Karayolu Trafik ve Yol Güvenliği Derneği üyesi Osman Duran, İlke Haber Ajansı (İLKHA) muhabirine yaptığı açıklamada trafik kazalarının önlenmesinde sürücülerin trafik kurallarına uymasının büyük önem taşıdığını belirterek, özellikle hız ve yol hipnozu konusunda önemli uyarılarda bulundu.
Duran, hız arttıkça sürücünün görüş açısının daraldığını ve çevresindeki tehlikeleri algılama kabiliyetinin azaldığını ifade ederken, uzun yolculuklarda ortaya çıkan yol hipnozunun da ciddi kazalara neden olabileceğine dikkat çekti.
Duran, "En büyük risk aslında trafik kurallarına uymamak veya bilmemekten kaynaklanıyor. İstatistiklere baktığımız zaman Türkiye'de birinci sırada sürücü kurallara sürücülerim uymadığı kuralların başında hız kuralları gelir. Hız kurallarını ya bilmiyoruz ya uymuyoruz. Bunun yanında önemli şeylerden bir de yol hipnozudur. Yorgunluk, dalgınlık, dikkatsizlik trafik kazalarının nedenlerindendir." dedi.
"Hız arttıkça görüş açısı azalmaya başlar"
Duran, "Hız körlüğü normalde elimizi şöyle açtığımız zaman biz aşağı yukarı 180 derece açıyla bunu görürüz. Hız arttıkça görüş açısı azalmaya başlar. Sürücü çevredeki nesneleri, olayları, olguları artık algılayamaz. Neden şehir içinde hız en fazla 50 de şehirlerarası yolda veya otoyolda 140'a kadar hız sınırı var? Çünkü otoyolun çevresi bile oto korkuluklarıyla örülmüştür, herhangi bir şey giremez. Ama şehir içinde her taraftan her şey gelebilir. Hız körlüğü olmaması için tabii ve kazaların da azalması için bu kurallar konmuş. Bize düşen kuralların önemine, gereğine inanmak ve bunlara uymaktır. Sürücüler de bunu maalesef çok bilmiyor.
Hızda şöyle bir şey gösterebilirim: Şöyle baktığımız zaman hızımız 40 kilometre olduğu zaman 100 derece açıyı görebiliriz. Yayalar var gördüğümüz gibi. Bunların hepsini sürücü görebilir, gördüğü zaman fren kullanarak bu kazayı önleyebilir. 70'e çıktığı zaman görüş açımız 75'e düşer. İşte 100'e çıktığı zaman 45'e. 130'a çıktığı zaman 30 derecelik alanı görebiliriz. Şu yayaların hiçbirisini göremeyiz. Yaya bizi görürse kendisini kurtarabilir. Biz sürücü olarak bunları kurtarma şansımız olmaz, çarpabiliriz. Onun için nerede, ne zaman, nasıl hız yapacağımızı bilmemiz gerekiyor özetle. O bakımdan sürücülere tavsiyemiz mutlaka bir yerde tabela varsa, hız kuralları varsa bunlara uyacağız. Bazen aşırı hız kaza nedeni olurken bazen düşük hız da kaza nedeni olabilir. Onun için nerede nasıl hız yapacağımızı bilmemiz gerekiyor." ifadelerine yer verdi.
"Yol hipnozunda sürücünün gözleri açıktır, bilinçsizce aracını kullanmaktadır"
Otoyol hipnozuna değinen Duran, "Diğer bir konu da otoyol hipnozu ya da beyaz ateş çizgisi konusudur. Bu da önemli kazalarda. Bunu şöyle izah edebiliriz: Yol hipnozu bir uyku halidir ama tam uyku değil. Uzun yol sürüşlerinde 2,5 saatten sonra ortaya çıkar, 4. saatte zirveye ulaşır. Uykunun ritmine bağlı olarak gece daha fazla görülür. Uzun yoldaki şeridin ve ışıkların devamlı hale gelmesi beynin bunu algılamada zorlanmasıyla oluşur. Hatta bir kaza anında sürücü son 15 dakikasını hatırlamaz. Bu ayakta uyumak ya da gözleri açık araç kullanmak gibi bir şeydir ama tam uyku değildir. 2004 yılında yol hipnozunun nasıl ortaya çıktığı araştırılmış. Deneklerin beyin elektroları çekilerek yapılmış. Sonuçta düz yolda ve otoyollarda yol hipnozunun daha çok olduğu ortaya çıkmış. Bunlardan kişi 4 saatten az uykuyla yorgun, dalgın bir şekilde veya yemekten hemen yemekten sonra aracına bindiyse ya da zihnini meşgul eden çok önemli bir meselesi varsa aracına biner binmez bile yol hipnozuna yakalanabilir.
