Aile Danışmanı Psikolog Faruk Günaydın, boşanma oranlarında son 20 yılda yaşanan artışa dikkat çekerek, mevcut evliliklerin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

İLKHA muhabirine konuşan Günaydın, boşanmanın yasaklarla değil, aileyi destekleyen politikalarla azaltılabileceğini ifade etti.

Boşanma oranlarının 2004 yılından bu yana ciddi anlamda arttığını belirten Günaydın, "2004 yılında 90 bin çift boşanırken günümüze geldiğimizde 2025 yılında bu sayının 193 bine yükseldiğini görüyoruz. Son 20 yılda boşanma oranlarında yüzde 100'ün üzerinde bir artış var. Bakın bu çok ciddi bir rakam. Yüzde 100'ün üzerinde artışın olması, bu toplum için tehlike çanlarının çaldığı anlamına geliyor." dedi.

Boşanma nedenlerine değinen Günaydın, birçok faktörün etkili olduğunu belirterek, "Boşanma nedenleri arasında iletişim problemleri, duygusal ihmal, ilgi eksikliği, aldatmalar, aile sorunlarında üçüncü kişilerin müdahalesi gibi etkenler olabiliyor. Ama şunu unutmamak lazım: Boşanma bir olay değil, bir süreçtir. Yani bir süreç sonucunda boşanma meydana geliyor." ifadelerini kullandı.

"Boşanmayı yasaklayarak önüne geçemezsiniz"

Boşanmanın yasaklarla engellenemeyeceğini vurgulayan Günaydın, mevcut evliliklerin güçlendirilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:

"Tabii ki burada şunu unutmamak lazım; sizler boşanmayı yasaklayarak boşanmanın önüne geçemezsiniz. Sizlerin var olan evlilikleri güçlendirmeniz lazım. Bu anlamda neler yapılabilir? Evlilik öncesi danışmanlık, evlilik öncesi eğitimler, aile danışmanlığının kolay ve ulaşılabilir bir forma getirilmesi ciddi anlamda önem taşıyor."

"Her aileye, her mahalleye bir aile danışmanı projesi hayata geçirilmeli"

Geçmişte gündeme gelen bir projeye de değinen Günaydın, Aile Bakanlığı'nın "Her aileye, her mahalleye bir aile danışmanı" projesini hatırlatarak, projenin hayata geçirilmediğini söyledi.

Günaydın, "Eskiden, bundan birkaç yıl önce Aile Bakanlığı'nın yapmış olduğu veya yapmayı düşündüğü bir proje vardı: ‘Her aileye, her mahalleye bir aile danışmanı’ projesi. Maalesef bu proje sadece sözde kaldı, herhangi bir somut adım atılmadı. Ciddi anlamda bu projenin hemen hayata geçirilmesi gerekiyor. Çünkü boşanma oranları günden güne artıyor, azalmıyor. Bugün devlet; baraj yapımına yatırım yaptığı kadar, yol yapımına yatırım yaptığı kadar aileye de yatırım yapması gerekiyor. Bu anlamda devletin elini taşın altına koyması gerekiyor." diye konuştu.

"Medyada çarpık ilişkiler normalleştiriliyor"

Boşanma oranlarının artmasında medyanın rolüne de değinen Günaydın, medyada normalleştirilen davranışların topluma yansıdığını belirtti.

"Bugün siz medyada bir şeyi sıklıkla gösterdiğinizde, normal bir şeymiş gibi gösterdiğinizde o davranış, o durum toplumda artar." diyen Günaydın, "Medya çarpık ilişkileri normalleştiriyorsa, aldatmaları normalleştiriyorsa, şiddeti normalleştiriyorsa bunun toplumda arttığını görmek ve bunu tahmin etmek çok da zor olmasa gerek." ifadelerini kullandı.

"Boşanmaların yüzde 90'ı manevi sebeplerden"

Ekonomik krizlerin boşanmalar üzerindeki etkisine de değinen Günaydın, maddi sebeplerin tek başına belirleyici olmadığını vurguladı.

Günaydın, "Ekonomik krizler boşanmaları etkiliyor mu? Kesinlikle etkiler. Ama küçük bir araştırma yaptığınızda boşanmaların yüzde 90'ının maddi sebeplerden dolayı değil, daha çok manevi sebeplerden dolayı oluştuğunu görüyorsunuz. Evet, maneviyatsızlık boşanmalar üzerinde etkili. Çünkü sizin manevi âlemde bir bozukluğunuz varsa, bu durum maddi âlemdeki ruh hâlinize yansır. Çünkü mana, maddeyi etkiler." dedi.

Günaydın, sözlerini şu örnekle sürdürdü:

"Biri gelir kulağınıza iki kelime söyler; bazen gözünüzden yaşlar akar. O iki kelime soyut, manevi bir şeydir ama gözyaşı somut, maddi bir şeydir. Demek ki mana, maddeyi etkiliyor. Bu anlamda eşlerin manevi olarak kendilerine zaman ayırmaları gerekiyor. Manevi anlamda güçlü olan bir birey, bir gönül yıkmanın, bir kalp kırmanın, Kâbe yıkmaktan daha kötü olduğunun bilincindedir."

"Güçlü aile, güçlü toplum, güçlü ülke"

Aile yapısının güçlendirilmesinin toplum refahı açısından önemine dikkat çeken Günaydın, "Bu hususlara dikkat edilirse ‘güçlü aile, güçlü toplum, güçlü ülke’ üçgeni oluşturulmuş olur. Bu da toplum refahını artıran unsurlardan biri hâline gelir." değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: İLKHA