İslam dininde yaşlılar, ailenin bereketi, toplumun hafızası ve Allah'ın rahmet kapıları olarak görülür. Onlara hürmet etmek ise ibadet sayılır.

Mardin Artuklu Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Psikolog Deniz Işıker Bedir, yaşlıların sosyal hayatta yalnızlaşmasının arttığını İLKHA mikrofonuna anlatarak, bu konuda toplumun üzerine düşen görevler, çözüm yolları, hayata geçirilmesi gereken devlet politikaları ve farkındalık bilincinin artırılması hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.

Yaşlıların yalnızlaşmasına zemin hazırlayan bir diğer nedene dikkat çeken Bedir, gençlerin yaşlılara göre teknolojiyi daha yoğun kullanmasının iletişim kopukluğuna yol açtığını belirtti. Kalabalık bir evde dahi herkesin teknolojik bir cihazla meşgul olması nedeniyle yaşlıların evin içinde bile kendilerini yalnız ve yabancı hissedebildiklerini ifade etti.

"Yaşlılarımız evin içinde bile kendini yalnız ve yabancı hissedebiliyor"

Yaşlıların sosyal hayatta yalnızlaşmasına neden olan faktörlere dikkat çeken Bedir, "Aslında burada pek çok neden var, tek bir sebebe indirgemek yanlış olur. Özellikle kentleşme ve modernleşmeyle birlikte, ayrıca hız çağında yaşadığımız için artık daha yavaş hareket eden, emekli olan ve iş yaşamının dışında kalan yaşlılarımız doğal olarak yalnızlaşabiliyor. Tabii ki bunun tek nedeni bu değil. Bilindiği gibi bir pandemi süreci yaşadık ve bu süreçle birlikte yaşlı yalnızlığının daha da arttığını söyleyebiliriz. Çünkü Covid-19 pandemisi, daha çok yaşlılarımızın hayatını kaybetmesine yol açan bir salgındı. Yaşanan kayıplar nedeniyle özellikle tek başına kalan yaşlılarda yalnızlığın arttığını söyleyebiliriz. Bunun diğer nedenlerinden biri de teknoloji. Malum olduğu üzere gençler teknolojiyi çok yoğun kullanıyor. Yaşlılarımız ise teknoloji okuryazarlığı açısından biraz daha geride kalabiliyor. Bu durum da iletişim kopukluğuna yol açabiliyor. Bazen ev kalabalık olsa bile herkesin teknolojik bir aletle meşgul olması nedeniyle yaşlılarımız evin içinde bile kendini yalnız ve yabancı hissedebiliyor." şeklinde konuştu.

"Aile yapısı içinde yaşlıların çok önemli bir yeri ve görevi var"

Aile bağlarının rolüne değinen Bedir, "Bu konuda aile çok önemli. Yaşlı yalnızlığının önlenmesinde aileyi en başta gelen koruyucu faktör olarak gösterebiliriz. Elbette kurumlarda yaşayan yaşlılarımız da yalnız değil. Fakat yaşlılarımız en çok aile ortamında, kendi evlerinde kendilerini güvende hissediyorlar. Bu bakımdan ailenin bu konuda çok ciddi ve koruyucu bir rolü olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Burada şöyle bir durum da var. Biz genelde yaşlılarımızı yalnızca bakım verilmesi gereken bireyler olarak görüyoruz. Bu algımızın da değişmesi gerekiyor. Çünkü aile yapısı içinde yaşlıların çok önemli bir yeri ve görevi var. Nedir bu roller? Aslında aileye destek olan, torunların bakımına yardım eden, deneyimleriyle yol gösteren ve fikir danışılan bir figür oluyorlar. Dolayısıyla yaşlılarımıza hak ettikleri değerin yeniden verilmesi gerekiyor. Onları sadece bakım verilecek kırılgan bir grup olarak değil, bize her anlamda destek olan, manevi olarak güç veren, akıl ve tecrübeleriyle yol gösteren insanlar olarak görmeli ve hak ettikleri değeri vermeliyiz." ifadelerini aktardı.

"Ayetlerde bize 'öf' bile demeyin buyurulmaktadır"

Bedir, "İslami açıdan yaşlılarımıza neden sahip çıkmalıyız?" sorusuna şu ifadelerle cevap verdi:

