Yemen’de 2022’de sağlanan ateşkesin ardından büyük ölçüde donan cepheler yeniden harekete geçti. Başlangıçta füze, insansız hava aracı ve deniz operasyonlarıyla sınırlı kalan gerilim, eylül ayının ilk haftasında geniş kapsamlı kara saldırıları ve karşı taarruzlarla yeni bir aşamaya geçti.
Husilerin 3 Eylül’de Batı Taiz ve Güney Hudeyde hatlarında başlattığı harekatın ardından çatışmalar El-Muha ve Babülmendep çevresine yayıldı. Yemen hükümetine bağlı güçler ise Cevf, Beyda, Marib, Taiz ve Hudeyde’de karşı taarruza geçti.
Kara saldırısı Batı Taiz ve Güney Hudeyde’den başladı
Husiler, 3 Eylül’de Batı Taiz ve Güney Hudeyde’deki cephe hatlarında eş zamanlı bir harekat başlattı. Balistik füzeler, insansız hava araçları ve topçu ateşiyle desteklenen kara birlikleri, hükümet kontrolündeki Kızıldeniz kıyılarına doğru ilerlemeye çalıştı.
Çatışmalar özellikle Batı Taiz, El-Berh, El-Kadha, Hays ve El-Muha çevresinde yoğunlaştı. Husilerin hareket yönü, Babülmendep Boğazı’na yakın bölgelerdeki hükümet mevzileri ile El-Muha Limanı üzerindeki baskının artırılmak istendiğini gösterdi.
El-Muha, yalnızca bir liman kenti değil; hükümet güçlerinin batı kıyısındaki askeri ve lojistik merkezlerinden biri. Kentin veya çevresindeki ikmal yollarının kontrol altına alınması, Husilere Babülmendep’e uzanan kıyı şeridinde önemli bir avantaj sağlayabilir.
Suudi Arabistan destekli yönetim güçleri karşı taarruza geçti
Husi saldırısının ardından Suudi Arabistan destekli yönetime bağlı güçler Batı Taiz ve Güney Hudeyde’de karşı operasyon başlattı. Bazı mevzilerin geri alındığı ve Husilerin ilerleyişinin belirli noktalarda durdurulduğu ileri sürüldü.
Hükümet güçleri, Husilerin tek bir cephede yoğunlaşmasını engellemek amacıyla çatışmaları ülkenin farklı bölgelerine yaydı. Böylece Cevf, Beyda, Marib, Taiz ve Hudeyde’de aynı anda yeni cepheler açıldı.
Batı Taiz’de El-Berh ve El-Kadha çevresinde operasyonlar düzenlenirken Güney Hudeyde’de yeni mevzilerin ele geçirildiği açıklandı. El-Dabab hattında Husi güçlerinin sızma girişiminin engellendiği iddia edildi.
Yönetime bağlı hava unsurları da Taiz’in batısı, Güney Hudeyde ve Marib çevresindeki Husi mevzilerini hedef almaya başladı.
Cevf’te El-Lebenat Dağları için şiddetli çatışma
Kara savaşının en önemli cephelerinden biri, Suudi Arabistan sınırındaki Cevf vilayetinde açıldı. Suud yanlısı birlikler, El-Lebenat Dağları yönünde geniş kapsamlı bir ilerleme başlattı.
Cevf; Suudi Arabistan sınırına, Husilerin merkezi konumundaki Saada’ya ve Yemen’in kuzeydoğusundaki çöl güzergâhlarına bağlantısı nedeniyle stratejik öneme sahip. El-Lebenat çevresinin kontrol edilmesi, taraflara hem sınır hatlarını hem de kuzeye uzanan ikmal yollarını etkileme imkanı sağlayabilir.
Husiler, hükümet güçlerinin bu ilerleyişini durdurduklarını ve bölgeye gönderilen takviye birliklerini balistik füzelerle hedef aldıklarını açıkladı. Saldırılarda çok sayıda askeri aracın imha edildiği ve hükümet yanlısı birliklerin ağır kayıp verdiği doğrulandı.
Hükümet cephesi ise Cevf’te ilerleme sağladığını ve yeni mevziler ele geçirdiğini savundu.
Beyda cephesi neden önemli?
Hükümet güçleri, ülkenin merkezinde bulunan Beyda’da da harekete geçti ve Zi Naim ilçesinin dış kesimlerine kadar ilerlediğini duyurdu.
