Emekli Hâkim Nusret Çiçek, anayasa tartışmalarına ilişkin İLKHA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye'nin yaklaşık bir asırdır anayasa ve yönetim anlayışı üzerinden çeşitli tartışmalar yaşadığını belirten Çiçek, mevcut anayasanın bazı maddelerini değiştirmek yerine zihniyet değişikliğine ihtiyaç olduğunu belirtti. Çiçek, 'Bu memleket Kemalizmden çekiyor. Bunu artık anlayalım. 100 senedir bu memleket Kemalizmden çekiyor.' ifadelerini kullandı.

Çiçek, 'Bir hukukçu olarak söylüyorum. Bu anayasa işini çok tartıştık. Çalışmaları da yaptık. Şimdi geçmişimize bakıyoruz, tarihi geçmişimize, Osmanlı Devleti anayasasız yönetildi. Üç kıtayı anayasa olmadan yönetti. Şu anda dünyada anayasası olmayan kim var? İngiltere var. Gayet iyi yönetiliyor. Anayasa yani mevcut anayasalar yapma değil, yıkma şeyidir, yani düzeltmiyor. Kavga oluşturuyor. Yani burasını iyi düşünmek lazım. Biz bu anayasayı kaldıralım mı? Yoksa yenisini mi yapalım? Şimdi yenisini yapsak ne değişecek? Laikliği kaldıracak mısın? Aşırı milliyetçiliği, devletçiliği, bilmem Kemalizmi kaldıracak mısın? Yok. Anayasayı değiştirelim. Ne değişecek? Bu memleket Kemalizmden çekiyor. Bunu artık anlayalım. 100 senedir bu memleket Kemalizmden çekiyor. Evet, inançsızlık. Hedefsizlik, ülküsüzlük... Kemalizmden çekiyor.' dedi.

'Ha Hasan ha Hacı Hasan, rejim ve kafanın değişmesi lazım'

Mevcut sistemde bazı kişi ve sembollerin kanunlarla korunmasına tepki gösteren Çiçek, şunları aktardı:

'Dünyada ölüsü askerle beslenen bir insan var mı? Bu ne ya? Fatih Sultan Mehmet'in mezarını askerler mi bekliyor? Çağ açmış, çağ kapatmış bir padişah. Yavuz Sultan Selim'in mezarını askerler mi, bekçiler mi bekliyor? Onların da böyle bir şeye ihtiyacı yok. Çünkü halkın gönüllerine yer etmişlerdir. Halkın gönüllerinde sultan olmuşlardır. Sen kanunla korunuyorsun. Askerle mezarını bekliyorlar. Bu Kemalizm. Bu yanlış. Tamam, kim kimi severse sevsin, buna da bir dediğimiz yok. Kim kime tapacaksa tapsın, ona da bir diyeceğimiz yok. Buna gücümüz yetmez zaten. Herkes inancında hürdür. Allah da öyle buyurur; 'Ey Peygamber! Sen tebliğ edicisin. Zor kullanamazsın.' Kullanmıyoruz. Öyle bir derdimiz yok. Ama doğruları da söylemek zorundayız. Anayasayı bu ülkenin insanının istediği şekilde ve tarihimize uygun bir şekilde değiştiremezler ben sana burada söylüyorum. Altına da imzamı atıyorum, değiştiremezler. Bir pansuman yaparlar. Siyasi bir tedavi, o kadar. Ha Hasan, ha Hacı Hasan. Rejim ve kafanın değişmesi lazım.'

'Laiklik inançlara saldırıdır'

Laiklik ile özgürlük kavramlarının birbirinden farklı olduğunu belirten Çiçek, 'Anayasanın başlangıcında laiklik geçiyor mu? Bu hürriyetle alakası yok bunun. Bu devlet rejimidir orada, oradaki şey. Anayasanın hürriyetler kısmında işte seyahat hürriyeti, mülkiyet hürriyeti, aile hukuku falan filan geçiyor. Hürriyetler başka bir şeyde geçiyor. Yani onu da millete yutturuyorlar. Efendim laiklik olunca herkes dininde serbest filan, hiç öyle alakası yok. Laiklik aksine inançlara bir saldırıdır. İnsanlara saldırıdır, Allah'ın hakimiyetine saldırıdır. Laiklik en tehlikeli bir inanç şekli. Bizi perişan etmiştir.' ifadelerine yer verdi.

'Bana kalsa anayasayı kökten kaldırırım'

Çiçek, 'Anayasayı bana kalsa kökten kaldırırım ve Yargıtay, Danıştay gibi üst şeyleri daha detaylı bir hale getiririm. İçtihatları sokarım devreye. Bir olayı 10 hakime verin şu anda, 10 ayrı karar alırsınız. İşte bu oradan geliyor. Ama içtihatla şey ederseniz veremez aykırı bir karar. Aynı olaya aynı kararı verecek. Bu çok önemli. Bence oturup seminerlerle, konferanslarla sorgulamak, anlatmak lazım.' diye konuştu.

