2022 yılı sonunda birinci derece korunacak kültür varlığı olarak tescillenen yapıda restorasyon projelerinin tamamlanmasının ardından 2024 yılında uygulama çalışmalarına başlandı.
Güçlendirme, çatı, elektrik ve mekanik sistemlerin yenilenmesi gibi çalışmalar tamamlanırken, teşhir ve sergi düzenlemeleri ise devam ediyor.
Toplam 47 dönümlük alanda yürütülen proje kapsamında yaklaşık 18 bin 500 metrekarelik bölüm müze ve kütüphane olarak düzenleniyor.
İlk üç blok hafıza müzesi ve sergi salonu olarak kullanılacak. Diğer iki blokta ise geniş bir kütüphane yer alacak. Ayrıca eski spor salonu, 520 kişilik tiyatro, konferans ve gösteri salonuna dönüştürüldü. Kafeterya, açık hava etkinlik alanları ve peyzaj düzenlemeleriyle merkezin yıl boyunca çeşitli kültür ve sanat etkinliklerine ev sahipliği yapması hedefleniyor.
Projede gelinen son aşamayı yerinde inceleyen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, merkezin 2027 yılının ilk yarısında hizmete açılmasının planlandığını açıkladı.
Bakan Ersoy, geçmişte yaşanan insan hakları ihlallerinin gelecek kuşaklara aktarılmasının önemli olduğunu belirterek, merkezin hem bir hafıza müzesi hem de Diyarbakır'ın kültür ve sanat hayatına katkı sağlayacak çok amaçlı bir yaşam alanı olarak hizmet vereceğini söyledi.
Bakan Ersoy, müzenin içeriğinin oluşturulması sürecinde dönem tanıkları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, tarihçiler, akademisyenler ve arşiv uzmanlarından oluşan bir danışma kurulunun görev aldığını belirtti.
Geçmişte cezaevinde kalan kadın ve erkek mahkûmlarla da düzenli görüşmeler yapıldığını ifade eden Ersoy, elde edilen belge ve tanıklıkların müzenin içeriğinin hazırlanmasında değerlendirildiğini söyledi.
Çalışmaların son aşamaya geldiğini belirten Ersoy, teşhir ve düzenleme çalışmalarının tamamlanmasının ardından merkezin 2027 yılının ilk yarısında ziyaretçilere açılmasının hedeflendiğini açıkladı.
Ersoy, merkezin geçmişte yaşanan hak ihlallerine ilişkin toplumsal hafızayı canlı tutmasının yanı sıra kütüphane, tiyatro, konferans salonları ve sosyal alanlarıyla Diyarbakır'ın önemli kültür merkezlerinden biri olacağını ifade etti.
Eski Diyarbakır Cezaevi'nin hafıza müzesi ve kültür merkezine dönüştürülmesi kamuoyunda farklı değerlendirmeleri de beraberinde getirdi.
Projeyi eleştiren bazı değerlendirmelerde, müzenin ağırlıklı olarak acı hatıralar üzerinden kurgulanmasının toplumsal kutuplaşmayı derinleştirebileceği ve özellikle genç kuşaklarda geçmişe ilişkin kırgınlıkların canlı tutulmasına neden olabileceği görüşü dile getiriliyor.




