Diyarbakır

Ulu Camii'ndeki görüntülere STK'lardan ortak tepki

Diyarbakır Ulu Camii'nde gündem olan görüntülere ilişkin sivil toplum kuruluşu temsilcileri, ibadet mekânlarının manevi kimliğinin korunması için yetkililere kalıcı tedbir alınması çağrısında bulundu.

Abone Ol

Diyarbakır'ın Sur ilçesinde bulunan ve İslam dünyasında önemli bir yere sahip olan Ulu Camii'nde son günlerde kamuoyuna yansıyan görüntüler tartışılmaya devam ediyor. Uygunsuz kıyafetlerle cami alanına gelen bazı ziyaretçilerin tavırlarına yönelik tepkiler sürerken, Diyarbakır'da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İlim Ahlak ve Kardeşlik Derneği (İhvan Der) Başkanı Ali Saruhan, Peygamber Sevdalıları Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Yakup Kaya ve Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneği (Özgür-Der) Diyarbakır Şube Başkanı Mehmet Deniz, ibadet mekânlarının manevi kimliğinin korunması gerektiğini belirterek yetkililere çağrıda bulundu

İlim Ahlak ve Kardeşlik Derneği (İhvan Der) Başkanı Ali Saruhan, Diyarbakır'ın fetih gününden bu yana İslami kimliğiyle ön plana çıkan bir şehir olduğunu belirterek, son dönemde özellikle tarihi ibadet mekânlarında şehrin kimliğiyle bağdaşmayan görüntülerin ortaya çıktığını söyledi.

Ali Saruhan

"Tarihi camilerde, insanların huşu içinde ibadet etmelerine engel olacak görüntülere şahit oluyoruz"

"Kadim bir İslam beldesi olan Diyarbakır'ın kimliğine yakışmayan görüntülere şahit oluyoruz." diye belirten Saruhan, şunları kaydetti:

"İnanç alanlarında gezdiğimiz zaman, yakışmayacak görüntülerle karşılaşıyoruz. Diyarbakır Tarihi Ulu Camii'ne gittiğimiz zaman, çok uygunsuz kıyafetlerle ibadet alanına gelindiğini, hatta caminin bahçesinin dışında değil, cami içerisinde de oraya ibadet etmeye gelen, orada huzur bulmaya çalışan, oradan manevi bir ortam yakalamaya çalışan insanların huşu içinde ibadetlerini yapmalarına engel olacak görüntülere şahit oluyoruz. Aynı şekilde Hazreti Süleyman Camisi, aynı şekilde Kurşunlı Camisi'nde de bunlara denk geliyoruz. Daha önceki yıllarda biraz daha dikkat edilirdi. Müftülüğümüzün de girişimiyle, bir zamanlar uygulandığı gibi cami girişinde ücretsiz tesettür dağıtılırdı. Camiye girişlerde, cami avlusunda bazı rehberler insanlara camiye nasıl girmeleri gerektiğiyle ilgili bazen yönlendirmeler yapıyorlardı.

Fakat enteresandır, ani bir karar değişikliğiyle son 2-3 yıldır sanki tam mesele tersine dönmüş gibi bir durum görüyoruz. Gerek yerli turistler gerek yabancı turistler bunu ihlal ediyorlar. Hatta Ulu Camii'nde, yanlışım yoksa, yedi ya da sekiz dilde bu konuya dikkat edilmesiyle ilgili yazılı metinler var cami girişinde. Buna rağmen ihlal ediliyor. Tabii bu kabul edilecek bir durum değildir. Bu konuda yetkilileri, özellikle başta Diyarbakır Valimizi göreve davet ediyoruz. İkincisi, İl Müftümüzü göreve davet ediyoruz. Üçüncüsü ise iç turizmde bu konuda aktif rol oynayan, özellikle seyahat acentalarının sahiplerini, orada onlara rehberlik edenleri, onları camilere götüren rehberleri de biraz daha sorumluluk sahibi olmaya davet ediyoruz."

