SÜRESİZ NAFAKANIN TAHRİBATLARI

Abone Ol

Aile, toplumun en temel yapı taşıdır. Ancak son yıllarda yürürlükte olan bazı yasalar, aile kurumunu güçlendirmek yerine zayıflatıp bireyleri evlilikten soğutuyor.

Bu sorunlardan biri de süresiz nafaka zulmüdür. Birkaç yıl süren bir evlilik sonrası bile, erkeğin hayat boyu nafaka ödemek zorunda bırakılması, adalet anlayışına sığmayan bir durumdur. Aslında birkaç yıl değil bir gün dahi evli kaldıysa tedbir nafakası adı altında bir nafaka ödeniyor. Bu uygulama hem ekonomik bir yük hem de bireylerden psikolojik bir esaret anlamına da geliyor.

Süresiz nafakayı sadece karşı tarafa ödenen bir para olarak düşünmeyin, bu uygulama beraberinde birçok mağduriyetleri doğuruyor.

Süresiz nafaka, boşanmış erkekler üzerinde ciddi ekonomik ve psikolojik yıkımlara sebep oluyor. Nafaka mağduru birçok erkek, yıllarca süren bu yükün altında ezilirken tekrar yeninden bir evlilik, hayatlarını yeniden kurma şansını da kaybediyorlar. Boşanan kadınlardan bazıları çalışabilecek durumda olmalarına rağmen, nafaka gelirini bir "geçim kaynağı" olarak görerek çalışmamayı tercih ediyorlar. Bu da çalışan bireyler ile çalışmadan yaşamayı seçenler arasındaki adalet dengesini bozuyor.

Daha da kötüsü, bazı kötü niyetli kadınlar, evliliklerini kısa süre içinde sonlandırarak süresiz nafaka hakkı elde etmeyi düşündükleri için bunu "planlayıp" planladıkları şeyi gerçekleştirmek için fırsat kolluyorlar… Bu durum, evlilik kurumunun su-istimal edilmesine yol açarken erkekleri de evlilikten uzaklaştırıyor. Genç erkekler, gelecekte süresiz nafaka ödemek zorunda kalmamak için evlilik fikrinden tamamen vazgeçiyorlar. Bu da toplumda evlilik oranlarının düşmesine ve aile yapısının zayıflamasına neden oluyor.

Bu yıl aile yılı ilan edilmiş…. Oysa aileyi koruma çabalarının önündeki engeller kaldırılmalıdır.

Süresiz nafaka gibi adaletsiz uygulamalar devam ettiği sürece, aile kurumunu güçlendirmeye yönelik yapılan tüm çalışmalar gölgede kalır. Bir toplumda önce haksızlıklar giderilmeli, sonra iyileştirici adımlar atılmalıdır. Üstad Bediüzzaman Said Nursî’nin de ifade ettiği gibi:

"Menfi hareketleri kaldırmak, müsbet hareketlerden evlâdır."

Yani kötülüğü ortadan kaldırmak, iyiliği anlatmaktan daha önceliklidir. Bu yüzden, aile yapısını güçlendirmek için önce süresiz nafaka gibi adaletsiz uygulamaların kaldırılması gerekiyor.

Adalet duygusunu yeniden tesis etmek için nafaka sistemi adil bir çerçevede yeniden düzenlenmeli. Süresiz nafaka yerine, belirli bir süreyle sınırlı nafaka uygulaması getirilmeli ve kişinin kendi geçimini sağlayabileceği makul bir süre içinde sona erdirilmelidir. Kadın ve erkek arasında bir denge kurulmalı, erkeğin ömür boyu sürecek bir ekonomik yükümlülük altına sokulması yerine, destek süresi makul bir çerçevede sınırlandırılmalıdır.

Ayrıca, kötü niyetli su-istimalleri önlemek için nafaka bağlanmadan önce kadının ekonomik durumu ve çalışabilirliği dikkate alınmalıdır. Gerçek mağdurlar korunurken, haksız kazanç sağlamak amacıyla nafaka talep edenlere karşı önlemler alınmalıdır.

Süresiz nafaka uygulaması, bireyleri mağdur eden ve toplumun temel taşı olan aileyi zayıflatan bir sistemdir. Erkeklerin ömür boyu nafaka ödemesi, onları hem ekonomik hem de psikolojik olarak zor durumda bırakırken, kötü niyetli kullanımlara da kapı aralamaktadır. Bu adaletsiz sistemin düzeltilmesi, toplumda evlilik müessesesini yeniden güçlendirecek ve bireyleri evlilikten soğutan en büyük engellerden birini ortadan kaldıracaktır.

Adaletin sağlanması, yalnızca bireysel değil, toplumsal huzurun da temel şartıdır.