'Hem Türkler hem Kürtler bu zihniyeti değiştirmesi lazım'

Toplumun farklı kesimlere ayrıştırılmasının yanlış olduğunu belirten Çiçek 'Toplumun bir defa onu, bir o zihniyete kaldırmak lazım. Ayrı kesimleri ne? Bizim inancımıza göre diyoruz ki işte doğudaki neyse batıdaki de odur. Ne kesimi? Bu zihniyeti değiştirmek lazım. Hem Türkler değiştirecek hem Kürtler değiştirecek yani. Ve devlet değiştirecek bu zihniyeti. Böyle bir şeyi gündeme getirmek bile abestir. Yani benim inancıma göre böyle bir şeyi gündeme getirmek bile abestir. Yanlıştır. Peygamberimiz zamanında Mekke'den kaçanlar kime gidip sığındılar? Necaşi, Hristiyan bir yönetici. Adalet. İnsanlık. O Necaşi dedi mi ki 'Siz Müslümansınız veya Arapsınız, ben sizi kabul etmem.' dedi mi? Demedi. Aksine onlara hürmet etti. Ondan sonra da Müslüman oluyor. Necaşi, daha sonra Müslüman oluyor. Bu zihniyeti ben Müslümanım diyen kafasına çakması lazım. Bölge halkı... Yok efendim halklar arası... Bunlar çok yanlış şeyler. Bunlar bizi hep bozar, karıştırır. Yapmaz, düzelmez. Ne zamana kadar bölge halkı, bölge halkı, bölge içi, bölge dışı, bölge ortası... Ne zamana kadar bunları konuşacağız? Ve sonucunu nasıl alacağız? Kim galip gelecek? Kim üstün gelecek? Kimin dediği olacak anayasada? Aman ya Rabbim!' dedi.

'İslam'ın temel ilkelerini sadeleştirerek bir anayasa yapmamız lazım'

Yeni bir anayasa hazırlanacaksa bunun İslam'ın temel ilkeleri esas alınarak şekillendirilmesi gerektiğini belirten Çiçek, 'İslam'ın temel ilkelerini özümleyerek, sadeleştirerek, eğer biz Müslümansak anayasa da yapacaksak öyle bir anayasa yapmamız lazım. Bakın o zaman dünyanın en uygar, en güzel insanları ve ülkesi haline geliriz. Senin anayasan, benim anayasam... Böyle bir şey olur mu? Kemalistle göre anayasa var, farklı malum. Müslüman kesime göre farklı. Ama işte Osmanlı bunun ortasını buldu, oturttu, hiç kimse sesini çıkarmadı. Herkes razı. Fatih İstanbul'u fethettiği zaman papazlar geliyorlar; 'Bize her şeyi verdin, bir de mahkemelerimiz ayrı.' Sultan diyor ki; 'Gidin bizim mahkemeleri bir inceleyin, eğer kafanıza takılan veya uygun görmediğiniz bir şey olursa hay hay, ayıracağım.' Gidip bakıyorlar ki böyle bir yargılama, böyle bir adaleti biz yapamayız. Gelip diyorlar ki; 'Tamam, biz sizin şeyinize razıyız.' Mesele budur. Seni vurmaya gelen sende dirilecek. Mesele budur.' şeklinde belirtti.

'Kemalist rejimin temeli kavgadır'

Konuşmasının devamında Çiçek, şunları aktardı:

'Bu yapı içerisinde şimdiki uygulama, bu yapı içerisinde söylüyorum, daha pratik. Çünkü geçmişe baktığınız zaman birçok kargaşalar, şeyler... İşte meclis toplanamaz, seçemez filan. Bu hükümet bunları kaldırdı, iyi. Yani bu yapıya göre iyi ama İslami bir düşünce ele aldığınız zaman tabii ki tamamen farklı. Yani devletin başındakinin böyle sonsuz yetkileri yok. En alttaki bir vatandaşın sahip olduğu hakka devletin başındaki de sahip. İşte Hazreti Ömer'i okuyoruz. Padişahlarımızı okuyoruz. Osmanlı padişahları, Selçuklu idare edenleri okuyoruz. Yani böyle bir... Ama bu zihniyet meselesi. Yani sen ne verdin ki ne istiyorsun? Bunu verdin mi gençliğine, bu kültürü verdin mi? Yok, vermedin. İsteyemezsin. O zaman ne yapacağız? Kemalizm rejim içerisinde bocalayıp duracağız. Bir gün bu tarafa, yarın öbür tarafa. Öbür gün ileri, diğer gün derken geri. 100 senedir bocalıyoruz zaten. Kiminle uzlaşacağız? Ama sen diyesin ki bu Kemalist rejimin temeli kavgadır. Çünkü devletçilik var işin içerisinde. Zorba var. Dayatma var. Sen gidersin efendim şeyde, Konya'da 3 bin insanı astırırsın. Gidersin Doğu'da, Güneydoğu'da Şeyh Said'i bir sebep bulup bütün adamlarıyla öldürürsün. Orada terör estirirsin, orada terör estirirsin. Ondan sonra gel uzlaşalım. Neyine uzlaşacağız bunun? Hadi uzlaşalım, neyine uzlaşacağız? Şimdi ben sana hasmım, senin düşmanınım. Sana karşıyım, zihniyetine her şeyine karşıyım. Sen de zorbasın. Geldik anlaştık dedik. Peki ne kadar sürer bu? Böyle bir şey var mı, böyle bir kural var mı? Kültür, kültür, eğitim. Gençlerimizi, nesillerimizi, çocuklarımızı, ailemizi eğiteceğiz. İslami anlayışa sahip olacağız.'

