Röportaj

Doç. Dr. Arslan: Dünyada metrekaresine en fazla âlim ve şair düşen şehir Diyarbakır'dır

Diyarbakırlı şair ve yazarlar ile Diyarbakır kültür tarihi üzerine ulusal ve uluslararası yayınevlerinde kitap ve makaleler neşreden Doç. Dr. Mustafa Uğurlu Arslan, Diyarbakır'ın ilim ve edebiyat geleneğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Abone Ol

Diyarbakır'ın tarih boyunca ilim, edebiyat ve kültür alanında önemli şahsiyetler yetiştirdiğini vurgulayan Doç. Dr. Mustafa Uğurlu Arslan, kentin sadece bölgesel değil, dünya ölçeğinde dikkat çeken bir ilim ve sanat merkezi olduğunu söyledi. Arslan, Diyarbakır'ın metrekaresine düşen âlim ve şair sayısı bakımından müstesna bir yere sahip olduğunu ifade etti.

Diyarbakır'ın sadece bir şehir değil, çevresindeki beldelere ilim ve irfan taşıyan bir merkez olduğunu ifade eden Arslan, "Diyarbakır gerçekten çok kıymetli, çok mübarek bir şehir. Hatta mürşit şehir olarak tanımlayanlar var. Çevresindeki diğer şehirlere hocalık yapmış bir şehir. Ben Diyarbakır'ın fikir ve sanat adamlarıyla ilgili yaklaşık 15 yıldır çalışmalar yapıyorum. Sadece Cumhuriyet'ten önceki döneme baktığımızda Diyarbakır'da 600 civarında divan şairi yetişmiş. Bu divan şairlerinin tamamı aynı zamanda âlim şahsiyetler. Bu isimleri kategorize ettiğimde şunu görüyorum: Devlet büyüğü olup vali olarak görev yapan divan şairleri var. Diyarbakırlı olup vali olan divan şairleri yetişmiş. Bu şehirde âlim ve müftü olan divan şairleri yetişmiş. Esnaf olan divan şairleri yetişmiş. Hatta bu şehirde yaşamış hanım divan şairleri de var." dedi.

Doç. Dr. Mustafa Uğurlu Arslan

Dünyada metrekaresine en fazla âlim ve şairin düştüğü şehrin Diyarbakır olduğunun altını çizen Arslan, günümüzde de Diyarbakır'dan mutlaka nice büyük isimlerin çıkacağını belirterek şunları kaydetti:

"Şunu çok net bir şekilde ifade edebiliriz: İsimler üzerinden tek tek gitmek başlı başına bir konferans konusudur. Ancak şu tespiti rahatlıkla yapabiliriz; dünyada metrekaresine en fazla âlim ve şair düşen şehir Diyarbakır'dır. Nitekim Diyarbakırlı Ali Emre Efendi şöyle der: 'Sultan-ı nazmım, şehri Âmid tahtgâhımdır.' Yani: Ben şiirin sultanıyım; Diyarbakır ise tahtımın olduğu yerdir, yani şiirin başkentidir. Bu nedenle böylesine kültür ve sanatın yoğun olduğu bu şehrin yeniden kendi genetik kökenlerine dönmesi gerekiyor.

Cumhuriyet'ten önce Ali Emre Efendi, Sait Paşa, Nigâhî, Kâmî, Ümnî gibi büyük şahsiyetler bu şehirden yetişmiştir. Bugün şehrimizde hâlâ birçok insan bu isimleri yeterince tanımıyor olabilir. Biz bunları zaman zaman konferanslarda anlatıyoruz, hocalarımız da anlatacak. Cumhuriyet'ten sonra da büyük dehalar yetişmiştir ve biz bundan sonra da ümitvarız. Yeniden böylesine mühim şahsiyetlerin yetişmesi için bir sorumluluk üstleniyor, bu yönde çaba gösteriyoruz. Tarih, bu şehirden daha nice büyük isimlerin çıkacağını mutlaka gösterecektir."