4-6 yaş branş hocası Hatice Başar Eroğlu, çocuk gelişimine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Bu yaş grubunun son derece hassas bir dönem olduğuna dikkat çeken Eroğlu, çocukların kişilik gelişimi, davranış biçimleri ve ilerleyen yaşlardaki yönelimlerinin büyük ölçüde bu süreçte şekillendiğini ifade etti.
Aile, çevre ve eğitimin birlikte ele alınması gerektiğini belirten Eroğlu, özellikle ailenin çocuk üzerindeki etkisinin belirleyici olduğunu vurguladı. Çocuklara yalnızca akademik açıdan değil, sosyal ve duygusal gelişimleriyle birlikte bütüncül bir yaklaşımla yaklaşılması gerektiğini dile getiren Eroğlu, sevgi, saygı ve merhamet temelli bir eğitimin sağlıklı bireyler yetiştirmede önemli rol oynadığını kaydetti.
4-6 yaş grubunda eğitim verdiğini belirten Hatice Başar Eroğlu “4-6 yaş branş hocasıyım. Aynı zamanda çocuk gelişimi alanında eğitimime devam ediyorum. 4-6 yaş grubu üzerine, Osmanlı sıbyan mektepleri ile günümüz 4-6 yaş eğitiminin kıyaslanmasına yönelik bir yüksek lisans tezi çalışmam da bulunmaktadır.” dedi.
4-6 yaş döneminin hassas bir süreç olduğunu ve ailenin bu süreçte büyük rol oynadığını vurgulayan Eroğlu “Mesleki tecrübelerime dayanarak şunu ifade etmek isterim ki çocuk psikolojisi son derece hassas ve önemlidir. Özellikle 4-6 yaş döneminde aile, çevre ve eğitim üçgeni çocuğun gelişiminde belirleyici rol oynamaktadır. Kendi öğrencilerim üzerinde yaptığım gözlemler de bunu açıkça göstermektedir. Ailenin çocuk üzerindeki etkisi yeterince güçlü olmadığında, ilerleyen dönemlerde, özellikle ergenlik çağında, farklı yönelimler ortaya çıkabilmekte, suça eğilim ya da bağımlılık gibi riskler artabilmektedir.” diye konuştu.

Çocuklara yalnızca okul başarısı açısından değil, bütüncül bir yaklaşımla yaklaşılması gerektiğini ifade eden Eroğlu “Bu nedenle çocuklarımızın eğitiminde yalnızca okul değil aile ve arkadaş çevresiyle birlikte bütüncül bir yaklaşım sergilememiz gerektiğini düşünüyorum. Biz eğitimciler olarak, özellikle Diyanet camiası içerisinde görev yapan bireyler olarak çocuklarımıza sevgi, saygı, merhamet ve zorbalıktan uzak durma bilincini kazandırmakla sorumluyuz.” ifadelerini kullandı.
Yaklaşımın temelinde sevgi ve merhametin yer alması gerektiğini belirten Eroğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu noktada en güzel örnek, Peygamber Efendimiz aleyhissalâtü vesselâmdır. O'nun çocuklara karşı tavrını incelediğimizde, her çocuğu bir birey olarak gördüğünü ve onlara büyüklerle konuşur gibi saygıyla yaklaştığını görmekteyiz. Peygamber Efendimiz çocuklarla hem şakalaşır, yeri geldiğinde onlarla oyun oynardı. Onlarla iletişim kurarken hiçbir zaman zorlayıcı ya da kırıcı bir tavır sergilemez aksine anlayışlı ve merhametli bir yaklaşım benimserdi. Her zaman onların seviyesine inerek sevgi temelli, sağlıklı ve güçlü bir iletişim kurmaya özen gösterirdi.”