"Ulu Camii uygunsuz bir şekilde görüntü alınıp sosyal medyada paylaşılacak bir yer değildir"

"Diyarbakır Ulu Camii, fenomenlerin görüntü çekip genç kızların böyle uygunsuz bir şekilde görüntü alıp sosyal medyaya atacakları bir ibadethane değildir." diyen Saruhan "Ulu Camii Beşinci Harem-i Şerif'tir. Aynı zamanda Diyarbakır'ın fethinde rol oynayan çok kıymetli 27 tane sahabemiz o bölgede medfundur. Onların olduğu bir alanda, Diyarbakır'da defalarca şahit olmuşuz; düğün törenlerinden sonra ya da önce gelin ve damadın çok uygunsuz bir şekilde cami avlusunda çekim yaptıklarına şahit oluyoruz. Bu ihlallerin her biri yeni bir ihlali beraberinde getiriyor. Bu konuya yetkililer acil bir şekilde bir çözüm bulmazlarsa, çok daha kötü bir noktaya doğru gider ve ileride insanlar, artık o mekânların asıl sahipleri olan mümin Müslüman kardeşlerimiz, o mekânlara gitmemeye başlayacak ve buralar birer müzeye dönüşecektir." şeklinde konuştu.

"Bütün yetkilileri sorumlu olmaya davet ediyoruz"

Yetkililere ve ziyaretçilere çağrıda bulunan Saruhan "Diyarbakır halkı buna müsaade etmez. Yasal yollardan elinden geldiği kadar bütün tepkisini gösterir. Gerekli yerlere, devletin en üst makamlarına kadar da Diyarbakır'daki yerel idarecilerin konuya ilişkin ihmal ve etkisizlikleriyle ilgili gerekli şikâyetlerini bildireceklerdir. Bu konuda bütün yetkilileri sorumlu olmaya davet ediyoruz. Çok ciddi bir meseledir. Diyarbakır, Anadolu'nun fetih kapısının açıldığı yerdir. Bütün dünyada inancıyla, duruşuyla ve kimliğiyle bilinen bir yerdir. Bu konuda nasıl sokaklarda hayasızlıklara müsaade edilmiyorsa ya da hoş görülmüyorsa, bu tip ibadet yerlerinde de insanları biraz daha sorumlu olmaya davet ediyoruz." ifadelerini kullandı.

Yakup Kaya

"Daha önce açıklıktan bahsedebiliyorduk fakat şu anda o açıklık çıplaklığa dönmüş durumda"

Peygamber Sevdalıları Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Yakup Kaya ise yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin yoğun şekilde Diyarbakır'daki tarihi camileri ziyaret eden, bazı ziyaretçilerin kıyafetlerinin cami adabına uygun olmamasının ciddi rahatsızlık oluşturduğunu söyledi.

Kaya, " Malum, yaz aylarının gelmesiyle birlikte yerli ve yabancı turistler bölgemize akın akın gelmektedir. Bu turistler başta 5. Harem-i Şerif kabul edilen Ulu Cami olmak üzere Hazreti Süleyman Yerleşkesi ve diğer tarihi camilerimizi ziyaret ediyorlar. Fakat bu ziyaretler alelade ziyaretler değil. Özellikle namazların kılındığı, yoğunluğun çok fazla olduğu dönemlerde gerçekleştiği için, bir de gelen kişilerin tesettür ve diğer hassasiyetlerinin olmayışından dolayı gerçekten ciddi problemlerle karşı karşıyayız. Çünkü insanlar camiye alınlarını secdeye koymak, huzur bulmak ve miraca yükselmek için gelirken, avluda ve caminin içinde karşılaştıkları tablo bambaşka bir tablo oluyor. Aslında yetkililerin bununla ilgili ciddi önlemler alması gerekiyor. Daha önce açıklıktan bahsedebiliyorduk fakat şu anda o açıklık belki birkaç seviye atlayarak artık çıplaklığa dönmüş durumda. Yani caminin edebine, adabına ve kılık kıyafet kurallarına uymayacak şekilde caminin içinde, hatta avlusunu bırakın, caminin içine kadar girildiğine şahit oluyoruz." dedi.

"Allah-u Teâlâ'nın huzuruna alelade bir şekilde girilmez"

Camiyi ziyaret eden ziyaretçilerin kılık kıyafetlerine dikkat etmeleri gerektiğini ifade eden Kaya "Tabii bu vakalar sadece kadınlarla ilgili değil. Erkeklerde de nasıl ki kadınlarda tesettür varsa, erkeklerde de tesettür farzdır. Yani bir camiye, bir mabede girmenin asgari kılık kıyafet şartlarına uygun şekilde insanın camiye girmesi gerekiyor. Bizim dinimiz mabet temeli üzerine kurulmuş bir dindir. Peygamber Efendimiz (aleyhissalâtu vesselâm), Mekke'den Medine'ye hicret ettiğinde ilk yaptığı iş bir mescit, bir cami inşa edip o caminin etrafında bir toplum inşa etmek olmuştur. Bugün de bizim medeniyetimiz ve dinimiz mabetler üzerine kurulmuş bir dindir. Mabet, yani cami, bizim vazgeçilmezimizdir." şeklinde konuştu.