Beyda, Yemen’in kuzeyi ile güneyi arasında bağlantı sağlayan merkezi konumu nedeniyle kritik bir bölge. Vilayet, kuzeyde ve güneyde bulunan sekiz farklı idari bölgeye geçiş imkânı veriyor.
Beyda’daki kontrolün değişmesi; Sana, Marib, Şebve, Ebyen ve güney vilayetleri arasındaki askerî hareketliliği etkileyebilir. Bu nedenle buradaki çatışmalar yalnızca yerel toprak kazanımı değil, Yemen’in kuzeyi ile güneyi arasındaki ikmal hatlarının kontrolü açısından önem taşıyor.
Suud destekli yönetimden “Sana’yı geri alma” açıklaması
Suudi Arabistan'ın destekldiği yönetime bağlı güçlerin karşı taarruzunun ardından bazı yetkililer, operasyonların nihai hedefinin Sana’yı yeniden hükümet kontrolüne almak olduğunu açıkladı.
Bu açıklama, mevcut harekatın yalnızca sınırlı bir savunma operasyonu olmayabileceğini gösteriyor. Ancak Sana’ya yönelik gerçekçi bir ilerleme için Cevf, Marib, Beyda ve batı kıyısındaki uzun ve zorlu cephe hatlarında kalıcı üstünlük sağlanması gerekiyor.
Suud destekli güçlerin kısa vadede doğrudan Sana’ya ulaşması kolay görünmüyor. Bu söylemin, askeri hedeften çok farklı hükümet birliklerini ortak bir amaç etrafında toplamak ve Husiler üzerindeki baskıyı artırmak amacı taşıması da mümkün.
Husilerin hedefi Babülmendep mi?
Husilerin ilk kara harekatını Batı Taiz ve Güney Hudeyde’de başlatması, Babülmendep Boğazı’nın yeni savaşın merkezindeki yerini güçlendirdi.
Babülmendep, Aden Körfezi’ni Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı’na bağlayan dünyanın en kritik deniz geçişlerinden biri. Asya ile Avrupa arasındaki ticaretin önemli bir bölümü buradan geçiyor.
Husilerin boğazı tamamen ele geçirmesi veya sürekli kapalı tutması gerekmiyor. Kıyıya yaklaşmaları ve ticari gemilere yönelik saldırı ihtimalini artırmaları bile sigorta şirketlerini, tanker işletmelerini ve uluslararası donanmaları harekete geçirmeye yetiyor.
El-Muha ve çevresinde elde edilecek askerî kazanımlar, Husilerin Kızıldeniz’de ilan ettikleri deniz ablukasını daha güçlü bir kara hakimiyetiyle desteklemelerine imkân sağlayabilir. Diğer güçlerin bu hatta sert karşılık vermesinin temel nedenlerinden biri de bu ihtimal.
Deniz ablukasından kara savaşına
Husiler 20 Temmuz’da Suudi Arabistan’a yönelik deniz ablukası ilan etmiş, ardından Encelia ve Layla adlı petrol tankerlerini füze ve insansız hava araçlarıyla hedef aldıklarını açıklamıştı.
Daha sonra Yanbu Limanı ile Cizan’daki petrol ve enerji tesislerine yönelik operasyonlar gerçekleştirildi. Son saldırılarda Abha, Hamis Muşayt, Cizan ve Necran’daki hedefler de vuruldu.
Husiler, bu operasyonları Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik saldırılarına ve ekonomik baskılarına karşılık olarak sundu.
Deniz ablukasının ardından başlayan kara hareaâtı, Husilerin baskıyı yalnızca Kızıldeniz’deki gemiler üzerinden kurmadığını gösteriyor. Hareket, Yemen içindeki askerî sahayı da Suudi Arabistan ile yürütülen daha geniş pazarlığın bir parçası olarak kullanıyor.
Husiler neden şimdi harekete geçti?
Husilerin temel talepleri arasında kamu çalışanlarının maaşlarının ödenmesi, petrol ve doğal gaz gelirlerinin paylaşılması, Sana Havalimanı ile Hudeyde limanları üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması ve Suudi Arabistan’ın Yemen savaşından tamamen çekilmesi bulunuyor.
2023’te görüşülen yol haritası bu meselelerin bir bölümünü çözüme kavuşturmayı amaçlıyordu. Ancak siyasi süreç ilerlemedi ve kapsamlı anlaşmaya ulaşılamadı.
