyet tasavvuru ve İslami değerleri üzerinde yeniden tahakküm kurma arayışına dönüşmesidir. Bu milletin inancını, tarihini ve kimliğini resmî ideoloji kalıpları içine hapsetmeye çalışan her girişim geçmişte olduğu gibi bugün de toplumsal gerilim üretmekten başka sonuç doğurmayacaktır.
Yetkilileri; toplumu yeniden vesayetçi ve dayatmacı anlayışlarla karşı karşıya bırakacak bu yanlıştan bir an önce dönmeye, düşünce ve ifade özgürlüğünü esas alan adil bir yaklaşımı benimsemeye davet ediyoruz.



