Washington’daki siyasi çıkmazın merkezinde, İç Güvenlik Bakanlığı’nın (DHS) finansmanı konusunda yaşanan anlaşmazlık yer alırken, krizin büyümesinde Trump yönetiminin sert göç politikalarının belirleyici olduğu değerlendiriliyor.
Hükümetin kapalı kalması, özellikle havalimanlarında ciddi aksamalara yol açtı. Maaş alamayan Ulaştırma Güvenliği İdaresi (TSA) personelinin iş bırakması ve rapor alması nedeniyle güvenlik noktalarında uzun kuyruklar oluştu. Yetkililere göre yüzlerce çalışan istifa ederken, binlercesi işe gitmemeyi tercih etti. Sosyal medyada yayılan görüntülerde yolcuların bina dışına taşan kuyruklarda saatlerce beklediği görüldü.
Trump yönetimi krizi aşmak için yürütme yetkisini zorlayan adımlar atsa da, imzalanan başkanlık kararnamesinin hukuki açıdan tartışmalı olduğu belirtiliyor. ABD Anayasası’na göre federal harcamaların yetkisi Kongre’ye ait olmasına rağmen, Trump’ın maaş ödemeleri için alternatif kaynak oluşturma girişimi, yeni bir yetki tartışmasını da beraberinde getirdi.
Trump, Air Force One uçağında yaptığı açıklamada, TSA çalışanlarına gerektiği sürece ödeme yapmaya hazır olduğunu söylerken, Kongre’yi bütçe tasarısını geçirmeye çağırdı. Ancak eleştirmenler, yönetimin krizin sorumluluğunu üstlenmek yerine siyasi rakiplerini hedef aldığını savunuyor.
Öte yandan Beyaz Saray yetkilisi Tom Homan, havalimanlarındaki krize müdahale için Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanlarının görevlendirilmeye devam edeceğini açıkladı. Bu durum, Trump yönetiminin göç politikalarını güvenlik krizleri üzerinden genişletmeye çalıştığı yönünde eleştirilere yol açtı.
Kongre’deki anlaşmazlık ise sürüyor. Senato’da kabul edilen uzlaşma tasarısı, Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçiler tarafından reddedildi. Demokratlar ise Trump’ın göç politikalarını denetleyecek reformlar olmadan bütçeye destek vermeyeceklerini belirtiyor. Taraflar arasındaki bu sert ayrışma, çözüm ihtimalini giderek zayıflatıyor.
Yaşanan kriz, ABD’nin uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapma kapasitesini de tartışmaya açtı. Özellikle yaklaşan Dünya Kupası öncesinde havalimanlarındaki aksaklıklar, ülkenin hazırlık düzeyine ilişkin endişeleri artırdı.
Uzmanlar, mevcut durumun yalnızca bir bütçe anlaşmazlığı değil, aynı zamanda Trump yönetiminin politikalarının sebep olduğu daha geniş çaplı bir yönetişim krizi olduğuna dikkat çekiyor.