Güncel

120 bin üniversite öğrencisi işi, iş yerinde öğrenecek

Yükseköğretim Kurulu, üniversite öğrencilerinin eğitimleri devam ederken, çalışma hayatıyla buluşturacak yeni mesleki eğitim modelini Türkiye'nin önemli sanayi merkezlerinden biri olan Bursa'da da hayata geçiriyor.

Abone Ol

Yükseköğretim Kurulu ile Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) arasında işletmede mesleki eğitimin yaygınlaştırılması ve yükseköğretim programlarının sektörün ihtiyaçlarına göre geliştirilmesi amacıyla iş birliği protokolü imzalandı.

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, BTSO'da düzenlenen protokol imza töreninde yaptığı konuşmada Türkiye'nin yükseköğretimde yeni bir döneme girdiğini belirterek, öğrencilerin yalnızca sınıfta teorik bilgi edindiği, çalışma hayatını ise kısa süreli stajlarla tanıdığı modelin artık sektörün beklentilerini karşılamadığını söyledi.

Uzun yıllardır sürdürülen klasik staj uygulamalarının, öğrencilerin mesleki gelişimini destekleme ve sektörlerin beklentilerini karşılama bakımından artık yeterli olmadığını vurgulayan Özvar, 'Bu nedenle staj uygulamasını kısa süreli ve sınırlı bir deneyim olmaktan çıkararak eğitim sürecinin bütünleyici bir unsuruna dönüştürüyoruz.' dedi.

Yeni uygulamanın 'uzatılmış staj' olmadığının altını çizen Özvar, işletmede geçirilen dönemin kredilendirileceğini, ölçme ve değerlendirmeye tabi tutulacağını ve akademik olarak düzenli biçimde izleneceğini belirtti.

Özvar, yeni model sayesinde öğrencilerin henüz üniversitedeyken üretim disiplinini, iş sağlığı ve güvenliği kültürünü ve çalışma hayatının işleyişini öğrenme fırsatı bulacağını, işletmelerin de gelecekte istihdam edebilecekleri gençleri mezuniyetlerinden önce yakından tanıyacağını ifade etti.

120 bin öğrenci iş hayatıyla buluşacak

İşletmede mesleki eğitim modeli ilk olarak Konya, Gaziantep, İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir ve Ankara olmak üzere Türkiye'nin üretim ve sanayi kapasitesi yüksek 7 pilot ilinde uygulanacak. Pilot uygulamayla klasik, kısa süreli staj modelinin yerine öğrencilerin bir veya iki dönem boyunca doğrudan işletmelerde eğitim aldığı yeni bir sisteme geçiliyor. İlk aşamada yaklaşık 120 bin öğrencinin eğitim gördüğü 185 mesleki ön lisans programı uygulama kapsamına alınacak.

Yeni sistemde meslek yüksekokullarında 3+1 ve 2+2, lisans programlarında ise 7+1 ve 6+2 modelleri uygulanacak. Böylece öğrenciler yalnızca mezuniyet öncesinde birkaç haftalık staj yapmak yerine eğitimlerinin bir bölümünü doğrudan çalışma hayatının içinde geçirecek.

Uygulama yalnızca üniversiteler ve işletmeler arasında yürütülmeyecek. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, meslek kuruluşları ve sektör temsilcileri de sürece katılacak.

Mezunun niteliği ve istihdamı

Mesleki eğitimdeki yeni modeli yükseköğretimde yürütülen daha kapsamlı dönüşümün parçası olarak değerlendiren Özvar, Türkiye'nin yükseköğretime erişimde ulaştığı seviyenin ardından odağını niteliğe çevirdiğini vurguladı.

Özvar, 'Yükseköğretim Kurulu olarak son yıllarda sistemimizi bu bakış açısıyla yeniden şekillendiriyor, nicelik odaklı büyüme anlayışını geride bırakarak niteliği esas alan kapsamlı bir dönüşüm yürütüyoruz.' dedi.

Üniversitelerin başarısını artık yalnızca öğrenci ve mezun sayılarıyla değerlendirmediklerini ifade eden Özvar, mezunların kazandıkları yetkinliklerin, iş gücü piyasasına uyumlarının, sektörlerin beklentilerini karşılama düzeylerinin ve Türkiye'nin kalkınma hedeflerine sundukları katkının daha belirleyici hâle geldiğini söyledi.

Bu anlayışın kontenjan ve program politikalarına da yansıdığını belirten Özvar, istihdam imkânı sınırlı kalan, sektörle bağı zayıflayan veya işlevini büyük ölçüde yitiren programların yeniden ele alındığını, bazılarının kontenjanlarının azaltıldığını, bazılarının dönüştürüldüğünü, gerekli görülenlerin ise kapatıldığını kaydetti.

