TIBB-I NEBEVÎ VE TEMİZLİK

Abone Ol

Sağlık denince akla ilk gelen kavramlardan biridir temizlik. Toplum olarak sağlığı temizlik, temizliği sağlık olarak görmekteyiz. Sağlık ve temizlik hakikatte de birbiri ile çok ilişkili iki kavramdır. Asırlar önce bize ferman buyrulmuştur: "Temizlik imandandır." Henüz mikropların tanımlanmadığı, Orta Çağ karanlığında yıkanma, temizlik ve tuvaletlerin olmadığı dönemlerde, temizliği imanın bir şubesi gibi görülmesi hatta imanın yarısı denilmesi elbette birçok hikmet taşıdığı gibi kişi sağlığı açısından da çok değerlidir. Temizlik yani tıbbi deyimle hijyen, birçok hastalığı ve mikrobu bertaraf ettiği gibi kişiler arası bulaş riskini de ortadan kaldırmaktadır. Malum olduğu üzere temas ile birçok hastalık toplumda yayılmaktadır. Dinimiz temizliği bir ibadet saymış, Namaza durmadan önce mutlak temizliği şart koşmuş, abdest gibi gusül gibi temizliği farz saymıştır. Bu farziyet sabah namazı ile güne başlarken yapılır ve yatsı ile yatmadan öncesi temizliği abdesti ibadet saymıştır. Günün periyotları içerinde de bu temizliği emretmiştir. Böylelikle bireyin temizliği önemsenmiş, kişisel temizlikler de tırnak kesme, saç sakal bakımı gibi işleri sünnet ibadeti olarak tanımlamıştır.

Temizlik kavramını bedeni temizlik yanında ruhen temizliği de inancımız zorunlu kılmıştır. Çağın en çirkin ve ruhları kirleten davranışlardan biri olan gıybeti, ölü kardeşinin etine benzetmiş ve zannın çoğunu yasaklamıştır. Ruhu kirleten ne varsa İslamiyet bunları yasaklamıştır. Sağlığın tanımında geçen bedenen ve ruhen tam iyilik halini adeta bin beş yüz yıl önce bize öğreten Tıbbi Nebevi olduğunun mührüdür. Hem bedenen hem de ruhen insanı hasta eden içki, kumar, fuhuş, zina, gıybet, faiz bildiğiniz ne kadar kötülük varsa haram kılınmış, insanı manen diri tutan, zikir, fikir, şükür ve iyilik namına ne varsa emredilmiştir. Asırlar öncesinden günümüze ulaşan Tıbb-ı Nebevî anlayışı, bu dengeyi kurmada son derece hassastır. Manevi temizlik kalbin kin, nefret, haset gibi duygulardan arındırılmasıdır. Çünkü ruh kirlenirse, bu durum bedene de yansır. Stres, öfke ve huzursuzluk; bağışıklık sistemini zayıflatır, hastalıklara davetiye çıkarır. Bu yönüyle Tıbb-ı Nebevî, insanı sadece fiziki bir varlık olarak değil; duygusal ve ruhsal boyutlarıyla da ele alır.

Sonuç olarak bugün gelinen noktada teknoloji ilerlemiş, tıp büyük mesafeler kat etmiş olabilir. Ancak sağlığın temeli hâlâ aynıdır. İnsan sağlığının en önemli faktörleri, temizlik, ölçülü beslenme ve dengeli yaşamdır ki Tıbb-ı Nebevî’nin bize hatırlattığı en önemli hakikat da budur.

Sağlıkla kalın sağlıcakla kalın...