ABD Başkanı Donald Trump ve Pentagon'daki askeri planlayıcıların, İran'a yönelik askeri seçenekleri geniş bir çerçevede değerlendirdiği iddia ediliyor. Hava saldırılarının tek başına stratejik hedefleri gerçekleştirmekte yetersiz kalabileceği ihtimali, Washington'da kara saldırısı senaryolarının da gündeme gelmesine yol açtı.
Askeri uzmanlara göre yalnızca hava saldırılarıyla yer altına inşa edilmiş tesislerin tamamen etkisiz hale getirildiğini doğrulamak her zaman mümkün olmuyor. Özellikle nükleer tesisler gibi yoğun şekilde korunan hedeflerde, hasarın boyutunu kesin olarak tespit etmek için sahada askeri varlık gerekebiliyor.
ABD'deki bazı değerlendirmelerde, İran'a yönelik geniş çaplı bir kara işgalinin son derece zor olduğu belirtiliyor. Yaklaşık 88 milyon nüfusa ve geniş bir coğrafyaya sahip İran'da rejimi zorla değiştirmek gibi bir hedef için yüz binlerce askerin konuşlandırılması gerektiği ifade ediliyor. Bu nedenle Washington'da daha çok sınırlı ve hedef odaklı saldırılar üzerinde durulduğu belirtiliyor.
Özel kuvvet baskını senaryosu
Amerikan medyasında yer alan analizlere göre tartışılan seçeneklerden biri, ABD özel kuvvetlerinin İran'daki bazı kritik nükleer tesislere baskın düzenlemesi. Bu senaryoda İsfahan, Fordo ve Natanz gibi tesisler hedef olarak öne çıkıyor.
Böyle bir saldırıda amaç tesislerdeki altyapıyı içeriden imha etmek veya nükleer programla bağlantılı materyalleri ele geçirmek olabilir. Bu tür görevler genellikle kısa süreli ve yüksek riskli özel kuvvet baskınlarıyla gerçekleştiriliyor.
Olası bir kara saldırısında ABD ordusunun hızlı müdahale birliklerinden biri olan 82. Hava İndirme Tümeni önemli rol oynayabilir. Bu birlik, kısa sürede dünyanın farklı bölgelerine konuşlandırılabilmesi ve hava indirme baskınlarıyla biliniyor.
Askeri doktrine göre bu tür birlikler genellikle kritik bir hedefi hızlı biçimde ele geçirmek veya daha büyük kuvvetlerin gelmesine kadar bir köprübaşı oluşturmak için kullanılıyor.
Ancak nükleer tesisler gibi son derece hassas hedeflerde baskınların çoğu zaman özel kuvvetler tarafından yürütüldüğü biliniyor. ABD ordusunun elit birimleri arasında yer alan Delta Force gibi birlikler, yüksek güvenlikli tesislerde gerçekleştirilen hassas saldırılarda görev alabiliyor.
Saldırının ilk aşaması: Hava üstünlüğü
Askeri doktrine göre herhangi bir hava indirme veya kara saldırısının ilk aşaması, hedef bölgede hava üstünlüğünün sağlanması oluyor. Bu nedenle baskının başlangıcında İran'ın hava savunma sistemlerinin yoğun şekilde hedef alınması beklenebilir.
Bu süreçte radar sistemleri, erken uyarı merkezleri ve hava savunma bataryaları cruise füzeleri ve hassas güdümlü mühimmatlarla vurulabilir. Aynı zamanda elektronik harp ve siber saldırılarla iletişim ağlarının devre dışı bırakılması da planın parçası olabilir.
Bu tür adımların amacı, saldırı sahasını İran'ın askeri komuta ve kontrol sisteminden geçici olarak izole etmek.
İran'ın savunma avantajı
Uzmanlara göre böyle bir saldırı ABD için çok büyük riskler içeriyor. İran'ın askeri stratejisinde yer altı tesisleri ve dağlık coğrafya önemli rol oynuyor.
İran'ın Orta Doğu'daki en geniş yer altı askeri tesis ağına sahip olduğu değerlendiriliyor. Bu durum, saldırıya uğrayan tesislerin yalnızca yüzeyden değil yer altından da savunulabileceği anlamına geliyor.
Ayrıca İran'ın hızlı takviye birlikleri, insansız hava araçları ve kısa menzilli füzelerle karşılık vermesi de beklenen senaryolar arasında.
Askeri analistlere göre bu tür baskınlarda en tehlikeli aşamalardan biri geri çekilme süreci. İlk baskının yarattığı sürpriz ortadan kalktığında, saldırıyı gerçekleştiren birliklerin konumu daha kolay tespit edilebiliyor.
Eğer savunma kuvvetleri kısa sürede toparlanırsa, baskını gerçekleştiren birlikler kuşatma riskiyle karşı karşıya kalabilir.
Geniş çaplı savaş ihtimali
Analistlerin büyük bölümü, ABD'nin İran'a yönelik geniş çaplı bir kara işgalinin son derece maliyetli olacağı konusunda hemfikir. İran'ın büyük coğrafyası, dağlık arazi yapısı ve kalabalık nüfusu böyle bir saldırıyı neredeyse imkânsız hale getiriyor.
Bu nedenle Washington'da tartışılan seçeneklerin çoğunun sınırlı hedefli, kısa süreli kara saldırıları olduğu değerlendiriliyor.
Bununla birlikte askeri hazırlıkların niteliği, ABD'nin İran'a karşı seçeneklerini açık tutmaya çalıştığını gösteriyor. Uzmanlara göre böyle bir senaryoda en büyük belirleyici faktör ise sahadaki ilk saldırıların sonucu olacak.




