Ayaslan, teknolojinin gelişmesine rağmen geleneksel yöntemlerden vazgeçmiyor. Değirmene getirilen buğdayları öğüterek kepekli ve buğday unu üreten Ayaslan, farklı ürünleri de hayvan yemi olarak hazırlıyor.

Değirmenciliğe babasının yanında başladığını belirten Ayaslan, "Değirmencilik mesleğine 7 yaşında babamın yanında başladım. Büyüyene kadar orada çalıştım. Ondan sonra babamdan bana geçti. Burada yem çekiyoruz. Organik, kepekli, buğday unu çekiyoruz. Burası çok eski, tarihi bir değirmen. 1960'lı yılların değirmeni ve dedemden babama kalma. Babamdan da bize geçti" dedi.

"Meslek benden sonra devam etmeyecek"

Mesleğin ağır çalışma şartları nedeniyle yeni neslin ilgisini çekmediğini ifade eden Ayaslan, fabrikaların yaygınlaşması ve teknolojinin gelişmesiyle geleneksel değirmenciliğin giderek yok olduğunu söyledi.

Ayaslan, "Meslek benden sonra oğluma veya bir başkasına geçmeyecek. Maalesef bitti. Çünkü heves yok, biraz ağır meslek. İnsan bedeni yoruluyor dolayısıyla her insan bunu kabul etmiyor. Kolay işe kaçıyor. Meslek git gide ölüyor. Fabrikalar çıktı. Teknoloji gelişti, bizim işler bitme noktasına geldi" diye konuştu.

7 Yaşında Başladı, 47 Yıldır Sürdürüyor! Gaziantep'te Bir Meslek Daha Yok Oluyor 1

Köylüler buğdaylarını değirmene getiriyor

Oğuzeli'nin köylerinden vatandaşların buğdaylarını öğütmek için değirmene getirdiğini anlatan Ayaslan, bazı vatandaşların tarladan getirdikleri buğdayları yıkayıp çuvallayarak değirmene teslim ettiğini belirtti.

Ayaslan, "Müşteriler bize buğdayı getirir, 20-50 veya 100 kilogram, ben onu ücret karşılığında teslim alır çekime başlarım. Bize buğday getiren vatandaşlar, Oğuzeli'nin köylerinden gelip çektiriyor. Bazı vatandaşlar buğdayları tarladan eve getiriyor, yıkıyor. Sonra çuvalla değirmene getiriyor. Biz burada kilo ile çekiyoruz. Kilosunu 3 TL'ye çekiyoruz" dedi.

Kaynak: İHA