Hutbede, İslam’ın aşırılığı reddeden, denge ve hikmet esaslı bir din olduğu vurgulanarak, dini kendi çıkarları için kullanan anlayışların topluma büyük zararlar verdiği ifade edildi.

Hutbede, insanın yaratılış amaçlarından birinin yeryüzünü imar etmek olduğu belirtilirken, bunun ancak sahih dini bilgiyle mümkün olabileceği dile getirildi. Cehalet, hurafe ve heva-hevesin peşinden gidildiğinde ise imarın yerini ifsadın, ıslahın yerini bozgunculuğun aldığına dikkat çekildi.

Yüce dinimiz İslam’ın aşırılığı reddettiği hatırlatılan hutbede, Peygamber Efendimizin (s.a.s) “Dinde aşırılıktan sakının. Sizden öncekileri dinde aşırılık helâk etti” hadisine yer verildi. Kur’an-ı Kerim’de Müslümanların “orta yolu tutan bir ümmet” olarak nitelendirildiği belirtilerek, barış ve esenlik dini olan İslam’ın değerlerini istismar edenlerin geçmişte olduğu gibi bugün de varlığını sürdürdüğü ifade edildi. Bu kişilerin asıl amacının, din kisvesi altında fitne ve fesat çıkarmak, Müslümanları birbirine düşürmek olduğu vurgulandı.

Hutbede, dini istismar eden yapıların kendilerini dinin tek temsilcisi gibi sundukları, Kur’an ve sünneti gerçek bağlamından kopararak keyfi yorumlara başvurdukları belirtildi. Şirk, tekfir ve cihad gibi kavramların cana kıymaya ve Müslümanları katletmeye araç hâline getirildiğine dikkat çekildi. Kur’an-ı Kerim’de bu tür grupların “bozguncular” olarak nitelendirildiği ayetle hatırlatıldı.

Dinî hüküm verme yetkisinin yalnızca Allah’a ve Resûlü’ne ait olduğu vurgulanan hutbede, hiçbir kişinin kendisini dinin mutlak temsilcisi olarak göremeyeceği ifade edildi. Hiç kimsenin bir Müslümanı tekfir edemeyeceği, onun canına, malına ve namusuna kast edemeyeceği açıkça dile getirildi.

Hutbenin sonunda, günümüzde dijital mecralar üzerinden özellikle gençlerin zihinlerini bulandırmaya çalışan, İslam’ı şiddetle yan yana göstermeye uğraşan yapıların küresel bir tehdit hâline geldiği belirtildi. Müslümanların birlik ve beraberliğini hedef alan bu anlayışlara karşı dikkatli olunması çağrısı yapıldı. Gençlerin sahih dini bilgiyi, doğru yöntemlerle ve ehil kişilerden almalarının önemine vurgu yapılarak, Kur’an-ı Kerim’e, sünnet-i seniyyeye ve İslami geleneğe sahip çıkılması gerektiği ifade edildi. Dinimizi ve değerlerimizi istismar edenlerin, İslam’a ve Müslümanlara en büyük zararı verenler olduğu hatırlatıldı.

Muhabir: Musa Azak