Mervaniler döneminde 1065 yılında Dicle Nehri üzerine inşa edilen tarihi On Gözlü Köprü, son yıllarda çevresinde artan yapılaşma ve ticari faaliyetler nedeniyle hem ekolojik hem de kültürel açıdan risk altında bulunuyor.
Dicle Vadisi ve Hevsel Bahçeleri’nin oluşturduğu doğal peyzajın önemli bir parçası olan köprü çevresinde 2016’dan itibaren hız kazanan betonlaşmanın, nehir yatağında dolgu ve moloz birikimine yol açtığı belirtiliyor. Gürültü kirliliği ve işletme faaliyetlerinin ise bölgedeki çok sayıda bitki ve hayvan türünü tehdit ettiği ifade ediliyor.
Uzmanlar ve kentteki meslek örgütleri, taşkın riski taşıyan nehir kıyısındaki yapılaşmaların doğal yaşam açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor.
Ortak sorumluluk çağrısı
UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Hevsel Bahçeleri ve Dicle Vadisi’nin korunmasının yalnızca yerel değil, evrensel bir sorumluluk olduğu vurgulanıyor.
Kontrolsüz yapılaşma ve işgallerin önlenmesi için tüm kurumlara ortak sorumluluk çağrısı bulunuluyor.
‘Yapılaşmalar ciddi tehdit oluşturuyor’
Uzmanlar, Hevsel Bahçeleri’nin 2015 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınmasıyla birlikte tüm insanlığın ortak mirası haline geldiğini belirterek, alandaki mülkiyet sorunları, ağaç kesimleri ve kıyı yapılaşmalarının ciddi tehdit oluşturduğunu kaydetti.
Dicle Nehri kıyısındaki yapılaşmaların yalnızca tarihi ve kültürel değil, aynı zamanda ekolojik riskler de barındırdığına dikkat çekildi.
DSİ’den tahliye uyarısı
Yoğun yağışların ardından Devlet Su İşleri (DSİ) 10. Bölge Müdürlüğü, baraj havzalarına gelen yüksek akımlar nedeniyle kontrollü su tahliyeleri yapılabileceğini duyurdu.
Açıklamada, nehir yatakları ve dere kenarlarında bulunan yerleşim birimlerinin dikkatli olması, nehir yatağına girilmemesi ve ani su seviyesi yükselmelerine karşı tedbir alınması istendi.
Bazı işletmeler su altında kaldı
DSİ’nin uyarısının ardından Dicle Nehri’nin debisinin yükseldiği, nehir kıyısındaki bazı işletmelerin bir bölümünün su altında kaldığı gözlendi. Bu durum, taşkın riski bulunan alanlardaki yapılaşmaların güvenliği konusunu yeniden tartışmaya açtı.
Taşkın alanları doğal akışına bırakılmalı
Uzmanlar, nehir yatakları ve taşkın alanlarının doğal akışına bırakılmasının hem can ve mal güvenliği korunması açısından önem taşıdığına işaret ediyor.




