Geçen ay BTK, SMS'lerle link gönderilmesini yasakladı. Niyet iyiydi: dolandırıcılık ve bahis mesajlarını kesmek. Ama sonucu iyi düşüldü mü belli değil. Trendyol gibi devler bile artık kargo takibini, kampanyayı WhatsApp'tan yolluyor. THY müşterisine hem Whatsapp hem de SMS ile ulaşıyor. Yani yasak sonucunda SMS yerine Whatsapp kullanılma artıyor. Böylece yerli operatörün kazanacağı para Meta'nın kasasına gidiyor, üstelik devletin uzun vadeli regülasyon gücü kayboluyor.
Bu tek bir olay değil, bir alışkanlık. Bir aksaklık çıkıyor, en kolay kapanan yer kapatılıyor, faturayı da düzgün iş yapan ödüyor. Uzun vadeli düşünülmüyor, insanların altyapılarını uygun hale getirmek için yeterli fırsat tanınmıyor ve istişare mekanizması uygulanmıyor.
SMS ile link göndermeye ne kadar da anlam yükledim diye kızanlar olabilir. Ancak bu yaklaşım tarzının bize kaybettiklerinin farkında olmayabiliriz.
Şu komşu coğrafyaya bakın. Birleşik Arap Emirlikleri'nin ekonomisi 2024'te 482 milyar dolara ulaştı. İlginç olan rakam bu değil; bu zenginliğin nereden geldiği. Çünkü ekonominin artık yüzde 75'i petrol dışı, Dubai'de petrolün payı yüzde 1'in bile altında. Yani Emirlikler bu noktaya kuyudan değil, ticaretten ve finanstan geldi. Ticaret ve finans da az kural, hızlı işleyen bir ortam sever — Emirlikler de tam bunu verdi. "Kum havuzu" denen esnek lisanslarla Stripe'ı, PayPal'ı kendine çekti; bugün bölgedeki fintech yatırımının neredeyse yarısı tek başına oraya akıyor. Tabi arka planda hangi destekleri aldıkları, işin perde arkasında ne olduğu ayrı bir yazının konusu. Bizim burada değinmek istediğimiz mesele yatırım çekmenin gerekliliklerini tartışmaktır.
Şimdi İran çevresindeki gerilim o ekosistemi tedirgin ediyor. Sermaye yine güvenli bir liman arıyor. Peki bu sermaye Türkiye'ye gelir mi? Gelmesi için her sebep var: genç mühendis, güçlü sanayi, üstüne teknopark vergi indirimleri. Ama gelmez. Sebebini de bir yazılımcının gözünden anlatayım.
Diyelim ki dünyaya abonelikle yazılım (SaaS) satıyorsunuz. Tahsilat için Stripe lazım ama Türkiye'de yok. PayPal'a mı güvenecektiniz, o da 2016'da çekti gitti. Çözüm tek: Regülasyon ve vergi avantajı sunan bir ülkede şirket kur, orada banka hesabı aç, vergini oraya öde. Yani devlet bir eliyle vergi indirimi uzatırken, öbür eliyle en parlak girişimcisini sınır dışına yolluyor. Tahsilatı yurt dışından gelen iş kolları ki başta SaaS, Türkiye'de fiilen kapandı; ya iş yapamıyorlar ya valizi topluyorlar. Sadece Estonya üzerinden e-şirket kuran Türk sayısı binleri geçti, ama asıl göç ABD'nin Delaware eyaleti ve İngiltere gibi yerlere.
Vergi indirimi kıymetli, ama tek başına yetmiyor. Çünkü asıl mesele oran değil, gündelik akış. SMS atabilmek, parayı tahsil edebilmek, sunucunu kolay kurabilmek. Bunlar oturmadan teşvik tek başına firmayı tutmaya yetmiyor.
Burada mesele sansür ya da siyaset değil; düpedüz bir mühendislik meselesi. Bir ülkeyi teknoloji üssü yapan şey vergi oranı değil, işlerin pürüzsüz akmasıdır: para gönderebilmek, link atabilmek, sunucunu istediğin yere koyabilmek. Bunlar olmadan ne kadar teşvik verirseniz verin, girişimci ilk fırsatta gidiyor.
Tabi ki ülkede regülasyonlar olması gerekir. Aksi halde vatandaş baş edemeyeceği zararlardan korunamaz. Ancak regülasyonlar yapılırken hiçbir alternatif sunulmadan, üstten bir yaklaşımla yapmak güvensizliği ve çözümsüzlüğü arttırıyor. Mesela Whatsapp ile yaptığımız yazılım entegrasyonlarında çok detaylı, iyi düşünülmüş kurallara uymak zorunda kalıyoruz. Yani Whatsapp da kendi kitlesini dolandırıcılıktan koruyor. Direk yasaklamak yerine çözüm üretiyor. BTK yasak getirmeden önce bu tür çözümler üzerine ne kadar düşündü? Mesela regülasyon konusunda çok katı olan Avrupa ülkeleri kendi vatandaşlarını bu yasak olmadan nasıl koruyor? Cevabını ben vereyim. Zahmet ediyorlar, sistem kuruyorlar, mücadele ediyorlar. Direk yasaklamak en kolayı.