Gazze, kanayan yaramız…. Gazze'de şehadet kokusu hiç eksik olmadı. Laleler, güller, sümbüller toprağın kara bağrında yeşerdi.
Gazze'miz gülümüz, çiçeğimiz, sonbaharımız, kışımız, zemherimiz!
Öyle bir vahşet yaşanmakta ki kıyası bile yapmak çok zor. Gazze'de mazlumların ahı yeri-göğü inletmekte! Yaşanan mezalimi anlatmaya kelimeler kifayetsiz, diller lal kalmakta.
İşitmeye ve görmeye tahammülün kalmadığı görüntüler, hafızalarda ve tarihin karanlık sayfalarında yerini almakta.
Her yer ceset parçaları, bebeklerin ve çocukların ağlama sesleri, kadınların haykırışı. Aman Allah'ım güç ve takat ver. Bu ne acı, bu ne keder, bu ne hüzün! Yürek mi dayanır bu acıya!
Yüreği olanlar için yürek dayanmaz tabi ki! Ya yüreksizlere ne demeli. Kadınları, çocukları, bebeleri, sivilleri ve yaşlıları katletmeyi cesaret zanneden korkaklara ne demeli! Elbet bir gün onlarında hesabı görülecek.
Gazze'de yaşanan vahşet, gecenin en uzun ve en karanlık vaktinden daha uzun!.. Tam 10 aydır, Gazze'ye hiç güneş doğmadı.
Gazze'de mevsim hep sonbahar! Sonbahar denince akla hüzün ve hazan gelir. Sonbaharda yapraklar dökülür, yere serilir. Bir ağacın yaprak misali toprağa düşmüyor mu, o mübarek bedenler kara toprağın bağrına? Her yer sisli, puslu ve karanlık. Gazze'de hüzün ve hazan bir arada!
Gazze bilinmeyenleri öğretti. Maskeleri düşürdü. Zulüm kokan modern çağın, soğuk ve vahşi yüzünü gösterdi. Gazze'de mevsim kış ve her yer zemheri! Kan ve göz yaşı hiç eksik olmadı.
Her gün ayrılığın olduğu, çocukların, kadınların, gençlerin, henüz yeni gelin olmuş kızların toprağa verildiği virane şehir Gazze! Ayrılık, ne zor şey! Sevdiklerinden, doyamadığın ciğerparenden, annenden, babandan, kardeşlerinden, çocuklarından, eşinden, dostundan ve sevdiklerinden ayrılmak! Ne zor şey, hazanı, hüznü, sonbaharı, kışı, zemheriyi, uzun gecenin karanlığını yaşamak!
Mazlumların feryatları, arşı alayı titretmekte. Mimsiz medeniyetten çıt yok.
Gazze'de anneler ve babalar evlatlarına doyamadan çocuklarını toprağın bağrına bırakıyor. Nice masum çocuk ve bebek annesini ve babasını sevemeden kaybetmenin acısını yaşıyor. Yetim, öksüz ve boynu bükük Gazze!
Gazze'de hüzün, kan ve göz yaşı ama hiç mi hiç eksik olmadı. İlaçsızlık, çaresizlik, gıdasızlık, bombalar altında bir hayat, ne kadar zor. Hemen yanı başınıza bombalar yağıyor, evler yıkılıyor, adım atsan ateş çemberi. Çağdaşlık maskesini takan modern dünyadan ses yok. İnsan hakları, sivillerin yaşam hakkı, çocuk hakları, kadın hakları, sivillerin dokunulmazlığı daha nice yaldızlı sözlerin hepsi birer yalandan ibaret!
Özür diliyoruz senden Gazze! Vefasızlığın, namertliğin ve korkaklığın kol gezdiği bir vakte denk geldik! Devletlerin ali menfaatleri hikayelerinden bıktık artık! Ümmet seyirci bu zulme! İnsanlık suskun bu vahşete!
Özgür ruhlu halklar meydanlarda, "Göze göz, dişe diş, kana kan, intikam intikam!" sloganlarıyla bu gaddar ve zalim soykırımcılardan hesap sorulmasını hükümetlerinden ve devletlerinden istemekte. Devletlerden ve hükümetlerde ses yok! Büyük bir suskunluk! Arada bir kınama mesajı ile halkın gazını alma telaşındalar! Uluslararası kurumların ve devletlerin kınama mesajları dışında yaptıkları bir şey yok. Günün sonunda değişen bir şey de olmuyor. Ateş düştüğü yeri yakar misali olan yine mazlumlara oluyor. Olan yine Gazze'nin masum çocuklarına, kadınlarına ve sivil halka oluyor.
Çok yazık tam 10 aydır, İslam ülkeleri bu zulme seyirci kalıyor. Bu vahşete dur diyecek somut adımları atmıyor. Gazze'ye karşı insani ve vicdani birçok sorumluluklarımız var elbette! Kınama mesajlarından vaz geçip somut adım atılmasının zamanı çoktan geçit sanırım. Bu konuda cesur adım atanlarda var. Yemen ve Lübnan gibi. Bu iki güç, kartopu etkisi oluşturarak, başka güçlerin bir araya gelmesine zemin hazırlamakta.
Gazze'nin mazlumları Türkiye'den de büyük bir beklenti içinde kaldı. Bu beklentiyi karşılamak için HÜDA PAR büyük bir adım attı. HÜDA PAR, Siyonistlerin saflarında savaşmaya gidip Gazzelli mazlumları katledip soykırım suçuna bulaşmış olan Türkiye vatandaşı Siyonistler hakkında bir kanun teklifi meclise sundu.
HÜDA PAR'ın meclise sunduğu kanun teklifi günlerdir konuşulan bir konu. Kanun teklifi, soykırım ve insanlığa karşı işlenen suçların soruşturulmasında TBMM’ye yetki vermekte!
Bu kanun teklifi yasallaşırsa, çifte vatandaşların soykırım ve insanlık suçlarına karışması halinde yargılanmalarını, ağırlaştırılmış müebbet almalarını, vatandaşlıktan çıkarılmalarını, mal varlıklarına el konulmasını, el konulan mal varlıklarının yeni aile fonuna aktarılması sağlanmış olacak.
HÜDA PAR'ın Türkiye vatandaşı olup da Gazze'deki soykırıma ortak olan siyonistlerle ilgili Meclis Başkanlığı’na sunduğu kanun teklifinin görüşülmesi kabul edilmesine edildi de meclis tatile girecek!
Bu kanun teklifi şimdi yasallaşmazsa iki ay sonraya kalacak. İki ay sonra meclis tatilden dönünce kim bilir, bu katil sürüleri daha kaç mazlumun kanına gerecekler.
Buna müsaade edilmemeli! Meclis tatile girmeden önce vicdani ve insani sorumluluklarını yerine getirmeli ve kanun teklifi yasallaşmalı.
Kanun teklifi yasallaşırsa savaş suçlarına bulaşmış Siyonistlerin adil bir şekilde yargılanması sağlanacak. Bu kanun teklifinin yürürlüğe girmesiyle bir nebze de olsa mazlumların vicdanı rahatlamış olacak.
Bu kanun teklifi ertelenmemeli, ötelenmemeli, sümen altı edilmemeli, derhal, hemen, ivedelikle görüşülmeli, mazlumların ahı yerde kalmamalı.
Milletvekilleri, insani ve vicdani sorumluluklarını yerine getirerek, bu kanun teklifini yasalaştırmalı, yoksa tarihin karanlık sayfalarında yerlerini alacaklar.