Emekli imam hatip Hasan Yenigün, İslam dünyasındaki parçalanmışlığa dikkat çekere, Müslümanların tevhid ve vahdet etrafında birleşmesi gerektiğini vurguladı; birlik çağrısının artık ertelenemez bir zorunluluk olduğunu söyledi.
Batı hayranı olan Müslümanlara ve diğer insanlara tepki gösteren Yenigün, Batı'nın tarihinin baştan sona kanla yazıldığını, milyonlarca Müslümanın kanının akıtıldığını belirtti.
"Tefrika, bölünmek bir azaptır"
İslam dininin birlik ve esenliği emrettiğini hatırlatan Yenigün, "İslam dini birlik ve kardeşlik dinidir. Temelinde sevgi, kardeşlik, birlik ve beraberlik vardır. Bu değerler dinimizin özünü oluşturur. Yüce Allah, Âl-i İmrân Suresi’nde ‘Hep birlikte Allah’ın ipine, Kur’an-ı Kerim’e ve İslam dinine sımsıkı sarılın, parçalanmayın ve tefrikaya düşmeyin.’ buyurmaktadır. Çünkü tefrika, bölünmek bir azaptır. İnsana hem dünyada zarar verir hem de ahiret hayatında zarara sokar. Allah Teâlâ buna benzer onlarca ayette müminlerin birlik ve beraberlik içinde yaşamalarını emretmektedir. Ancak üzülerek ifade etmek gerekir ki bugün İslam dünyası olarak bu emirleri gereği gibi yerine getiremiyor ve bir araya gelemiyoruz." dedi.
"Batı'nın tarihi baştan sona kanla yazılmıştır"
Yenigün, İslam düşmanı Batı'nın karanlık yüzüne dikkat çekerek, "Bugün İslam dünyasında işlenen mezalimler ortadadır. Batı, tarihte yönettiği toplumları sömürerek, ezerek, öldürerek ve katlederek yönetmiştir. Bunu bilmeyen birçok insan, hatta birçok Müslüman maalesef Batı hayranı oluyor, Avrupa’yı örnek alıyor. Oysa Batı'nın tarihi baştan sona kanla yazılmıştır ve bu durum sadece bugüne mahsus değildir, tarih boyunca böyle olmuştur. Bangladeş’te milyonlarca insanı katleden Batı değil midir? Vietnam’da milyonları heba eden yine onlar değil midir? Afrika’da yüz binlerce, milyonlarca Müslümanı öldüren, katleden, sömüren Avrupa ve Amerika değil midir? Bugün de durum farklı değildir. Orta Doğu’yu ateşe veren, Filistin’de katliam yapan yine Batı, Amerika ve Avrupa’dır. Onların parmakları arasında oynatılan bebek katili israil değil midir?" şeklinde konuştu.
Müslümanların birliğinin Yüce Allah’ın kesin bir emri olduğunu vurgulayan Yenigün, "Allah Teâlâ müminleri şöyle tanımlar: ‘Müminler, zalim kâfirlere karşı çok serttirler; ancak kendi aralarında oldukça merhametli ve şefkatlidirler.’ Bu açıdan bakıldığında bugün Müslümanların birlik ve beraberlik içinde olmasının zamanı hem gelmiş hem de geçmiştir. Zulme karşı, zalime karşı, israile karşı dimdik durmalıyız. Farklı mezhep, meşrep ve yorumları bir kenara bırakıp tevhid dairesi içinde tek yürek olmalıyız. Son günlerde israil tarafından çıkarılan ve ellerindeki binlerce Filistinliyi idam etmeyi öngören bir yasa gündeme gelmiştir. Bunun çıkarılmasının sebebi, Müslümanların parçalanmış olmasından faydalanılmasıdır. Eğer Müslümanlar bir ve beraber olsaydı ne Batı bu zulmü rahatça işleyebilir ne de bu katiller bu kadar cesaret bulabilirdi. Dolayısıyla Batı ve onunla birlikte olanlar tarih boyunca katil, hırsız, zalim ve canavar olmuştur. Müslümanların birliği ise sadece bir tavsiye değil, Allah’ın kesin emridir." ifadelerini kullandı.
"Gençler iman ederse çok güçlü olur, etmezse şeytanı da güçlü olur"
Yenigün, birlik ve vahdet yönünde genç nesillerin bilinçlenmesi çağrısında bulunarak şu ifadelere yer verdi:
"Bu noktada özellikle yeni neslin bilinçlenmesi büyük önem taşımaktadır. Gençlerimizi bilinçlendirmeliyiz. Onlara ihtilaflı, ayrıştırıcı konulardan değil, birleştirici unsurlardan bahsederek Müslüman gençleri bir arada tutmalıyız. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) Veda Hutbesi’nde İslam ümmeti için adeta bir birlik ve kardeşlik manifestosu sunmuştur. ‘Şüphesiz Rabbiniz birdir, atanız da birdir. Hepiniz Âdem’densiniz, Âdem de topraktan yaratılmıştır. Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap’a üstünlüğü yoktur. Beyazın siyaha, siyahın da beyaza üstünlüğü yoktur.’ Peygamber Efendimiz burada ırk, coğrafya veya renk farkı gözetmeksizin bütün Müslümanların, özellikle gençlerin kardeş olmaları gerektiğini vurgulamaktadır. Gençlerimizin niyetleri saf ve temizdir, hayat tecrübeleri henüz yeni oluşmaktadır. Onlar nasıl yönlendirilirse o şekilde hareket ederler. Gençler iman ederse imanları çok güçlü olur, etmezse şeytanı da güçlü olur. Dolayısıyla gençlerimizi farklı konulardan değil, birleştirici değerler üzerinden doğru yöne yönlendirmek en büyük görevimizdir. Birleştirici unsurlardan bahsetmeliyiz."
"Müslümanların bir ve beraber olmasının zamanı hem gelmiş hem de geçmiştir"
Müslümanların tevhid inancında olduğu gibi vahdet anlayışıyla da toplumsal hayatta birleşmeleri gerektiğini ifade eden Yenigün, "Bizim Rabb’imiz bir, kitabımız bir, Peygamberimiz bir, kıblemiz bir ve dinimiz birdir. Bizi bir araya getiren bu temel hakikatler varken neden ihtilafa düşelim ki? Farklı fıkhi yorumlar, felsefi veya tasavvufi düşünceler nedeniyle neden Müslüman gençlik bölünsün, parçalansın? Bu açıdan bakıldığında aile başta olmak üzere özellikle cemaat liderleri ve kanaat önderlerine büyük görevler düşmektedir. Onların ayrıştırıcı ve ihtilaflı konulardan değil, birleştiren ortak değerlerden bahsetmesi; Müslümanları kardeş olarak bir araya getirmek için el birliğiyle çalışması gerekmektedir. Yüce Allah, ‘Şüphesiz bu sizin ümmetiniz tek bir ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim, öyleyse sadece bana ibadet edin.’ buyurmaktadır. Dolayısıyla nasıl ki müminler tevhid inancında birleşiyorsa, vahdet anlayışıyla da toplumsal hayatta birleşmelidirler. Farklı yorum ve içtihatları tevhid dairesi içinde olmak şartıyla bir kenara bırakıp Müslümanların bir ve beraber olmasının zamanı hem gelmiş hem de geçmiştir." ifadelerini kaydetti.