"Türk-İslam kültüründe ve İslami bakış açısında yaşlılarımızın yeri çok büyüktür. Yaşlıya bakmak veya ona saygı göstermek sadece ahlaki bir zorunluluk değildir. Ayetlerde bize 'Öf bile demeyin' buyurulmaktadır. Bu ifade, Allah'a imandan sonra gelen en önemli sorumluluklardan birinin anne-babaya ve büyüklerimize saygı göstermek olduğunu ortaya koymaktadır. 'Öf bile demeyin.' ayeti son derece etkileyici bir ayettir. Çünkü en basit şekilde dile getirilen bir yakınma ifadesinin bile onlara karşı kullanılmaması gerektiği vurgulanmaktadır. Dolayısıyla İslam dini burada yaşlıya saygıyı yalnızca ahlaki bir gereklilik olarak değil, aynı zamanda dini bir sorumluluk olarak değerlendirmektedir. Kaldı ki hadislerde de büyüklerimizle ilgili çok güzel ifadeler yer almaktadır. Örneğin, evin bereketinin yaşlılarımızın varlığı ve onların hayır dualarıyla artacağına dair hadisler bulunmaktadır. Bu bakımdan hem İslami anlayışta hem de Türk-İslam kültüründe yaşlılarımız çok önemli bir yere sahiptir. Osmanlı döneminden beri varlığını sürdüren Darülaceze gibi kurumlar da bu anlayışın somut örnekleri olarak karşımıza çıkmaktadır."

"Psikolojik destek konusu biraz eksik"

Bedir, devlet politikaları kapsamında yaşlılara yönelik evde bakım hizmetlerinin artırılması gerektiğini vurgulayarak, "Aslında devlet politikalarının giderek daha iyiye gittiğini söyleyebilirim. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bu alanda önemli çalışmaları ve yaşlılarımıza yönelik sosyal etkinlik planları bulunmaktadır. Bunun en önemli nedeni ise Türkiye'de yaşlı nüfus oranının ciddi şekilde artması ve yaşam süresinin uzamasıdır. Bu durum, bakım yükünü de beraberinde artırdığı için bizi daha etkili politikalar geliştirmeye yönlendirmektedir. Yaşlılara yönelik bakım politikaları geliştirilirse, yaşlılarımız evlerinde çok daha sağlıklı ve huzurlu bir yaşlanma süreci geçirebilirler. Biz bu konuda genellikle sadece bakım hizmetleri üzerinde duruyoruz. Oysa yaşlılarımızın sosyal hayatları da çok önemlidir. Bu anlamda ülkemizde yapılan pek çok güzel çalışma bulunmaktadır. Örneğin birçok üniversitemizde 'Tazelenme Üniversiteleri' uygulaması vardır. 65 yaş ve üzerindeki bireyler üniversite eğitimine devam edebilmektedir. Bununla birlikte aktif yaşam merkezleri de bulunmaktadır. Özellikle yaşlılarımıza yönelik kurs merkezleri ve gündüz bakım evleri hizmet vermektedir. Bu gündüz bakım evleri, tıpkı kreşler gibi çalışan bireylerin yaşlı yakınlarına gün içinde bakım ve sosyal ortam sunabilecek alanlar oluşturmaktadır. Evde bakım hizmetlerinin artırılması gerektiğini düşünüyorum. Evet, Türkiye'de yaşlılarımıza fiziksel bakım hizmeti güzel bir şekilde veriliyor. Fakat psikolojik destek konusu biraz eksik. Özellikle yaşlılarımızın istismar veya ihmale uğrayıp uğramadığının tespiti konusunda daha fazla çalışma yapılması gerektiğini düşünüyorum." dedi.

"Sivil toplum kuruluşları da özellikle yaşlılarımızın sorunları üzerine yoğunlaşabilir"

Toplumsal bilincin artırılmasına yönelik yapılması gerekenleri aktaran Bedir, şu ifadelere yer verdi:

"Toplumsal bilincin artırılması noktasında birkaç unsur bulunmaktadır. Sosyal medya bunlardan biridir. Ancak en önemlisi eğitimdir. Her sorunun çözümünü eğitime bağlıyoruz ama burada da en temel nokta, çocuklarımızın yaşlılarımıza yönelik farkındalığının artırılmasıdır. 'Yaş ayrımcılığı' denilen bir kavram var. Yaşlılarımıza karşı çok sık rastlanan bir durumdur. 'Yaşlılar anlamaz, yaşlılar bilmez' gibi önyargılarla hareket etmek veya onlara karşı saygısızlık yapmak maalesef sıkça görülebiliyor. Burada çocuklarımıza küçük yaşlardan itibaren yaşlılarımızın ne kadar değerli ve önemli olduğu öğretilmelidir. Örneğin okullar aracılığıyla huzurevi ziyaretleri düzenlenebilir, din görevlileri yaşlıların önemi ve hak ettikleri hürmeti daha sık gündeme getirebilir. Sivil toplum kuruluşları da özellikle yaşlılarımızın sorunları üzerine yoğunlaşabilir. Şu anda ülkemizdeki sivil toplum kuruluşları genellikle çocuklara, gençlere ve kadınlara yönelik hizmetler sunuyor. Ancak yaşlılarımıza özel hizmet veren sivil toplum kuruluşlarının da faaliyet göstermesi çok önemli olacaktır."

Kaynak: İLKHA