ABD'nin Afganistan ve Irak'ta milyarlarca dolar harcayarak kurmaya çalıştığı hava kuvvetleri, Amerikan desteği çekilir çekilmez ciddi işlev kaybına uğradı. Uzmanlar ve resmi raporlar, sorunun uçak eksikliğinden değil, Washington'ın yerel orduları ABD'ye bağımlı bir sistem üzerine inşa etmesinden kaynaklandığını ortaya koyuyor.
Biden'ın Güvendiği Ordu Haftalar İçinde Dağıldı
8 Temmuz 2021'de dönemin ABD Başkanı Joe Biden, Amerikan askerlerinin çekilmesinin ardından Afgan hükümetinin Taliban karşısında ayakta kalacağını savunmuş ve Afgan güvenlik güçlerinin 300 bin iyi donanımlı asker ile bir hava kuvvetine sahip olduğunu söylemişti.
Ancak birkaç hafta sonra Taliban ülke genelinde hızla ilerledi, Kabil düştü ve ABD'nin yirmi yıl boyunca milyarlarca dolar harcayarak kurduğu Afgan güvenlik sistemi çöktü.
Afgan hava kuvvetlerinin çöküşü, ABD'nin işgal ettiği ülkelerde bağımsız ve sürdürülebilir hava gücü oluşturma konusundaki başarısızlığının en çarpıcı örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Milyarlar Harcandı, Bağımsızlık Sağlanamadı
ABD, 2002 yılından itibaren Afgan ordusu ve güvenlik kurumları için yaklaşık 90 milyar dolar harcadı. Bu süreçte 300 uçak, 80 bin araç ve yüz binlerce silah teslim edildi.
Buna rağmen Afganistan Özel Yeniden Yapılanma Genel Müfettişliği'nin (SIGAR) 2023 yılında yayımladığı rapor ile RAND Corporation'ın 2026 tarihli araştırması, Afgan hava kuvvetlerinin Amerikan desteği olmadan faaliyet gösterebilecek kapasiteye hiçbir zaman ulaşamadığını ortaya koydu.
Araştırmalara göre Washington, yerel bir hava kuvveti inşa etmekten çok, ABD istihbaratı, bakım ağı ve lojistik sistemlerine bağımlı çalışan bir yapı oluşturdu.
Uçaklar Vardı, Bakım Sistemi Yoktu
Afgan hava kuvvetlerinin en büyük sorunu uçak sayısı değil, bakım ve destek altyapısıydı.
ABD, Mayıs 2021'de bakım sözleşmelerini sonlandırdığında Afganistan'ın elinde 186 uçağa karşılık yalnızca yaklaşık 200 eğitimli teknisyen bulunuyordu. Bu sayı, ihtiyaç duyulan personelin sadece yüzde 30'una denk geliyordu.
Amerikalı yüklenici şirketlerin ayrılmasıyla birlikte uçakların bakım süreleri dramatik biçimde uzadı. Daha önce bir gün içinde tamir edilen bazı helikopterler, ABD'nin çekilmesinden sonra bakım için Dubai'ye gönderilmeye başlandı ve haftalarca hizmet dışı kaldı.
Eski Afgan Genelkurmay Başkan Yardımcısı General Sami Sedat'a göre, Amerikan yüklenicilerinin çekilmesinden sonraki birkaç ay içinde Black Hawk helikopterlerinin yaklaşık yüzde 60'ı kullanılamaz hale geldi.
Temmuz 2021'e gelindiğinde uçabilir durumdaki uçak sayısı sadece 88'e düşmüştü.
Hava Desteğinin Kesilmesi Çöküşü Hızlandırdı
Afgan ordusu yıllar boyunca Amerikan hava desteği altında savaşmıştı. Yakın hava desteği, tıbbi tahliye, istihbarat paylaşımı ve lojistik destek büyük ölçüde ABD tarafından sağlanıyordu.
2019 yılında ABD, Afganistan'da 7 bin 423 hava saldırısı gerçekleştirdi. Ancak 2020'de Doha Anlaşması'nın ardından hava operasyonlarının azaltılması Taliban'ın hareket alanını genişletti.