"Yetkililer bu soruna bir çare, bir çözüm bulmalı"

Kaya, sözlerinin devamında "Bununla ilgili asgari şartların yerine getirilmesini hem yetkililerden talep ediyoruz hem de buraya gelenlerin bu duyarlılığa sahip olmasını bekliyoruz. Nasıl ki herhangi bir valinin veya kaymakamın huzuruna alelade bir şekilde giremiyorsak, biz de yeryüzünü ve kâinatı yaratan Allah-u Teâlâ'nın huzuruna da alelade bir şekilde giremememiz gerekiyor. En azından O'nun belirlemiş olduğu tesettür şartlarının, yani fıkıhta belirlenmiş asgari ölçülerin yerine getirilmesi, haram olan bölgelerin kapatılıp o şekilde içeriye girilmesi gerekiyor." diye belirtti.

Yetkilileri sorumluluk almaya davet eden Kaya "Bu noktada artık İçişleri Bakanlığı mı, Valilik mi, Vakıflar Bölge Müdürlüğü mü; camilerin girişlerine en azından bu tesettürü sağlayabilecek malzemeler ve kıyafetler koyarak, insanların bunları giydikten sonra caminin içine girmelerini sağlamalarını bekliyoruz. Talebimiz bu yöndedir. Çünkü gerçekten insanlar maneviyatlarını artırmak için camiye gidiyorlar. Camiye gittiklerinde ise karşılaştıkları tablo bambaşka bir tablo oluyor. Yani çıplaklık had safhada. Çünkü insanların bu konuda bir hassasiyeti de kalmamış. İnsanlar belki maneviyatını yenilemek için gidiyorlar fakat karşılaştıkları tablo gerçekten içler acısı bir tablo. Bunun acilen, ivedilikle gündeme alınıp bu soruna bir çare, bir çözüm bulunması gerekiyor." ifadelerini kullandı.

"Turizm sekteye uğrar endişesine karşı yetkililer cesurca gerekli adımları atsınlar"

"Belki gelen yabancı ve yerli turistlerden dolayı yetkililer tarafından maddi bir kaygı güdülüyor olabilir." diye belirten Kaya, şunları kaydetti:

"Maneviyatın olmadığı yerde maddiyat hiçbir şeydir. Maddiyat gelip geçicidir, elde edilebilir. Ama maneviyat giderse artık bunun dönüş yolu yoktur. Yıllardır söylenen şeylerin belki tekrarı olacak ama her şeyin maddi anlamda bir telafisi vardır. Ancak maneviyat ve gençlik elden giderse, o gençliğin yeniden kazanılması, insanların tekrar camiyle buluşturulması veya caminin yeniden hak ettiği değer ve statüye kavuşturulması çok da kolay olmayacaktır. Bence bu noktada yetkililer cesurca gerekli adımları atsınlar. İnşallah göreceklerdir ki o kadar büyük kayıpları da olmayacaktır. Hatta belki daha fazla kazançları olacaktır. Çünkü Allah'ı razı ettiğimizde her şeyi kazanmış olacağız."

Mehmet Deniz

"Toplumda çıplaklık, teşhircilik ve seküler yaşam tarzı yaygınlaştırılmaya çalışılıyor"

Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneği (Özgür-Der) Diyarbakır Şube Başkanı Mehmet Deniz de yaşananların yalnızca camilerle sınırlı bir mesele olmadığını, toplumda giderek yaygınlaşan bir anlayışın yansıması olduğunu ifade etti.

Deniz "Öncelikle sorunun sadece mabetlerimizdeki çıplaklık sorunu olmadığına dikkat çekmek istiyorum. Çünkü son yıllarda çıplaklığı, teşhirciliği ve seküler yaşam tarzını bir koçbaşı olarak kullanan kesimlerin olduğunu görüyoruz. Bu da toplumda ne yazık ki gittikçe teşhirci bir tarzın yaygınlaşmasına sebep olmaktadır. Şimdi ne sosyolojik ne psikolojik ne pedagojik, hiçbir anlamda, aslında bilimsel olarak da doğru kabul edilmeyecek bu hâli biz Müslümanlar olarak elbette ki Rabbimizin bize belirlediği Hududullah çerçevesinde değerlendirdiğimizde bunun açık bir ifsat ve haram olduğu nettir. Ama ne yazık ki bu durum toplumda gittikçe yaygınlaştırılmaya çalışılıyor." diye belirtti.