Sürüş esnasında önemli bir telefon görüşmesi beynin tüm enerjisini bu alana kaydırarak yol hipnozuna çevirebilir. Yol hipnozu direksiyon başında uyumaktan farklıdır, uyumak değildir sadece. Yol hipnozunda sürücünün gözleri açıktır, bilinçsizce aracını kullanmaktadır. Hatta kişi sürüş esnasında başkasıyla konuşurken bile anlık yol hipnozu gelişebilir. Her zaman gördüğü tabelayı görmeyebilir, dönmesi gereken sapağı şaşırabilir, kaçırabilir. Dümdüz yolda öndeki araca arkadan çarpabilir, tırın altına girebilir, duran bir nesneye çarpabilir. Bunların en önemli nedenlerinden birisi yol hipnozudur." şeklinde belirtti.
Yol hipnozundan korunmak için sürücülere önemli tavsiyeler
Konuşmasının devamında Duran, şunları aktardı: "Onun için yol hipnozuna yakalanmamak için yapmamız gerekenleri şöyle maddeler halinde özetleyebilirim: Bunlardan birincisi, uzun yolculuklarda şoförün yanında uyumayan yardımcı kişi olabilir. Zihnini açık tutabilir, konuşabilir, konuşturabilir. Önemli bir problem yaşadıysa sürücü, zihnini sakinleştirmeden direksiyona geçmemesi gerekir. Sürüş esnasında müzik dinlememeliyiz ya da ritmi değişen müzikler dinlemeliyiz. Ağır müzikler de yol hipnozuna neden olabilir.
Yolculuk öncesi ağır yemek yememeliyiz. Asla alkol almamalıyız. Asla uykulu araç kullanmamalıyız, gerekirse dinlenme tesisine girip uykumuzu alıp öyle yola devam etmeliyiz. En az 2 saatte bir çay ve ihtiyaç molası vermeliyiz. Arada bir cam açarak içeriye temiz havanın girmesini sağlamalıyız. Aynalardan sürekli etrafımızı kontrol ederek beynimizi uyanık tutmalıyız. Sürüş esnasında bol bol su içmeliyiz ya da sakız çiğneyebiliriz."
Yol hipnozunun belirtilerine dikkat: Sürücüler bu işaretleri görmezden gelmemeli
Yolculuk sırasında yol hipnozunun nasıl meydana geldiğini kişi kendisi rahatlıkla anlayabileceğine dikkat çeken Duran, "Yolculuk sırasında bedenimizin ağırlaştığını, hareketlerimizin yavaşladığını, göz kapaklarımıza bir ağırlık bindiğini hissediyorsak yol hipnozuna veya uykuya dalmak üzereyiz demektir. İkisi de kaza ve hayati bir tehlikedir. Mutlaka aracımızı uygun bir yere çekip dinlenmeliyiz. Bakışımızı aynı noktaya sabitleyerek yola devam etmemeliyiz, çevremizdeki unsurları da gözlemleyebiliriz.
Günlük hayatta uyuduğumuz saatten mümkünse kaçınmalıyız. Örneğin gece 11'le 7 arasında uyuyorsak mümkünse bu saatlerce yolculuk yapmamalıyız. Çünkü biyolojik saatimiz bizi rehavete sürükleyebilir. Eğer gideceksek mutlaka önceden kendimizi buna hazırlamalıyız, gerekirse önceden biraz uykumuzu almalıyız. Bedenimizde bir ağırlaşma hissettiğimiz zaman klimayı açarak araç içi ısıyı düşürebiliriz. Soğuk hava geç de olsa bizi dinç ve dinamik yapabilir. Bu ve buna benzer önlemler alarak yol hipnozundan kendimizi kurtarabiliriz, dolayısıyla yorgun, dalgın, dikkatsiz bir şekilde yola gitmemeliyiz." diye konuştu.
"Uzun yol sürüşlerinde yolun bitimiyle ortalama 40-50 kilometre kala daha çok kazalar olur"
Son olarak Duran, "Şunu da önemle vurgulamak ve hatırlatmak isterim ki, uzun yol sürüşlerinde yolun bitimiyle ortalama 40-50 kilometre kala daha çok kazalar olur. Çünkü sürücü 'Geldim, evime yaklaştım' düşüncesiyle dikkati dağılıyordur, belli ediyordur yol hipnozu kendisini ama sürücü 'Geldim' diye bunu önemsemez. Bir an dalgınlık, anlık bir dalgınlık Allah korusun kazalara neden olabilir. O bakımdan sürücülerimizin bunlara çok dikkat etmesi gerekir.
Bir de ikinci sırada sürücülerin en çok uymadığı kurallardan biri kavşaklardır. Kavşaklarda geçiş hakkına maalesef uymuyorlar. Bunların çoğu bilgisizlik ya da umursamazlıktır. Ama sonuçta kendi hayatlarıyla ya da başkasının hayatıyla bunu ödemek zorunda kalıyoruz. Onun için tüm sürücülerimizin trafik kurallarının önemine, gereğine inanarak bunları öğrenmesi, bilmesi gerekir. Türkiye'deki eğitimlerin de buna göre kaliteli olması gerekir. Herkese kazasız belasız, güvenli bir sürücülük diliyorum." dedi.





