TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Diyarbakır İl Temsilcisi Nevzat Bayram, Ramazan ayında iftar saatine yaklaşırken artan sokak gıdası tüketimi konusunda vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Bayram, özellikle açıkta satılan ve uygun koşullarda saklanmayan gıdaların sağlık açısından ciddi riskler oluşturabileceğini belirtti.

Nevzat Bayram

Ramazan ayıyla birlikte şehirlerde iftar telaşının arttığını ifade eden Bayram, fırınlar, tatlıcılar ve sokak tezgâhları önünde yoğunluk oluştuğunu söyledi. İftar saatine dakikalar kala hızlı alışveriş yapan vatandaşların çoğu zaman gıdanın güvenli olup olmadığını sorgulamadığını dile getiren Bayram, bu durumun sağlık açısından risk oluşturabileceğini vurguladı.

"Bu gıdalar gerçekten güvenli mi?"

Gıda güvenliğinin yalnızca gıdanın görüntüsüyle ilgili olmadığını belirten Bayram, "Ramazan ayı paylaşmanın, dayanışmanın ve bereketin ayıdır. Ancak bu güzel atmosferin içinde çoğu zaman gözden kaçan bir mesele de vardır: Gıda güvenliği. Çünkü gıda yalnızca karın doyurmaz. Sağlığımızı korur ya da tam tersine, farkında olmadan onu tehdit edebilir. Bugün çoğumuz bir yiyeceğe bakarken ilk olarak görüntüsüne bakarız. Temiz görünüyorsa, kokusu normalse, içimiz rahat eder. Oysa gıda güvenliği yalnızca görünenle ilgili değildir. Bir gıdanın üretildiği yerden soframıza gelene kadar geçen yolculuğun tamamı bu güvenin parçasıdır. Bu yolculuğun en kırılgan halkalarından biri ise açıkta satılan gıdalardır." ifadelerini kullandı.

Ramazan ayında sokak gıdalarına olan talebin arttığını belirten Bayram, yoğunluk nedeniyle bazı hijyen kurallarının ihmal edilebildiğini ifade ederek, "Ramazan ayında özellikle iftara yakın saatlerde sokak gıdalarına olan talep ciddi şekilde artar. Bir yanda hızlı karar vermek zorunda kalan tüketiciler vardır. Diğer yanda yoğun talebi karşılamaya çalışan satıcılar. İşte tam bu noktada gıda güvenliğinin en temel kuralları bazen ihmal edilebilir. Örneğin gıdanın doğru sıcaklıkta saklanması. Hazırlayan kişinin hijyen kurallarına dikkat etmesi. Çiğ ve hazır gıdaların birbirine temas etmemesi. Bunlar kulağa küçük ayrıntılar gibi gelebilir. Ama aslında insan sağlığını doğrudan ilgilendiren kritik konulardır." dedi.

"Gıda zehirlenmesine yol açabilecek riskler ortaya çıkabilir"

Gıda güvenliğinde 'tehlikeli sıcaklık aralığı' olarak bilinen 4 ile 60 derece arasındaki sıcaklıklarda bakterilerin hızla çoğaldığını belirten Bayram, "Bilimsel çalışmalar sokak gıdalarında mikrobiyal bulaşmanın çoğu zaman birkaç nedenin bir araya gelmesiyle ortaya çıktığını gösteriyor. Hazırlık ortamının yetersizliği, ekipman temizliğinin sağlanamaması, kişisel hijyen eksikliği ve gıdaların uygun olmayan sıcaklıkta bekletilmesi bu risklerin başında geliyor. Gıda güvenliğinde önemli bir kavram vardır: Tehlikeli sıcaklık aralığı. Yaklaşık 4 ile 60 derece arasındaki sıcaklık, bakterilerin en hızlı çoğaldığı ortamdır. Bir gıda bu sıcaklık aralığında uzun süre beklediğinde mikroorganizmalar hızla çoğalabilir ve gıda zehirlenmesine yol açabilecek riskler ortaya çıkabilir." diye belirtti.

"Korunmasız gıdalar toz, hava, sinekler gibi etkenlere daha fazla maruz kalır"

Açıkta satılan gıdaların toz, hava ve sinek gibi çevresel etkilere daha fazla maruz kaldığını belirten Bayram, "İftar saatine doğru hazırlanan ve uzun süre tezgâhta bekleyen gıdalar bu nedenle riskli hale gelebilir. Özellikle çiğ köfte, tatlılar ve tüketime hazır yiyecekler uygun sıcaklıkta saklanmadığında bu risk daha da artar. Açıkta satılan gıdaların başka bir sorunu daha vardır: çevresel etkiler. Toz, hava, sinekler, açık ortam. Korunmasız gıdalar bu etkilere daha fazla maruz kalır. Üstelik çoğu zaman bu gıdaların nerede üretildiğini, hangi hammaddelerin kullanıldığını ya da hangi koşullarda hazırlandığını da bilmeyiz. İşte gıda güvenliğinin en hassas noktalarından biri tam da burasıdır: İzlenebilirlik. Bir gıdanın kaynağını bilmek, gerektiğinde müdahale edebilmek demektir. Kayıt dışı satışlarda ise bu çoğu zaman mümkün olmaz. Elbette burada yalnızca tüketicilere görev düşmez. Gıda güvenliği yalnızca bireysel dikkatle çözülebilecek bir mesele değildir. Etkin denetimler, kayıtlı üretim ve izlenebilirlik bu sistemin vazgeçilmez parçalarıdır." dedi.

"Kayıtlı ve denetlenebilir işletmeler tercih edilmeli"

Yetkili kurumların ve yerel yönetimlerin özellikle Ramazan ayında artan sokak satışlarını daha sık denetlemesi gerektiğini dile getiren Bayram, son olarak şunları kaydetti:

"Yerel yönetimlerin ve yetkili kurumların özellikle Ramazan ayında artan sokak satışlarını daha yakından denetlemesi bu nedenle büyük önem taşır. Ama yine de her şeyden önce bilinçli bir tüketici olmak gerekir. Kayıtlı ve denetlenebilir işletmeleri tercih etmek. Açıkta ve korunmasız gıdalardan uzak durmak. Satıcının hijyen koşullarını gözlemlemek. Soğuk zincir gerektiren ürünlerin uygun sıcaklıkta saklanıp saklanmadığını sorgulamak. Bunlar basit ama etkili önlemlerdir.

Unutulmaması gereken bir gerçek daha var: Bir gıdanın iyi görünmesi ya da güzel kokması onun güvenli olduğu anlamına gelmez. Şüpheli durumlarda Tarım ve Orman Bakanlığı'nın Alo 174 Gıda Hattı üzerinden bildirim yapmak da mümkündür. Ramazan ayı sofraların büyüdüğü, insanların bir araya geldiği özel bir zaman dilimidir. Ancak o sofraların güvenli olması da en az bereketi kadar önemlidir.

Çünkü güvenilir gıdaya erişim bir ayrıcalık değil, herkes için temel bir haktır. Belki de iftar telaşı içinde bir an durup düşünmek gerekir. Aldığımız yiyecek gerçekten güvenli mi? Çünkü gıda güvenliği çoğu zaman gözle görülmez. Ama ihmal edildiğinde sonuçları herkes için fazlasıyla görünür olur. Ramazan'ın bereketinin sağlıkla buluştuğu sofralar dileğiyle."

Muhabir: Hamza Zeren