Buna karşılık yapay zekâ, dijital teknolojiler, ileri üretim sistemleri, yeşil dönüşüm, enerji, tarım teknolojileri ve sağlık gibi stratejik alanlardaki yeni programların desteklendiğini belirten Özvar, amaçlarının yükseköğretim sistemini küçültmek değil, geleceğin ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlemek olduğunu vurguladı. Özvar, Türkiye yükseköğretim sisteminin küresel ölçekte süper güçlerle rekabet edecek bir altyapıya sahip olduğunu kaydetti.

'Eğitim ile iş gücü piyasası arasındaki bağ güçlendirilecek'

Özvar, yeni yükseköğretim yaklaşımının temel ayaklarından birinin üniversiteler ile sektörler arasındaki ilişkinin yeniden kurulması olduğunu belirtti.

'Üniversite-sektör iş birliğini bir tercihten ziyade sistemin işleyişi bakımından yapısal bir gereklilik olarak değerlendiriyoruz.' diyen Özvar, eğitim sistemi ile iş gücü piyasası arasındaki bağın zayıflamasının hem mezunların istihdama katılmasını güçleştirdiğini hem de sektörlerin nitelikli insan kaynağına erişimini zorlaştırdığını söyledi.

Özvar, temel hedeflerini, 'Yükseköğretim sistemimizin yetiştirdiği insan kaynağı ile sektörlerin ihtiyaç duyduğu beceriler arasında güçlü, kalıcı ve sürdürülebilir bir uyum oluşturmak.' sözleriyle açıkladı.

Özvar, 'Sektör temsilcilerinin programların müfredatlarının güncellenmesi konusunda iş birliğini önemsiyoruz. Bursa Uludağ Üniversitesi bünyesindeki 15 MYO'dan önce 5'inin, ardından 10'unun program müfredatlarının belirlenmesinde sizi iş birliğine davet ediyorum.' dedi.

Eğitim programları sektörle birlikte oluşturulacak

Yükseköğretim Kurulu ile BTSO arasında imzalanan protokolle Bursa'daki yükseköğretim programları ile sanayinin ihtiyaçları arasındaki bağın daha da güçlendirilmesi hedefleniyor.

Sanayinin değişen ihtiyaçlarına göre mevcut eğitim programları güncellenecek, ihtiyaç duyulan alanlarda yeni programlar açılabilecek ve ders içerikleri sektör temsilcilerinin katkısıyla zenginleştirilecek.

İşletmede mesleki eğitimin koordinasyonu için sektör temsilcileri, öğretim elemanları ve insan kaynakları uzmanlarının yer aldığı ortak çalışma grupları kurulacak. İşletmelerde öğrencilere rehberlik edecek eğitici personel de hizmet içi eğitimlerle desteklenecek. İş birliği kapsamında sektörün ihtiyaç duyduğu AR-GE çalışmalarının üniversitelerin bilimsel kapasitesiyle birlikte yürütülmesi de amaçlanıyor.

OSB-MYO modelinde mezunların istihdamı yüzde 90'ı aştı

Yükseköğretim Kurulu'nun üniversite ile üretim dünyasını buluşturan modellerinin önemli örneklerinden biri de Organize Sanayi Bölgeleri Meslek Yüksekokulları (OSB-MYO) oldu.

Öğrencilerin teorik eğitimlerini üretim süreçleriyle birleştirdiği model bugün 21 üniversitedeki 22 OSB-MYO bünyesinde uygulanıyor. Toplam 119 program destek kapsamında bulunuyor.

Bu programlardan mezun olanların istihdam oranının yüzde 90'ın üzerine çıkması, uygulamalı ve istihdam odaklı mesleki eğitim modelinin sonuçlarını ortaya koyuyor. Yükseköğretim Kurulu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve OSBÜK ile birlikte önümüzdeki dönemde sisteme daha fazla OSB-MYO kazandırmayı hedefliyor.

381 meslek yüksekokulu 283 oda ve borsayla eşleştirildi

Üniversite-sektör iş birliğini Türkiye geneline yaymak amacıyla Yükseköğretim Kurulu ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) arasında yürütülen çalışma da genişliyor.

Bugüne kadar 104 üniversitedeki 381 meslek yüksekokulu, 283 oda ve borsayla eşleştirildi. İş birliğiyle sektörün beklentilerine uygun eğitim imkânlarının artırılmasının yanı sıra eşleştirilen meslek yüksekokullarındaki belirli sayıda öğrenciye burs verilmesi, yeni laboratuvar ve uygulama alanlarının oluşturulması öngörülüyor.

66 bin üniversite öğrencisi, güçlü sanayi ekosistemi

Bursa'nın pilot iller arasına alınmasında kentin yükseköğretim kapasitesinin yanı sıra güçlü üretim ve sanayi altyapısı öne çıkıyor.