'Kemalizm Allah'a ve Peygamberine karşı bir inanç'

Başından geçen bir olayı detaylısıyla anlattıktan sonra Çiçek 'Kenara çektim o Muşlu çocuğu, dedi 'Abi ben paranı göndereyim.' Yok, para mesele değil dedim. Sen şeyini aldın tamam. Sen şimdi bir şeyi anla dedim, bak. Ben Trabzonlu'yum dedim. Sen nerelisin? Muşlu. Şimdi bu Kemalist yapı içerisinde birbirimize karşı olmamız lazım. Sen Kürtsün, ben Türk'üm. Ama ben Müslümanım. Bilki Müslüman Müslüman'ın kardeşidir. Ben sana onun için yardım ettim. Bunu bil, yaz bir tarafa kulağına. Ama nasıl sevindi! Aldı arabasını, çocuklarını götürdü. Bunlar oluyor, bütün toplumda zaman zaman daha aşırıları oluyor. Niye? Bu Kemalist rejim Allah'ın cezası bizi böyle yapıyor. Sakat bir inanç. İmansız bir inanç. Kemalizm Allah'a ve Peygamberine karşı bir inanç. Mesele bu.' dedi.

Irk ve bölge ayrımcılığı eğitim ve kültürle aşılmalı

Çiçek 'Biz bir defa bunu bir düzeltelim. Halklar arası... Nedir halklar arası ya? Ben neysem o da odur. İşte bunu kültürel olarak bir diyebilsek. Ne yapacağız? Okullarımızda öğreteceğiz. Ailede, evlerimizde çocuklarımıza öğreteceğiz; sakın! Bir insana ırkından, bölgesinden, çevresinden kesinlikle... Gel seninle anlaşalım. Biz aynı ülkede oturuyoruz zaten. Komşuyuz. Sen gidip komşuna diyor musun, kapı komşuna 'Gel seninle bir anlaşalım ya.' Ne kadar saçma bir şey! Gülerler adama. Komşunun neyini anlaşacaksın? Onunla güzel komşuluk... İhtiyacı varsa çıkacaksın. Hatta yemeğinden vereceksin, yardım edeceksin. O da sana aynı şeyi yapacak. Anlaşma ne? Sen kırmızısın, ben beyazım. Ben siyahım, sen aksın. Gel anlaşalım... Bunları kaldırmak lazım. Ama laf ile de kalkmaz. İllaki eğitim, kültür.' ifadelerine yer verdi.

'İnsanlık barış istiyorsa Allah'ın hükümlerine dört elle sarılmalı'

Son olarak Çiçek 'İdeoloji değişmedikten sonra yani yanlıştan doğru çıkar mı? Çıkmaz, aynı onun gibi. Değişen bir şey olmayacak. Evet, bir maddesini alırız, bir maddesini koyarız, şey ederiz, bir şeyler yaparız. Ama bu milletin, bu ülkenin, bu bölgenin istediği bir şey değildir yani. Bence değildir. 100 senedir kaç defa anayasa değiştirdik? Bir şey oldu mu? Kavga ettik, hep kavga. Anayasa kavga demek. Bizi birbirimize dövüştürüyor. Tövbe haşa, biz Allah'tan daha akıllı değiliz. Kur'an buyuruyor; 'Allah'ın hükümleriyle hükmetmeyenler' diyor. O hükümleri biz üzerinden geçemeyiz, yok sayamayız Allah'ın hükümlerini. Eğer Müslümansak. Ama değilsek o ayrı konu. Onlar olmadıktan sonra insanlığın barışı olmaz. İnsanlık barış istiyorsa, Kur'an'ın, Allah'ın hükümlerine dört elle sarılması lazım. O peygamberleri Allah süs olsun diye göndermedi. İşte barış olalım, kardeş olalım. Huzur içerisinde her şeyi alalım. Yaşadığımızın tadına varalım, anlayalım yaşadığımızı. Anayasada şu maddeyi... Madde değişmekle bir şey yok, kafa değişmesi lazım. Kafayı değiştirebiliyor muyuz? Yok. Aynı nato kafa, nato mermer. Ne değişir?' diye konuştu.

Kaynak: İLKHA