"İbadet eden insanlara saygısızlık teşkil edecek bir tarzda Ulu Camiinin ziyaret edilmesi söz konusu olmamalı"

İbadethanelerde yaşanan görüntülerin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Deniz, Ulu Camii'nde ibadet eden insanların huzurunun korunması gerektiğini söyledi:

"Çıplaklığın bu kadar yaygınlaştırıldığı bir ortamda bunun bizim en kutsal değerlerimizden olan mabetlerimize kadar uzanması, Diyarbakır Ulu Camii'nde geçen günlerde medyaya yansıyan görüntülerde de gördüğümüz üzere, hiçbir şekilde doğru kabul edilemez. Orada ibadet eden insanlara saygısızlık teşkil edecek bir tarzda insanların Ulu Camii'yi ziyaret etmesi asla söz konusu olamaz. Bu konuda, özellikle farklı yerlerde daha farklı uygulamalar varsa, bu durum Diyarbakır'daki yerel sorumluların sorumluluklarını yerine getirmediğini göstermektedir. Bu konuda çok net bir şekilde Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, buna bağlı olarak müftülüklerin, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın, bu işle bağlantısı olduğu için, gerekirse İçişleri Bakanlığı'nın gerekli önlemleri alması gerekiyor."

"Toplumun sinir uçlarıyla oynamanın bir mantığı yok"

"Çok basit düzenlemelerle bu gördüğümüz çirkin görüntülerin artık oluşmasına engel olunması gerekiyor." diyen Deniz "Aksi takdirde toplumun sinir uçlarıyla oynamanın çok da bir mantığı yok. Kontrolsüz ortamlar oluşturmanın da bir mantığı yok. İnsanlar doğal olarak bu çirkinliğe tepki gösterir, uyarılarda bulunurlar. Buradan da çeşitli sorunlar doğar. Bu sorunlar ortaya çıktığında ise tekrar bir yaygara koparılır ve 'Seküler yaşam tarzımıza müdahale ediliyor.' denilir. Ama tam tersine, sürekli bir seküler yaşam tarzı, ekseriyeti inançlı olan bu topluma dayatılıyor. Bu anlamda çok ciddi bir ifsat söz konusudur. Yetkililerin de bu konuda üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerekiyor." ifadelerini kullandı.

"Gerekli düzenlemeleri yapmak yetkililerin sorumluluğudur; aksi hâlde bu saygısızlığa ortak olunmuş olur"

Deniz, son olarak şunları kaydetti:

"Özellikle bu tarz düzenlemeler olduğunda ziyaretçi ve turist sayısının azalacağı yönündeki endişelerin de çok yersiz olduğunu ifade etmek istiyorum. Birincisi, turist sayısı azalsa dahi bu bizim kırmızı çizgimizdir. Çok açık ve nettir. Hiçbir turist ziyaret etmese dahi mabetlerimize, özellikle de gündemde olan Ulu Camii'mize gerekli saygının gösterilmesini bekliyoruz. Bu konuda gerekli mevzuat düzenlemeleri gerekiyorsa mevzuatı düzenlesinler. Gerekmiyorsa da tedbirleri alıp girişte uygun kıyafetleri dağıtarak, ki bu birçok yerde uygulanan bir yöntemdir, bu sorunu çözebilirler.

İkincisi, böyle bir endişenin de yersiz olduğu kanaatindeyim. İnsanlar Ulu Camii'ni görmek istiyorlarsa, Diyarbakır'ı ziyaret etmek istiyorlarsa, zaten doğal olarak böyle bir önlemin olabileceğini de bilirler. Farklı şehirlerde bu tarz uygulamalar var. Ama özellikle caminin avlusunu da ibadet alanı olarak kabul edip buna göre bir düzenleme yapmak yetkililerin üzerine düşen bir sorumluluktur. Aksi takdirde bu saygısızlığa ve bu ifsada ortak olacaklarını da ifade etmek isterim."