Kentte ön lisans programlarında 19 bin 149, lisans programlarında 41 bin 448, yüksek lisans programlarında 5 bin 736 olmak üzere toplam 66 bin 333 öğrenci eğitim görüyor.

Bursa, bu öğrenci potansiyelini çalışma hayatıyla buluşturabilecek büyük bir üretim ekosistemine sahip. Kentteki 17 organize sanayi bölgesinde 2 bin 259 firma faaliyet gösteriyor ve yaklaşık 208 bin kişi istihdam ediliyor. Sanayi ve üretimin Bursa ekonomisindeki payı yüzde 45,5'e ulaşırken, kent Türkiye imalat sanayisi katma değerinin yaklaşık yüzde 10'unu karşılıyor.

Bursa, 2025 yılında serbest bölge dâhil yaklaşık 20 milyar dolarlık ihracatla İstanbul ve Kocaeli'nin ardından Türkiye'nin en fazla ihracat yapan üçüncü kenti oldu. Otomotiv sektörü 9,2 milyar dolarla ihracatta başı çekerken Bursa ihracatının yüzde 52'sini orta-yüksek teknoloji ürünleri oluşturdu. Kentte sanayi ve imalat sektörlerinde yaklaşık 420 bin kişi çalışıyor.

Bu büyük üretim ekosistemi, üniversite öğrencilerinin eğitim sırasında gerçek üretim süreçlerine katılması ve sektörün ihtiyaç duyduğu bilgi, beceri ve yetkinlikleri doğrudan işletmelerde kazanması için geniş bir uygulama alanı oluşturuyor.

20 bin meslek yüksekokulu öğrencisinin bulunduğu Bursa'da sisteme 437 firma katıldı. Hedef, bu sayıyı 600'e çıkarmak.

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Özvar, Bursa'nın yalnızca uygulamanın gerçekleştirileceği şehirlerden biri olmadığını, burada alınacak sonuçların modelin geleceği bakımından da önem taşıdığını belirterek, 'Bursa'da elde edeceğimiz başarı yalnızca şehrimiz açısından değil, uygulamalı eğitimin ülke genelinde yaygınlaştırılması bakımından da mühimdir. Bursa'daki başarı Türkiye geneline yön verecek.' dedi.

'Gençler geleceğe daha donanımlı hazırlanacak'

Bursa Valisi Erol Ayyıldız da konuşmasında, protokolün karşılıklı ihtiyaçların birbirini tamamlamasına ve gençlerin geleceğe daha donanımlı ve hazırlıklı hâle gelmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Ayyıldız, yükseköğretim ile sanayi iş birliğinin güçlendirilmesinin son derece önemli olduğunu vurguladı ve protokolün hayırlı olmasını diledi.

'Üniversite-sanayi iş birliği birlikte insan yetiştirme meselesi'

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay ise üniversite ile iş hayatı arasındaki mesafe azaldıkça gençlerin geleceğe daha güçlü hazırlanacağını belirterek, 'Öğrencilerimizi mezuniyet sonrasında iş hayatına hazırlamak yerine, daha eğitimleri devam ederken iş dünyasının bir parçası hâline getiriyoruz.' dedi.

Üniversite-sanayi iş birliğinin ortak proje ve araştırmaların ötesinde bir anlam taşıdığını vurgulayan Burkay, 'Üniversite-sanayi iş birliği aynı zamanda birlikte insan yetiştirme meselesidir. Geleceğin mühendisini, teknikerini, yazılımcısını ve nitelikli çalışanını birlikte yetiştirebildiğimiz ölçüde kalıcı ve sürdürülebilir bir ilerleme sağlayabiliriz.' ifadelerini kullandı.

Protokol sayesinde öğrencilerin eğitimleri devam ederken üretim süreçlerini yakından tanıma, sorumluluk alma ve teorik bilgilerini uygulamaya dönüştürme imkânı bulacağını ifade eden Burkay, Yükseköğretim Kurulu'nun ortaya koyduğu yaklaşımı son derece kıymetli bulduklarını söyledi.

'Modeli en iyi uygulayan üniversitelerden biri olmak istiyoruz'

Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Feridun Yılmaz da üniversitenin meslek yüksekokulları ve öğrencileri açısından güçlü bir konumda bulunduğunu belirterek, 'Güçlü firmaları bulunan bir ilde, güçlü meslek yüksekokullarının ve öğrencilerin bulunduğu bir üniversite olarak pilot iller içerisinde bu modeli en iyi şekilde ve layıkıyla uygulayan üniversitelerden biri olmak istiyoruz.' dedi.

Bursa Uludağ Üniversitesinin fiilen sanayiyle iş birliği içinde olan bir üniversite olduğunu vurgulayan Yılmaz, Yükseköğretim Kurulu'nun belirlediği çerçeve kapsamında 60 programla uygulamaya başlayacaklarını söyledi.