Son askeri tırmanışın, Suudi Arabistan’ı yeniden müzakere masasına döndürme ve Husilerin kontrol ettikleri kuzey bölgelerindeki konumlarını güvence altına alacak bir anlaşma elde etme amacı taşıdığı değerlendiriliyor.
Bunun yanında İran ile ABD arasındaki çatışma da zamanlamayı etkiliyor. Husiler, ileride sağlanabilecek bir İran-ABD uzlaşmasında Yemen dosyasının kendi çıkarları dışında şekillenmesini istemiyor. Suudi Arabistan ile doğrudan bir anlaşmaya bölgesel uzlaşmadan önce ulaşmaya çalışmaları mümkün.
Kontrollü tırmanış aşaması sona mı erdi?
Husiler ilk aşamada saldırılarını Riyad’ı kapsamlı bir savaşa çekmeyecek seviyede tutmaya çalışıyordu. Suudi Arabistan’daki hedeflere sınırlı saldırılar düzenlenirken Yemen içinde ağırlıklı olarak füze ve İHA operasyonları yürütülüyordu.
Geniş kapsamlı kara harekatının başlamasıyla bu denge değişti. Daha önce kırmızı çizgi olarak değerlendirilen kara operasyonu artık fiilen gerçekleşmiş durumda.
Buna rağmen henüz ülke genelinde kesintisiz ve topyekün bir savaş seviyesine ulaşılmış değil. Husilerin Batı Taiz ve Güney Hudeyde’deki saldırısı ile hükümet güçlerinin beş vilayete yayılan karşı taarruzu, geniş savaşın ilk aşaması olarak değerlendirilebilir.
Bundan sonraki belirleyici unsur, tarafların yeni bölgeleri kalıcı biçimde ele geçirmek için yedek birliklerini ve ağır silahlarını cepheye sürüp sürmeyeceği olacak.
Savaşta İHA ve istihbaratın rolü büyüyor
Yeni kara savaşını geçmiş yıllardaki çatışmalardan ayıran en önemli unsurlardan biri, insansız hava araçları ve gelişmiş istihbaratın yoğun kullanılması.
Husiler, füzeler ve İHA’larla askeri üsleri, ikmal hatlarını ve cephe gerisindeki takviye birliklerini hedef alıyor. Böylece kara birlikleri ilerlemeden önce karşı tarafın savunma hatlarını zayıflatmaya çalışıyor.
Diğer güçler de Suudi Arabistan’ın sağladığı teknik destek ve istihbaratla İHA kapasitesini artırmış durumda. Husi birliklerine, araçlarına ve komuta merkezlerine yönelik hava saldırılarında bu araçlar kullanılıyor.
Bu gelişme, cephe hatlarının gerisinde bulunan alanları da doğrudan savaşın parçası haline getiriyor. Sabit askeri üsler, ikmal konvoyları ve toplanma bölgeleri geçmişe kıyasla çok daha savunmasız durumda.
Kara savaşının başlaması, Suudi Arabistan’ın Yemen’e daha doğrudan müdahale etme ihtimalini yükseltti. Riyad şimdilik hükümet güçlerine silah, istihbarat, hava savunması ve lojistik destek sağlarken kendi operasyonlarını sınırlı tutmaya çalışıyor.
Ancak Husilerin El-Muha’ya yaklaşması, Babülmendep üzerindeki baskıyı artırması veya Suudi Arabistan’daki enerji tesislerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırması halinde Riyad’ın daha geniş çaplı hava harekâtına yönelmesi mümkün.
Cevf’teki çatışmalar da Suudi Arabistan açısından özel önem taşıyor. Bölgenin doğrudan Suudi sınırına bağlanması, burada yaşanacak güç değişimini Riyad’ın ulusal güvenlik meselesi olarak değerlendirmesine neden olabilir.
Bununla birlikte Suudi Arabistan’ın 2015’te başlayan müdahalesinin Husileri ortadan kaldıramaması ve ağır ekonomik, siyasi ve insani maliyet oluşturması, Riyad’ı yeni bir kapsamlı savaşa girme konusunda temkinli davranmaya yöneltiyor.
İran bağlantısı ve Yemen’in yerel hedefleri
Husilerin İran’dan askeri teknoloji, eğitim ve siyasi destek aldığı biliniyor. Kızıldeniz’deki ve Suudi Arabistan sınırındaki Husi kapasitesi, İran’a doğrudan savaşa girmeden baskı kurma fırsatı veriyor.
