Diyarbakır Sanayici ve İş Dünyası Derneği (DİSİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Akbaş, bölgede yaşanan gelişmelerin yalnızca yerel değil, küresel ölçekte güvenlik ve ekonomi üzerinde ciddi tehditler oluşturduğunu söyledi.
Ortadoğu’da özellikle tırmanan gerilimin uluslararası hukuka aykırı müdahalelerle daha da derinleştiğini belirten Akbaş, bu sürecin çözüm yerine çatışmayı büyüttüğünü ifade etti.
Küresel iş dünyasına çağrıda bulunan Akbaş, tüm ekonomik aktörlerin barışın tesisi için daha güçlü bir duruş sergilemesi gerektiğini vurguladı.
“Ekonomik etkiler bölgeyi doğrudan vurabilir”
Yaşanan gelişmelerin Türkiye’yi ve özellikle Diyarbakır’ı çok boyutlu şekilde etkileyebileceğini kaydeden Akbaş, bölge ekonomisinin kırılgan yapısına dikkat çekti. Buna göre, olası bir savaşın uzaması halinde işletmelerin yaklaşık yüzde 60’ının ciddi maliyet baskısıyla karşılaşabileceği, yüzde 30’a yakınının ise yatırımlarını ertelemek zorunda kalabileceği öngörülüyor.
Diyarbakır’ın sınır ticareti ve lojistik açısından stratejik konumuna işaret eden Akbaş, kara taşımacılığına dayalı ticaretin sınır kapılarında yaşanabilecek aksaklıklar ve güvenlik risklerinden olumsuz etkilenebileceğini belirtti. Bu durumun özellikle demir-çelik, kimya, inşaat malzemeleri, gıda ve tarım sektörlerinde rekabet gücünü zayıflatabileceği ifade edildi.
Bölge ihracatının yaklaşık yüzde 50’sinin Ortadoğu pazarına yapıldığını hatırlatan Akbaş, bu nedenle Diyarbakır ihracatında yüzde 15 ila 30 arasında daralma riski bulunduğunu söyledi. Ticaret yollarının daralması ve ithalat maliyetlerinin artmasının kaçınılmaz olduğuna dikkat çekti.
Enerji fiyatlarındaki artışın da en kritik başlıklardan biri olduğunu vurgulayan Akbaş, Türkiye’nin enerji ithalatına bağımlılığı nedeniyle petrol fiyatlarındaki yükselişin üretim maliyetlerini doğrudan artırdığını ve bunun da KOBİ’lerin kârlılığını olumsuz etkilediğini dile getirdi.
“Belirsizlik yatırım ortamını zorluyor”
Artan jeopolitik risklerin yatırım ortamında belirsizliği büyüttüğünü ifade eden Akbaş, bunun yatırımların ertelenmesine, istihdamın yavaşlamasına ve ekonomik büyümenin zayıflamasına yol açabileceğini belirtti. Ayrıca olası göç hareketlerinin kira, gıda ve kamu hizmetleri üzerinde ek maliyet baskısı oluşturabileceğini söyledi.
“Krizler aynı zamanda fırsattır”
Tüm risklere rağmen Diyarbakır’ın güçlü ticaret geleneği ve dayanışma kültürüyle bu süreci aşabilecek potansiyele sahip olduğunu belirten Akbaş, doğru politikalarla krizlerin fırsata dönüştürülebileceğini ifade etti. Bu kapsamda tek pazara bağımlılığın azaltılması, alternatif ihracat pazarlarının geliştirilmesi ve yüksek katma değerli üretime geçişin öncelikli hedefler olması gerektiğini söyledi.
İran halkıyla dayanışma mesajı da veren Akbaş, “En büyük temennimiz bu anlamsız savaşın bir an önce sona ermesi, akan kanın durması ve barışın hâkim olmasıdır. Çünkü savaş insanı küçültür, barış insanı büyütür.” dedi.