Artan akaryakıt fiyatları ve işletme giderlerini gerekçe gösteren esnaf, yüzde 60 oranında zam, kilometre açılışının 40 TL'ye çıkarılması ve "indi-bindi" ücretinin 200 TL olması yönünde talepte bulunuyor. Ancak bu talepler, zaten yüksek hayat pahalılığıyla mücadele eden Diyarbakır halkı açısından ciddi soru işaretleri yaratıyor.

Taksicilerin "kazanmıyoruz" söylemi kamuoyunda karşılık bulmakta zorlanıyor. Gün içinde doluluk oranı yüksek olan birçok takside, kısa mesafelerde dahi yüksek ücretler alınırken, özellikle yoğun saatlerde yolcu seçme, kısa mesafeye gitmeme ve taksimetre açmadan pazarlık yapma gibi uygulamalar sıkça dile getiriliyor. Vatandaş, zam talebinin yanında hizmet kalitesinin neden konuşulmadığını sorguluyor.

Üstelik mesele yalnızca ücretler değil. Trafikte hatalı park, ani şerit değiştirme, sinyal vermeden manevra yapma ve toplu taşıma duraklarını işgal etme gibi davranışlar, taksici esnafına yönelik eleştirilerin merkezinde yer alıyor. Kimi sürücüler telefonla konuşarak araç kullanırken, kimi de yolcu indirip bindirme bahanesiyle trafiği kilitlemekten çekinmiyor. Bu tablo, "önce kurallara uyalım" çağrısını daha da görünür kılıyor.

Taksici esnafı, zam taleplerini yüksek sesle dile getiriyor. Ancak vatandaşları görüşü şu; eğer gerçekten zarar ediliyorsa, bunun şeffaf verilerle ortaya konmaları gerekir.

Elbette artan maliyetler inkâr edilemez. Ancak çözüm yalnızca fiyat artırmak olmamalı. Denetimlerin sıklaştırılması, taksimetre kullanımının zorunlu hale getirilmesi, sürücü davranışlarına yönelik yaptırımların uygulanması ve hizmet standartlarının yükseltilmesi, zam tartışmalarından önce ele alınması gereken başlıklar. Aksi halde faturanın tamamı yine vatandaşa kesiliyor.

Diyarbakır'daki taksici esnafının talepleri kadar, trafikte sergilenen olumsuz davranışlar ve hizmet kalitesi de masaya yatırılmalı.

Muhabir: Musa Azak