Afgan birlikleri giderek mühimmat, yakıt ve ikmal sıkıntısı yaşamaya başladı. Kuşatma altındaki karakollara yardım ulaştırılamadı ve moral bozukluğu hızla yayıldı.
İnsan Kaynağı ve Eğitim Sorunu
Afgan hava kuvvetlerinde teknik personel eksikliği kadar eğitim sorunu da yaşanıyordu.
Hava kuvvetlerine başvuran adayların yalnızca yüzde 13'ünün kendi dilinde okuma yazma bildiği belirtiliyor. Amerikan yapımı uçakların bakım ve işletme kılavuzlarının İngilizce olması ise sistemi daha da karmaşık hale getiriyordu.
ABD'li danışmanlar birçok personele önce okuma yazma öğretmek, ardından İngilizce ve teknik eğitim vermek zorunda kaldı.
Afgan pilot adaylarının başarısızlık oranı da Amerikan hava kuvvetlerindeki benzer eğitim programlarının yaklaşık üç katı seviyesinde gerçekleşti.
Rus Helikopterlerinden Black Hawk'lara
Uzmanlara göre ABD'nin en tartışmalı kararlarından biri, Afganların uzun yıllardır kullandığı Rus yapımı Mi-17 helikopterlerini Amerikan yapımı Black Hawk'larla değiştirmesi oldu.
Afgan personelin bakımını ve kullanımını bildiği Mi-17'ler yerine daha karmaşık sistemlere sahip Black Hawk'ların tercih edilmesi, dış desteğe bağımlılığı daha da artırdı.
Amerikalı yetkililer bu kararı Rusya'ya uygulanan yaptırımlar nedeniyle yedek parça tedarikindeki zorluklarla gerekçelendirmişti.
Irak'ta Benzer Bir Tablo
Benzer sorunlar Irak'ta da yaşandı.
2003 işgalinin ardından ABD önce Irak ordusunu dağıttı, ardından yeni bir güvenlik yapısı oluşturmaya başladı. Başlangıçta hava kuvveti kurma planı bulunmasa da direniş hareketlerinin güçlenmesi üzerine Washington yeni bir Irak hava kuvveti inşa etmeye karar verdi.
2011 yılı sonunda Irak Hava Kuvvetleri yaklaşık 80 uçağa ve 5 bin personele sahipti. Ancak Amerikan danışmanlarının çekilmesinin ardından sistem ciddi sorunlarla karşılaştı.
ABD'nin Irak'a sattığı 36 adet F-16 savaş uçağı da beklenen etkiyi yaratamadı. Yaklaşık 4 milyar dolarlık proje kapsamında alınan uçakların işletilmesi ve bakımı büyük ölçüde Amerikan uzmanlara ve savunma şirketlerine bağlı kaldı.
Iraklı personelin önemli bir bölümü İngilizce teknik dokümanları okuyamıyor, pilot eğitimlerinde ise ciddi başarı sorunları yaşanıyordu.
Araştırmalara göre Irak Hava Kuvvetleri, F-16'ları çoğunlukla önceden belirlenmiş sabit hedeflere karşı kullanabildi; yakın hava desteği ve hareketli hedeflere müdahale gibi görevlerde beklenen performans sağlanamadı.
ABD Modelinin Açmazı
Afganistan ve Irak deneyimleri, modern bir hava kuvveti kurmanın yalnızca uçak satın almakla mümkün olmadığını gösterdi.
Uzmanlara göre bağımsız bir hava gücü oluşturabilmek için bakım, lojistik, istihbarat, eğitim ve komuta sistemlerinin de yerelleştirilmesi gerekiyor. Ancak bu süreç uzun yıllar ve yüksek maliyet gerektiriyor.
Araştırmaların ortak sonucu, ABD'nin her iki ülkede de bağımsız hareket edebilen hava kuvvetleri kurmaktan çok, Amerikan desteği sürdüğü sürece çalışabilen yapılar oluşturduğu yönünde.
Bu nedenle Afganistan ve Irak'ta kurulan sistemler, ABD'nin istihbarat, lojistik ve teknik desteği çekildiğinde savaşma kabiliyetlerini büyük ölçüde kaybetti.





