Yaklaşık yarım asırdır devam eden çatışmalı sürecin başta bölge olmak üzere Türkiye'nin ekonomik ve sosyal kalkınmasını olumsuz etkilediğini belirten Fidan, TBMM Başkanlığı'na sunulan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Kanun Teklifi"nin kalıcı barış ve toplumsal bütünleşme açısından önemli bir başlangıç olduğunu ifade etti.

Yaklaşık 50 yıldır devam eden çatışmalı süreçte binlerce insanın hayatını kaybettiğini, ailelerin büyük acılar yaşadığını ve şehirlerin ağır bedeller ödediğini dile getiren Fidan, özellikle bölgenin yalnızca güvenlik açısından değil; ekonomi, yatırım, istihdam, eğitim ve sosyal kalkınma bakımından da ciddi zarar gördüğünü söyledi.

Türkiye'deki gelişmişlik farklarının önemli nedenlerinden birinin çatışmalı sürecin bölge ekonomisinde bıraktığı olumsuz etkiler olduğunu vurgulayan Fidan, "Yıllarca yatırımın ertelendiği, sermayenin göç ettiği, gençlerin umutlarını başka şehirlerde aradığı bir dönem yaşadık." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin bugün bu ağır yükü geride bırakabilecek tarihi bir fırsatla karşı karşıya olduğunu belirten Fidan, TBMM Başkanlığı'na sunulan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Kanun Teklifi"nin yalnızca hukuki bir düzenleme olmadığını, aynı zamanda yarım asırlık bir sorunun kalıcı biçimde sona erdirilmesi yönünde atılmış önemli bir adım olduğunu kaydetti.

Artık çatışmaların değil barışın, ayrışmanın değil ortak geleceğin konuşulduğu yeni bir dönemin kapısının aralandığını ifade eden Fidan, sanayiciler olarak uzun yıllardır barış ortamının en büyük kazananının ekonomi olacağını dile getirdiklerini söyledi.

Çatışmaların sona ermesiyle birlikte yalnızca insanların değil şehirlerin de nefes alacağını belirten Fidan, başta Diyarbakır olmak üzere bölgenin üretim, yatırım, ihracat, turizm ve istihdam potansiyelinin gerçek anlamda ortaya çıkacağını ifade etti.

Bugüne kadar Türkiye'nin önemli kaynaklarının güvenlik harcamalarına ayrıldığını dile getiren Fidan, güvenliğin her şeyden önce geldiğini vurgularken, çatışmaların tamamen sona erdiği bir ortamda silah, bomba ve güvenlik harcamalarına ayrılan kaynakların üretim, sanayi, eğitim, teknoloji, tarım ve altyapı yatırımlarına yönlendirilmesinin ülkenin kalkınmasına büyük katkı sağlayacağını söyledi.

Barışın ekonomik karşılığının daha fazla yatırım, daha fazla istihdam, daha güçlü sanayi ve daha müreffeh bir Türkiye olacağını ifade eden Fidan, bölgenin en büyük ihtiyacının güven ortamı olduğunu belirtti.

"Güvenin olduğu yerde yatırım artar, fabrikalar büyür, yeni Organize Sanayi Bölgeleri kurulur, ihracat gelişir ve gençler iş bulur." diyen Fidan, Kürt meselesinin kalıcı biçimde çözüme kavuşmasının yalnızca bölge insanının değil, Türkiye'nin tamamının ortak kazancı olacağını ve bu sürecin ekonomik kalkınmanın önünü açacak tarihi bir fırsat sunduğunu kaydetti.

Böylesine uzun yıllara yayılan ve milyonlarca insanı etkileyen bir meselenin çözümüne katkı sunan herkesin emeğini kıymetli bulduklarını belirten Fidan, bundan sonraki süreçte de ortak akıl ve uzlaşma anlayışının sürdürülmesinin büyük önem taşıdığını söyledi.

TBMM'ye sunulan kanun teklifini bu yönüyle önemli bir başlangıç olarak değerlendirdiklerini ifade eden Fidan, sürecin yalnızca hukuki düzenlemelerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti.

Fidan, demokratikleşmeyi güçlendiren, yatırım ortamını iyileştiren, üretimi artıran, bölgesel kalkınmayı hızlandıran ve gençlere umut veren ekonomik politikaların da eş zamanlı olarak hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi'nin bugün yatırımcıların ilgi gösterdiği önemli üretim merkezlerinden biri olduğunu belirten Fidan, bölgenin barış ve istikrar ortamında çok daha büyük yatırımları çekebilecek potansiyele sahip olduğunu söyledi.

Güven ortamının kalıcı hale gelmesiyle birlikte hem yerli hem de uluslararası yatırımcıların bölgeye ilgisinin artacağına inandığını ifade eden Fidan, yeni fabrikaların kurulacağını, ihracatın büyüyeceğini ve istihdamın önemli ölçüde artacağını dile getirdi.

Türkiye'nin artık enerjisini çatışmaya değil; üretime, ihracata, teknolojiye, katma değerli sanayiye ve gençlerin geleceğine ayırması gerektiğini belirten Fidan, sürecin başarıyla tamamlanması halinde yalnızca Diyarbakır'ın ya da bölgenin değil, Türkiye ekonomisinin, sanayisinin, demokrasisinin ve toplumsal huzurunun da güçleneceğini söyledi.

Mustafa Fidan, sanayiciler olarak tarihi fırsatın en iyi şekilde değerlendirilmesini temenni ettiklerini belirterek, yarım asırlık çatışmalı dönemin ardından artık yeni bir sayfa açılması gerektiğini ifade etti. Bu yeni sayfanın huzurun, güvenin, üretimin, yatırımın ve ortak geleceğin sayfası olması gerektiğini vurgulayan Fidan, "Barışın en büyük getirisi huzur, en büyük kazananı ise Türkiye olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.