Ancak s Husiler, Yemen’in kuzeyindeki yönetimlerini güvence altına almak, ekonomik kaynaklardan pay almak ve Suudi Arabistan ile doğrudan anlaşmaya ulaşmak istiyor. İran’ın bölgesel hedefleriyle hareketin yerel çıkarları mevcut aşamada örtüşüyor olsa da bunlar her zaman aynı değil.
Dolayısıyla çatışma hem Yemen’e özgü iktidar ve kaynak paylaşımı sorunlarından hem de daha geniş İran-ABD gerilimiyle büyüyor.
Kayıplar ve göç artıyor
Kara savaşının başlamasıyla askeri ve sivil kayıplar hızla yükseldi. 23 Ağustos’tan itibaren en az 728 kişinin öldüğü veya yaralandığı, kayıpların büyük bölümünün Taiz ile batı kıyısında yaşandığı bildirildi.
Yalnızca Taiz’de yaklaşık 3 bin ailenin, yani 21 bin kişinin yerinden edildiği tahmin ediliyor. Çatışmaların Cevf, Beyda, Marib ve Hudeyde’ye yayılmasıyla bu sayının artmasından endişe ediliyor.
Geniş kapsamlı kara savaşının devam etmesi hâlinde limanların, yolların ve yardım güzergâhlarının kapanması Yemen’deki insani krizi daha da ağırlaştırabilir.
Artık üç değil, iki temel senaryo var
Kara harekatı başlamadan önce Yemen için kontrollü gerilim, geniş kara savaşı ve bölgesel çatışma olmak üzere üç senaryo bulunuyordu. İlk eşik aşılmış durumda.
Bundan sonra iki temel ihtimal öne çıkıyor.
Birinci ihtimal, kara çatışmalarının belirli cephelerde durdurulması ve tarafların yeniden müzakereye dönmesi. Bu senaryoda mevcut operasyonlar, daha güçlü şartlar elde etmek için kullanılan askerî baskı olarak kalabilir.
İkinci ihtimal ise çatışmaların Sana, Saada, Marib, Beyda ve Babülmendep yönünde genişleyerek topyekün savaşa dönüşmesi. Suudi Arabistan’ın doğrudan müdahalesi ve Husilerin Suudi enerji altyapısına daha büyük saldırılar düzenlemesi bu süreci hızlandırabilir.
İran-ABD çatışmasının Yemen cephesiyle tamamen birleşmesi halinde savaş, Yemen ve Suudi Arabistan sınırlarını aşarak Kızıldeniz ile Körfez’in tamamını etkileyen bölgesel bir mücadeleye dönüşebilir.
Yemen topyekün savaşın ilk aşamasında
Yemen’de kara savaşının başlaması, 2022 ateşkesinden sonra oluşan askeri dengenin sona erdiğini gösteriyor. Husilerin Batı Taiz ve Güney Hudeyde’de başlattığı saldırı ile hükümet güçlerinin beş vilayete yayılan karşı taarruzu, ülkeyi yeni bir savaş dönemine soktu.
Ancak henüz taraflardan hiçbiri kesin ve kalıcı bir üstünlük elde etmiş değil. Husiler ilk saldırıyla Babülmendep ve El-Muha üzerindeki baskıyı artırırken hükümet güçleri cepheyi genişleterek Husi birliklerini farklı bölgelerde mücadele etmeye zorluyor.
Savaşın yönünü; El-Muha’nın güvenliği, Cevf’teki El-Lebenat çatışmaları, Beyda’daki ilerleyiş, Marib savunması ve Suudi Arabistan’ın müdahale düzeyi belirleyecek.
Askeri yöntemler taraflara geçici kazanımlar sağlayabilir ancak Yemen’deki maaş, petrol geliri, liman, yönetim ve siyasi temsil sorunları çözülmeden yeni bir ateşkes de kalıcı barış getirmeyecek.
Kara savaşının başlamasıyla en acil ihtiyaç, cephelerin daha fazla genişlemesini önleyecek bir ateşkes ve siyasi müzakere kanalı oluşturulması. Aksi halde Yemen, sınırlı çatışma aşamasından çok kısa sürede ülke çapında ve bölgesel bağlantıları bulunan topyekün bir savaşa sürüklenebilir.