Gazze bizlere çok şey gösterdi ve öğretti.
Gazze başta olmak üzere Filistin'in dört bir yanında mücadele eden kardeşlerimiz, tüm imkansızlıklara rağmen işgal rejimine ve işgal ordusuna verdikleri ağır darbelerle ümmetin yüz akı olmuşlardır. Yenilmez orduların ne kadar aciz ve zelil olduklarının dersini vermişlerdir.
Gazze, Batanın gerçek yüzünü, modern çağın zulüm kokan canavarlığını ve siyonizmin insanlık için ne kadar büyük bir tehlike olduğunu gösterdi. Gazze direnişi Batnın mimsiz medeniyetinin kan, gözyaşı, talan ve işgalden ibaret olduğunu öğretti.
Gazze'deki soykırım Batının ve Siyonistlerin gerçek yüzünü ortaya çıkardı. Çağdaşlık, özgürlük, insan hakları, çocuk hakları, kadın hakları, sivillerin dokunulmazlığının bir masaldan ibaret olduğunu gözler önüne serdi. Siyonist işgal rejimi çocuk, kadın, yaşlı ve sivil insanları katlederken Gazze'de sadece katliam işlemiyor. Siyonistler aynı zamanda insanlığın vicdanına da savaş açıyor.
Üstat Bediüzzaman'ın "Madem hakikat budur. Hem madem bir zalim ve vicdansız bir adam, birisini yere atıp ayağıyla onun başını kat'î ezecek bir surette davransa, o yerdeki adam eğer o vahşi zalimin ayağını öpse; o zillet vasıtasıyla kalbi başından evvel ezilir, ruhu cesedinden evvel ölür. Hem başı gider hem izzet ve haysiyeti mahvolur. Hem o canavar vicdansız zalime karşı zaaf göstermekle, kendisini ezdirmeye cesaret verir. Eğer ayağı altındaki mazlum adam, o zalimin yüzüne tükürse; kalbini ve ruhunu kurtarır, cesedi bir şehid-i mazlum olur. Evet tükürün zalimlerin hayâsız yüzlerine!.." sözleri Gazze'nin halini, durumunu ve kutsi mücadelesinde haklı olduklarını ve haklının da güçlü olduğunu bize göstermektedir.
Siyonist işgal rejimi, Gazze halkının çelikten iradesini kıramadı, mücadele azmini yok edemedi. Filistinliler yaralandılar, şehid oldular, sürüldüler, göçe zorlandılar, açlıkla, susuzlukla sınandılar, öpmeye kıyamadıkları yavrularını toprağa verdiler. İşkencenin her türlüsüne maruz bırakıldılar. Küresel sistemin tüm acizliklerini bizzat yaşadılar. Ama zulme ve zalime asla boyun eğmediler. İnsanlığın onurunu savunmaya devam ettiler. Halen de devam ediyorlar.
Soykırımın suç ortağı olan ABD başta olmak üzere zalim ve gaddar batı devletlerine alternatif bir güç ortaya koymanın vakti gelip geçmiştir sanırım.
Bu mezalime dur diyecek, direnişe destek verecek, zulmü sona erdirecek tüm hukuki, siyasi ve diplomatik yollar denendi. Ancak görünen o ki Siyonistler hukuki, siyasi ve diplomatik tüm girişimleri hiçe saydı.
Son yaşanan gelişmeler gösteriyor ki, siyositleri durdurmanın farklı bir yolu olmalıdır. Vicdan sahibi devletler, bir araya gelerek, kendi aralarında bir blok oluşturmalıdır. Bu blok belki de tek kutuplu dünyanın adaletsizlik ve zulümlerine karşı alternatif olacaktır.
Oluşturulacak bu blok Filistin direnişine askeri, siyasi, ticari, diplomatik yönden açıktan destek verecek. Söz konusu bu blok Filistin'le birlikte hareket ederse o zaman siyonit işgal rejimi geri adım atmak zorunda kalacaktır.
Tek kutuplu zulümle yoğrulmuş, anarşizm felsefesinden beslenen bir dünyadan özgürlüğüne kavuşmuş başkenti Kudüs olan Filistin devletinin kurulmasına vesile olacak bir blok oluşturmanın vakti çoktan geçmiştir sanırım.