Yahudi toplumu, dünya sahnesine çıktığı anlardan itibaren kendilerine muhalif gördükleri her sesi susturmak için "suikastı" adeta bir kimlik unsuru haline getirmişlerdir. Yahudilerin ilk teşebbüsü; kendi canlarından ve kanlarından olan bir peygamberi, Hz. Yusuf'u, gözlerini kırpmadan kuyuya atmakla başlamıştır. Onlar zamanla bu cüreti Allah'ın elçilerinden bazılarına kadar vardırmışlardır.
Kur'an-ı Kerim, onların bu karakter yapısını bizlere açıkça tasvir eder. Hz. Zekeriya'nın saklandığı ağaçla birlikte testere ile biçilmesi, Hz. Yahya'nın başının kesilerek şehit edilmesi ve Hz. İsa'ya yönelik bitmek bilmeyen suikast girişimleri; bu topluluğun "peygamber katili" sıfatını tarihe kazımıştır.
Rabbimiz, Bakara ve Âl-i İmrân surelerinde bu durumu yüzümüze çarpar: "...Haksız yere peygamberleri öldürenler ve insanlardan adaleti emredenleri katledenler; işte onlara acı bir azabı müjdele!"
Bu ayet aslında üç temel hususa işaret eder: Ayetleri inkâr, peygamber katli ve adaleti savunanların tasfiyesi. Bu üç husus, Yahudilerin suikast yöntemlerinin temelini oluşturmaktadır.
Tabii Yahudiler, tarih boyunca bu karakterlerini sürdürmüşlerdir. Kendilerine muhalif gördükleri ya da düşman bildiklerine daima suikastlar düzenlemişlerdir. Muhalif olanın peygamber olması bile onları durdurmamıştır. Hatta Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) dahi defalarca suikast tertip edecek kadar ileri gitmişlerdir.
Bu karakterlerini son yüzyılda da görüyoruz. Özellikle Filistin'in işgalinden bu yana sadece fiziksel suikastlarla değil, itibar suikastlarıyla da dünyayı dizayn etmeye çalışıyorlar. Bunun en bariz örneği Epstein dosyasıdır. Bunun gibi küresel skandallar; devlet liderlerini avuç içine almak, şantajla saf dışı bırakmak için bir silah olarak kullanılmıştır.
Şu bir hakikattir ki bu suikast çarkı, en çok Müslüman liderlerin üzerinde dönmektedir. Şeyh Ahmed Yasin'den günümüze, Filistin direnişinin sembol isimlerinden İslam dünyasının stratejik aktörlerine kadar pek çok ismin arkasında aynı elin izi vardır.
Mâide suresinin 82. ayetinde buyurulan; "İman edenlere karşı insanların en şiddetli düşmanının Yahudiler ve müşrikler olduğunu göreceksin," beyanı; bugün Gazze'de, Lübnan'da ve tüm İslam coğrafyasında çıplak gözle müşahede ettiğimiz bir gerçektir.
Tarih, bu zalim karakterin hiçbir zaman kalıcı bir huzur getirmediğine şahittir. Peygamber kanı döken, adalet isteyenleri katleden bu zihniyetin; ilahi adaletin tecellisi ile kendi karanlığında boğulacağı günler elbet gelecektir.
Allah (c.c.) Müslümanları bu zulmün şerrinden muhafaza eylesin.