Türkiye’de benzin fiyatı, rafineri çıkış bedeline eklenen vergi ve kâr paylarıyla oluşuyor.
En temel belirleyici unsur, uluslararası piyasalarda dolar cinsinden işlem gören Brent petrol fiyatı. Buna ek olarak döviz kuru, özellikle dolar/TL paritesi, fiyat üzerinde doğrudan etkili oluyor. Petrol ithalatının dövizle yapılması nedeniyle kurdaki artışlar, pompa fiyatına da yansıyor.
Rafineri çıkış fiyatına ilk olarak Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ekleniyor. ÖTV, litre başına alınan sabit bir vergi ve fiyat artsa da düşse de aynı kalıyor. Bunun ardından litre başına kuruşlarla ifade edilen EPDK payı ekleniyor.
Bir diğer kalem ise dağıtım şirketleri ve akaryakıt istasyonlarının kâr payı. Bu tutar; nakliye, depolama ve işletme maliyetlerini kapsıyor. Tüm bu kalemlerin toplanmasıyla KDV öncesi fiyat ortaya çıkıyor.
Son aşamada ise yüzde 20 Katma Değer Vergisi (KDV) uygulanıyor. KDV’nin, ÖTV dâhil toplam tutar üzerinden hesaplanması nedeniyle, verginin vergisi olarak nitelendirilen bir yapı oluşuyor. Böylece sürücünün pompa başında ödediği nihai fiyat belirlenmiş oluyor.
Uzmanlara göre benzin fiyatlarının sık değişmesinin temel nedeni, petrol fiyatları ve döviz kurundaki günlük dalgalanmalar. Vergi yükünün yüksek olması da küçük maliyet artışlarının bile pompa fiyatına hızlı yansımasına yol açıyor. Bu nedenle petrol fiyatı düşse bile, döviz kurundaki artış veya sabit vergiler nedeniyle fiyatlar aynı kalabiliyor ya da sınırlı düşüş gösterebiliyor.
Özetle, benzin fiyatı yalnızca petrolün varil fiyatına değil; döviz kuru, vergi politikaları ve dağıtım maliyetlerine bağlı olarak çok sayıda faktörün birleşimiyle oluşuyor.





